BİR D.D. POLİTİKASI: BÖL-ÇATIŞTIR-YÖNET

Türkiye’de sistemin derin aklı şöyle çalışıyor: Böl-çatıştır-yönet. Farklı toplumsal grupların din, mezhep ya da ırk temelli hallerini ya da hislerini provokasyonlarla ve hatta katliamlarla birbirine karşı kışkırtan bu tehlikeli ve bir o kadar kanlı politikanın sonuçlarını bugün özellikle Kürt, Ermeni ve Alevi meselelerinde rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz.

Son günlerde Çorum, Maraş, Sivas ve Başbağlar’da yaşanan katliamlara ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler ise bu derin izleri biraz daha belirginleştirmeye başladı.

İlk haber Madımak’ta gerçekleştirilen katliam operasyonuna ilişkindi. Özel Harp Dairesi üyesi Kıdemli Üsteğmen H.Ç., çirkin komployu deşifre edecek önemli ifşaatlarda bulundu.Eylemde bizzat görev alan Özel Harp Dairesi mensubu, kaçtığı Avrupa’da PKK’nın yayın organı ROJ TV’ye konuştu.

Üsteğmen H.Ç., Madımak’ın Müslümanlarla hiçbir alakasının olmadığını, Özel Harp Dairesi tarafından tezgahlandığını, halkın galeyana getiriliğini iddia etti.

H.Ç. “Bizim Türk halkının şöyle bir özelliği var, ‘Allah, Peygamber’ dediğiniz zaman Türk halkı hemen ayağa kalkar. Ordu bunu çok iyi kullandı. Kalabalığın içinde ikişerli guruplar halinde 6 guruptuk. Beşinci grupta bulunan bir arkadaş ilk başta bir mermi sıktı, arkasından molotof kokteylleri geldi. Bizim görevimiz sadece kargaşayı çıkartmaktı ama dediğim gibi kargaşa bizim beklediğimizin üzerine çıktı” şeklinde şok itiraflarda bulundu.

ÇORUM’DA DA AYNI ELLER DEVREDEYDİ!

Çorum’da 31 yıl önce gerçekleştirilen ve 12 Eylül darbesine zemin hazırlamak için mezhep çatışmasını hedefleyen katliam operasyonu da aynı ellerin tezgahından çıkmıştı.

Dönemin Çorum Ülkü Yolu Derneği Başkanı Kazım Aras, provokasyonun açıkça uygulamaya konulduğunu söylüyor. “Cami bombalanmış dediler. Terastan baktım öyle bir şey yoktu.” diyor. Şehirde o gün çok fazla yabancı araba ve insan gördüğünü aktaran Alevi vatandaşlardan K.M., olayların bilinçli olarak engellenmediğini düşünüyor. Sünni mahallesinden göç etmek zorunda kalan A.Ö., ise şu tespitte bulunuyor: “Hepsi tezgahtı.”

Evet, bugün deşifre olmaya başlayan katliamlar  derin devletin tezgahında dokunmuştu.

Ama şu sorular cevap bulmak için konuşmayı, cevaplarla yüzleşmeyi bekliyor:

Halk olarak bu tezgaha neden geldik?

Geldiğimiz tezgahların sonuçlarına bakarak, durumu değiştirmek için neler yapmamız gerekiyor?

Ve herşeyden öte:

Yüzleşmeye hazır mıyız?

PLATFORM HABER

Bir cevap yazın