304. hafta: Srebrenitsa Katliamı, Macide Göç Türkmen & Özlem Hicran Özyurt anıldı

Sakarya Adalet Girişimi 304. Açıklamasında yasağın devam ettiğini vurgularken, Srebrenitsa Katliamı’nı unutturmadı. Eylemde ayrıca başörtüsü mücadelesindeki örnek isimlerden Macide Göç Türkmen ve Özlem Hicran Özyurt da anıldı

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 304. hafta basın açıklamasını Bulvar AKM önünde gerçekleştirdi. Platform adına Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi’nden Abdüssamed Erkan tarafından okundu. 1995 yılında yaşanan Srebrenitsa’da katledilen 8372 Boşnak Müslümanı anmak amacıyla öldürülen kişileri sembolik olarak temsil etmesi amacıyla ayakkabıların sergilendiği ve “Unutma, unutturma” yazılı bir pankartın yere serildiği basın açıklamasında ayrıca 8 Temmuz bir trafik kazasında hayatlarını iki başörtüsü direnişçisi Macide Göç Türkmen ve Özlem Hicran Özyurt da anıldı.

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ 304. BASIN AÇIKLAMASI

Yasakları Müslümanlar bizzat kendileri kaldıracaktır.

Başörtüsüne karşı keyfi yasaklar devam ediyor. Hala bazı malum kurum ve kuruluşlar başörtüsü hakkında hiçbir hukuksal dayanakları olmadıkları halde ısrarla örtü açtırma direnişlerini sürdürüyorlar. Bizlerde Müslümanlar olarak direnişimizi sürdüreceğiz.

Bu hafta içinde ODTÜ’de yapılan mezuniyet töreninde başörtü skandalı yaşandı.Diplomalarını aileleri ile birlikte almaya gelen başörtülü öğrenciler tören alanına alınmadılar. Öğrencileri örtülü oldukları için alana almayan güvenlik görevlileri ile insan hakları aktivistleri arasında gerilim yaşandı. Arkadaşlarının teselli edemediği öğrenciler gözyaşlarını tutamazken, Ankara Mazlumder’den gelen insan hakları savunucuları yetkililer ile görüşmeye başladılar. Görüşmeler sürerken örtülü olmayan öğrenciler de tören alanından ayrılarak arkadaşlarının yanına gelerek direniş göstermeye başladılar. Direniş büyümeye başlayınca üniversite yönetimi de geri adım atmak zorunda kaldı.

Yine hafta içinde Çanakkale şehitliklerini gezmek için Aydın’dan gelen hanımlar, halka açık olan Çimenlik Kalesi’nden, askerler tarafından zorla çıkarıldı. Yönetmelik ve kanunlarda müze ve kalelere örtülü girilemeyeceği ibaresi olmamasına rağmen, sorumlu komutanın keyfi tutumu yüzünden ziyaretçiler mağdur oldu. Vatandaşı oldukları ülkenin topraklarını gezme özgürlüklerinin, birileri tarafından hiçbir hakkı olmadan engellenmesine tepki gösteren hanımlar müze bahçesinde silahlı askerler eşliğinde dolaştırıldılar ve çıkışta da sorumlu kişi tarafından hakarete uğradılar.

Görüldüğü üzere keyfi yasak hala sürmektedir ve bu yasağı ancak yasakçılar karşısında dik duruş sergileyerek yaşam biçimimizden taviz vermeyerek kazanabiliriz… ancak şunu da belirtmemiz gerekir ki 20 yıldan daha uzun süre boyunca bu fiili yasak, silahlı kuvvetlerden yargıya kadar değişik devlet kurumlarının desteği ile sıkı biçimde uygulandığı için, bugün gelinen noktada, yasağa son verilmesini savunanlar dahi, geçmişte oluşmuş olan bu psikolojik havanın etkisiyle yasağın, çıkarılacak bir anayasa ya da kanun hükmü ile kaldırılmasını beklemektedirler. Halbuki Anayasanın 13. maddesine göre temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlandırılabilir ve şu anda Türkiye’deki hiçbir kanunda da bu biçimde sınırlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır.

Şimdi şu soruları sormak istiyoruz:

Halkımızın çoğunluğu Müslüman olduğu halde neden halkın yaşadığı veya inandığı değil de %1-2’lik bir jakoben grubun istekleri bu ülkede uygulanmaktadır. Bu konuda yöneticilerimizden gerekli tedbirleri almalarını hala beklemekteyiz. Bir milletvekilinin giydiği etekten protez bacağının görünmesi nedeniyle Meclis genel kurulunda hanımların pantolon giyebilmesi için alelacele teklif veren milletvekilleri yıllarca üniversite kapılarında başlarını açmak zorunda kalan bacılarımız için neden böyle bir ivedilikle hareket etmediler? İş başörtüsüne gelince neden adımlar ağırdan atılmaktadır?

Bütün bunların yanında yine hafta içinde yayınlanan Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda “başı açık fotoğraf” kuralı kaldırıldı. Ayrıca eski kılavuzdaki, “üniversite öğrencileri kılık kıyafet ile ilgili yüksek yargı organları tarafından verilmiş kararlarla oluşmuş hukuki mevzuata uymak zorundadırlar” ifadesi de kaldırıldı.

Güzel gelişmelerden bir diğeri de 28 Şubat sürecinde çocukların Kuran öğrenebilmeleri için 12 yaş sınırlamasına Diyanet İşleri Başkanından da tepki geldi. Kurslara başvuran öğrencileri geri çeviremeyeceklerini söyleyen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez yasağın hukuka aykırı olduğunu tespit etmek için hukukçu olmaya gerek olmadığını ve bu konuda düzenleme yapılmasını beklediklerini söyledi.

Ülke sınırlarımızda bu gibi durumlar devam ederken, dünya Müslümanlarının varlığını unutmayı, unutturmayı reddediyoruz. Burma’dan Küba’ya kadar Kelime-i Tevhidi’in yankılandığı tüm dünya üzerinde güzel haberlerin dinmemesi için çalışmalar devam edecektir.

Filistinli kardeşlerimize gönderilen filoların, arsız sözde medeni canavarlar tarafından engellenmeye çalışılıp, dirençlerin kırılmaya çalışılması gibi, Suriyeli Müslüman kardeşlerimizi sayısız sıkıntılara sokup, can ve mallarını heder eden gaddar yalancı efendilerin tüm yaptıklarına şahitlik ediyor ve asla kabul etmiyoruz.

Yeryüzünün bu kısmında yaşayan bizler, seslerini duyuramayan, çaresizliklerini dile getiremeyen, kendilerine muhatap bulamayan mazlumların yanında ve onlarla birlikte olmaktan sonsuz bir mutluluk duyuyoruz.

Sakarya Adalet Girişimi olarak adaletin, özgürlüğün, hakkın yanında olduğumuzu bir kez daha söylüyoruz. Bu kavramların sadece partilere isim olmamasını, pratik hayatta da yer etmesini istiyoruz. Güzel günler yaklaşmaktadır. Rabbimiz “biz iyi ve kötü günleri insanlar arasında evirip çeviririz” buyuruyor. Güzel günler Müslümanlar içindir. Zalimlerin, yasakçıların çabaları boşunadır. Ey yasakçı zihniyet! Ne kadar direnirseniz direnin bütün gücünüzle yapacaklarınızın hepsini yapın, göreceksiniz ki yaptıklarınızın size hiçbir faydası olmayacaktır. Zafer doğru yolda direnenlerindir. Ama korkmayın bütün özgürlüklerimizi kazandığımız zaman da sizlere bir kınama ve ayıplama yapmayacağız. Bizim farkımız da işte budur!!!

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu adına Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi

Abdussamed Erkan

Bir cevap yazın