“Yeni” medya ve siyaset için “eski” bir masal

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde…

Develer top oynarken eski hamam içinde…

İstikrarla büyüyen bir uzak ülke varmış.

Bu ülkenin bir de her daim canı sıkılan padişahı.

Ne yapsam, ne etsem de can sıkıntımdan kurtulsam diyen padişah, çözümü dalkavuk aramakta bulmuş.

Kendisini en iyi eğlendirecek dalkavuğu bulmak için dört bir taraftaki bilboardlara ilanlar verilmiş.

Hatta en iyi dalkavuğu seçmek için Dalkavuk Star ve Dalkavuk Sizsiniz gibi yarışmalar dahi düzenlenmiş.

Ve sonunda bir sürü yarışmadan finallere kalan onlarca aday, sırasıyla padişahın huzuruna kabul edilmeye başlamış.

İlk aday kendisini tanıtıp çalıştığı yerleri anlatmaya başlamış.

CV’si pek parlak, kişisel gelişimini neredeyse tamamlamış bu adayı padişah sabırla dinledikten sonra, demiş ki:

“Aslında sen pek dalkavuğa benzemiyorsun.”

Dalkavuk adayı, “Nasıl olur padişahım? Hizmetinde bulunduğum, danışmanlığını yaptığım herkes benden övgüyle bahsederdi. Onlara da sorsanız benim ne kadar iyi bir dalkavuk olduğumu anlatacaklardır.” diye kendini savunmaya çalışırken padişah adaya kapıyı göstermiş.

İlk adayın, istediği dalkavuk olmadığını söyleyip, diğer adayı çağırtmış.

Sonra bir diğerini, ötekini, berikini…

Aynı konuşmalar defalarca tekrar etmiş.

Gelen herkes kendisini ve çalıştığı yerleri anlatıyor, parlak kariyerinden, biriktirdiği sertifikalardan, yer aldığı köşelerden bahsedip duruyormuş…

Padişahın “Sen pek dalkavuğa benzemiyorsun.” sözüne karşılık, kendilerini savunmaya başlayınca sonunu getirmeye fırsat bulamadan sıra diğer adaya geçiyormuş.

Nihayet bir aday daha kendini uzunca tanıttıktan sonra padişah aynı şeyi tekrar etmekten usanmış halde, “Aslında sen de pek dalkavuğa benzemiyorsun.” demiş.

Aday kendini savunmak yerine aynı usanmış ses tonuyla “Ben aslında pek benzemem padişahım!” diye cevap vermiş.

Bunun üzerine padişah “Dur bakayım sanki biraz benziyorsun?” deyince aday da “Biraz benziyor olabilirim padişahım!” diye tasdik etmiş.

Adayın bu halini gören padişah, onu hemen sarayın dalkavukluk kadrosuna almış.

* * *

Türkiye’nin merkezindeki yeni medya düzeninden bahsedilince bu hikâye geliyor aklıma.

Evet, bu düzen ilk bakışta eskisine benzemiyor.

Ama son tahlilde aynı soruna vardığımızı düşünüyorum.

Bu yeni merkez medyanın yayın kriterlerini de kendisi değil yine başka güç odakları belirliyor.

Yayın politikalarındaki dengeler yine medyanın kendi var oluş amacından uzak noktalarda kuruluyor.

Yazılanlar, çizilenler ya da haber unsuru olarak değerlendirilenler, güç odağı olarak görülenlerin tavrına göre hemen değişebiliyor.

Yani medyanın merkeze aldığı güç değişiyor ama nakletme biçimi aynı.

Örneğin bir haberde ya da yorumda “bizden olanlar ve olmayanlar” ayrımı, birçok şeyi değiştirebiliyor.

Bu ise sağlıklı bir durum değil…

Neden böyle olduğunu anlamak içinse sanırım yeni iktidar sahnesindeki düzene bakmak gerekiyor.

Çünkü orada da hikâye aynı…

BEYTULLAH ÖNCE

SAKARYA YENİHABER

Bir cevap yazın