16. yıldönümünde Srebrenitsa katliamı anılacak

Bosna’daki savaş sırasında Temmuz 1995 yılında 8 bin Boşnak erkeğin katledildiği Srebrenitsa’da, soykırımın 16. yıldönümü için 11 Temmuz’da yapılacak anma törenlerinde 600 kurbanın cenazeleri toprağa verilecek. Soykırım kurbanlarının cenazelerinin defnedildiği Potoçari Anıt Merkezi’nde 11 Temmuz’da düzenlenecek toplu cenaze törenleri için hazırlık çalışmaları devam ediyor.

600 Şehidin Daha Cenazelerine Ulaşıldı

Potoçari Anıt Merkezi Müdürü Mersed Smayloviç, yaptığı açıklamada, savaş zamanında BM’nin “güvenli bölge” ilan ettiği ve Hollandalı askerlerin koruması altındaki Srebrenitsa’da, 1995 yılının temmuz ayında işlenen soykırımın kurbanlarından yaklaşık 600 kişinin cenazelerinin bu yıl toprağa verileceğini kaydetti. Toplu mezarlardan cesetleri çıkartılan kurbanlardan Tuzla kentindeki Podrinye DNA Merkezi’nde yaklaşık 600 kurbanın kimliğinin tespit edildiğini ifade eden Smayloviç, şöyle konuştu: “Ancak bu kurbanların birçoğunun cesetleri, bir bütün olarak toplu mezarlarda bulunamadı. Çünkü katiller kurbanları gömdükleri yerlerden çıkartarak başka yerlere gömdükleri için cesetler parçalandı. Çok sayıda kurban yakınının, toplu mezarlardan çıkartılan yakınlarının cesetlerinin diğer parçalarını bulmak için artık sabrı kalmadı. Bu nedenle bu yıl cesetlerin birçoğu, sadece birkaç parçasıyla toprağa verilecek. Bu yıl cenaze törenine doğru cesedi toprağa verilecek kurban sayısı daha da artabilir.”

Kurbanların Tabutları Hazırlanıyor

Törenlerde toprağa verilecek kurbanların cenazeleri ise Saraybosna yakınlarındaki Visoko kentine götürüldü. Cenazelerin defni için son hazırlıklar burada yapılıyor. Kurbanların cenazeleri, Visoko’da hazırlanan tabutlara konulacak ve 9 Temmuz sabahı Srebrenitsa’ya götürülmek üzere konvoy halinde yola çıkarılacak. Konvoydaki cenazeler, aynı gün başkent Saraybosna’da Devlet Başkanlığı binası önünde devlet yetkilileri, kurbanların yakınları ve halkın katılacağı törenin ardından son yolculuklarına uğurlanacak. Konvoy, Srebrenitsa soykırımının sorumlusu Ratko Mladiç’in savaş sırasında karargah olarak kullandığı Han Piyesak ve Vlasenica üzerinden daha sonra Potoçari’ye ulaşacak. Hollandalı askerlerin savaş zamanında kullandığı fabrikaya konulacak olan tabutlar, daha sonra törenlerin yapılacağı alana taşınacak ve 11 Temmuz’da öğleyin kılınacak toplu cenaze namazının ardından toprağa verilecek.

Ölüm Yürüyüşü Yarın Başlıyor

Srebrenitsa’nın 11 Temmuz 1995 tarihinde Ratko Mladiç’in birliklerince işgal edilmesi üzerine soykırımdan kaçan kurbanların orman yolunu kullanarak Tuzla kentine ulaşmak üzere kullandığı güzergahta her yıl yapılan ölüm yürüyüşü, bu yıl yarın başlayacak. Tuzla yakınındaki Nezuk kasabasından Srebrenitsa istikametine doğru yapılacak ve 3 gün sürecek ölüm yürüyüşüne bu yıl Bosna-Hersek’in çeşitli kentlerinin yanı sıra İsveç, Almanya ve Avusturya’dan bisikletleriyle önceden yola çıkan Boşnaklar da katılacak. Yaya olarak orman yolu kullanılarak yapılan yürüyüşe Türkiye’den de katılanlar olacağı öğrenildi. Yürüyüş 11 Temmuz’da Potoçari Anıt Mezarı’nda sona erecek.

Bosna-Hersek Federasyonu “Yas Günü” İlan Etti

Bosna-Hersek’i oluşturan 2 entiteden (devletçik) biri olan Bosna-Hersek Federasyonu’nda, Srebrenitsa soykırımının yapıldığı 11 Temmuz “yas günü” ilan edildi. Bosna-Hersek Federasyonu hükümetinin dünkü toplantısında karar kapsamında, federasyona bağlı kurumlarda 11 Temmuz’da Bosna-Hersek bayrağı yarıya indirilecek ve gün boyu eğlence ve benzeri faaliyetler yapılmayacak. Ayrıca Bosna-Hersek Federasyonu’nda yayın yapan medya da programlarını yas gününe göre yapmakla yükümlü olacak.

(Yeni Akit)

One thought on “16. yıldönümünde Srebrenitsa katliamı anılacak

  • [b]Yunus Emre Kocabaşoğlu: Büyüklere Masallar: Türkiye’de Antisemitizm Yoktur[/b]
    Yahudilerin öldürülmesini haklı göstermek.: Sanırım bunu detaylı olarak açıklamaya lüzum yok. Anadolu’da Vakit gazetesi yazarı Abdurrahim Karakoç’un 17 Ağustos 2004 tarihli yazısı açıkça Soykırımı övmektedir:

    ‘Dünya kamuoyunda ‘ırkçı, sadist, canavar’ olarak takdim edilen Adolf Hitler’in basiretine hayran olmamak elde değil. Hitler bugünleri görmüş ta o zaman. Dünyanın başına bela olacaklarını bildiği içindir ki, ırkçılığı din gibi algılayan, yeryüzünü kana bulamaktan zevk alan hokkabaz Yahudileri temizlemiş.’ [11]

    Soykırımın gerçekliğini, kapsamını, mekanizmalarını (örneğin gaz odaları) veya maksatlılığını inkar etmek. Özellikle milliyetçi ve İslami basında oldukça yaygın olarak dile getirilen ırkçı inkar, kurbanın olmayan bir mazlumluk üzerinden günahkar/haksız çıkar sağlamak peşinde olduğu argümanına dayanır. Örneğin, Millî Gazete yazarı Fatih Sertyüz’ün 24 Şubat 2009’deki yazısı, ulusal bir gazetede son 20 yılın en ağır Soykırım inkarı metnidir. O yazıdan küçük bir kesit sunalım: :

    ‘Gaz odaları da kocaman bir yalandı. […] Başka bir dolma Zyklon-B gazı hakkında yutturulmak istenendi. Alman makamları bu gazı, savaş sırasında ortaya çıkan ve binlerce insanın ölmesine yol açan Tifüs mikrobunu kırmak için kullanmışlardı. Yani Yahudileri öldürmek değil, bilakis kurtarmak istiyorlardı.’ [37]
    Türkiye gazetesi yazarı M. Necati Özfatura’nın ‘Soykırımı Siyonistler planladı’ formülüne dayanan 13 Nisan 2002 tarihli yazısı da, 1999 yılında bir tecavüz davasına bakan İtalyan Temyiz Mahkemesinin ‘Küçük bir aracın içinde, kendi isteği olmadan dar blucin giyen bir kadına, bir erkeğin sahip olması mümkün değildir. [38] kararıyla benzeşir: İlki antisemit, diğerleri cinsiyetçi (sexist) olan bu söylemler, ‘ezen ile -düşük karakterinden ötürü- ezilenin aslında günahkar bir işbirliği yaptıkları, ancak daha sonra kurbanın -yine düşük karakterinden ötürü- işine öyle geldiği için mazlum rolü oynadığı’ argümanı üzerine kurulur:

    ‘İkinci Dünya Savaşı esnasında Hitler’in kıyımı ile Siyonist medyaya malzeme oldu. Yahudileri mazlum millet gibi tanıttılar. Aslında Hitler’i iktidara getiren ABD’li Yahudi bankerler ve çok uluslu şirketler idi. Hitler Avrupa’daki Yahudilerin Filistin’e göç etmeleri için soykırım yaptı. Ama bu dev aynasında büyütüldü. Kaldı ki Hitler’in soyunda Yahudiler olduğu biliniyor. İsrail’in kurulması dünya Siyonist teşkilatınca yıllar önce planlanmıştı. Bunu 2. Dünya Savaşı’ndan sonra başardılar.’

    Bir halk olarak Yahudileri, bir devlet olarak İsrail’i soykırımı icat etmek veya abartmakla suçlamak.: Özellikle milliyetçi ve İslami basında oldukça yaygın olarak dillendirilen bu teze göre Yahudiler, bir soykırım icat ederek kendi emellerini (İsrail’i kurmak) meşrulaştırmışlardır.

    İşin ilginci, bu söylem Müslüman ve Türklere karşı da kullanılmaktadır: İsviçreli Alexander Dorin, 2009’da yayınlanan Die Geschichte eines Salonfahigen Rassismus [Salon Irkçılığının Tarihi] adlı kitabında, aslında Srebrenica’da ne Soykırım ne de katliam yapıldığını; bu yalanın kendi emellerini (Bosna-Hersek’i kurmak) meşrulaştırmak için Aliya İzzetbegoviç ve Bill Clinton tarafından uydurulduğunu, olaylarda ölenlerin sayısının 2-3 kat şişirildiğini, öldürülenlerin de aslında Bosna Hersek ordusuna mensup askerler olduğunu iddia etmektedir. [42, 43]

    Noam Chomsky de NATO harekatı öncesi çoğu cinayeti Kosova Kurtuluş Ordusu’nun işlediğini, Sırpların NATO saldırılarından sonra silaha sarıldığını iddia eder ve bu yüzden ciddi şekilde eleştirilir. [44-48] Arada bir fark var mı?

    Yunanistan’daki aşırı sağcı basın da, tezini güçlendirmek için Türklerin Ermenilere, Rumlara, Kürtlere uyguladıkları zulümleri sıralayıp; Nazilerin bile Türklerden esinlenerek ve Türklerin imha yöntemlerini kullanarak Yahudi Soykırımını yaptıklarını, Kıbrıs’ta da benzer bir etnik temizlik uyguladıklarını iddia edip, Türkiye’nin Barış Gücü çerçevesinde Kosova’ya asker göndermesini de ‘Balkanlara tekrar nüfuz etmek isteyen yayılmacı Türkiye Cumhuriyeti, Kosovalı Müslüman Arnavut azınlığı yıllardır silahlandırdı ve Sırplara karşı kışkırtarak bu isyana sebep oldu. Nitekim Prizren bölgesine Türk askeri yerleştirmeyi başardılar.’ [49] diyerek, etnik temizlik sırasının Balkanlara geldiğini ima ediyordu. Bu yorumlarda Türklerin emellerini (Balkanlara geri dönmek) gerçekleştirmek için hem Kosovalı teröristleri yıllardır silahlandırdıkları, hem de Sırpların Kosova’da bir katliam yaptıkları hikayesini uydurdukları iddia ediliyordu. [50] Yine düşünelim, bir fark var mı?

    Sırplara göre de [b]dünyayı, petrol zengini Müslüman elitler ve petrol tröstleri beraberce yönetmektedir: Sırp basınında, Bosna vahşeti sırasında, petrol zengini Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE ve Katar gibi ülkelerin petrol gelirleriyle, Batı’da satın aldıkları şirketlerin listesini de ekleyerek, sık sık dile getirilen “Bazı nüfuzlu Müslüman ülkeler ve petrol endüstrisinde büyük çıkarları olan ABD ve NATO üyesi yardakçıları, önce Yugoslavya’yı parçalayarak zayıflattılar, sonra Bosnalılar eliyle Avrupa’nın göbeğinde bağımsız bir Müslüman devlet kurabilmek için, savaş sırasında ortaya çıkan ufak tefek bazı zorlukları abarttılar, gerçeği saptırarak Sırp askerlerini Srebrenica’da Soykırım yapmakla suçladılar ve bu yalanlarını petro-dolarları ile satın aldıkları uluslararası basını eliyle dünya kamuoyuna servis ettiler[/b]. Şimdi Kosova’da aynı oyun bir kez daha sahnelenmekte. türü ırkçı savlardan pek farkı yoktur.

    http://www.youtube.com/watch?v=i1a-_LzxDyE
    Srebrenica Planned in Washington and Sarajevo
    Excerpt from Dutch television documentary on Srebrenica. Features interview with Hakija Meholic the Muslim police chief of Srebrenica during the war.

    İzzetbegoviç’in, uluslararası kamuoyunu harekete geçirecek, NATO müdahalesinin önünü açacak bir etnik temizliği öngördüğünü ve Srebrenitsa’yı kurban ettiğini iddia eden Boşnak yetkililer vardır ki olayların gelişimi de bunu doğruluyor (1993’teki bir görüşmede Bill Clinton’un Aliya İzzetbegoviç’e [b]”Sırplar Srebrenitsa’da 5.000 kişiyi öldürürse askeri müdahale düşünülebilir”[/b] demesi)

    Srebrenitsa’da kenti korumakla görevli bir diğer birlik ise Boşnaklara ait 28. Tümen idi ancak bu tümen saldırı başlamadan kısa bir süre önce kenti terk etmişti. Kentin güvenliğinin sağlanmaması nedeniyle Srebrenitsa’nın düşmesinden Bosna Hersek’in eski Devlet Başkanı Aliya İzzet Begoviç de sorumlu tutuluyor. Srebrenitsa eski polis şefi Hakiya Meholiç’e göre İzzet Begoviç bilerek Boşnak sivilleri sürgüne terk etmişti.

Bir cevap yazın