Savaş ve Barış Üzerine

Savaş’ın kötü bir şey olduğunu kabul etmeden, barışa giden yolu açamayız. Haklı-haksız savaş ayırımıyla bazı gerçeklerin üstünü örtmek; vatan-millet-sakarya veya Türklük, Kürdlük, Din, İman gerekçesiyle ortamı ateşe vermek sağlıklı bir siyaset değildir.

Medyanın manşetleri birilerinin şehadetini, aynı insanlarla kardeş olan bazılarının ise hainliğini işliyorsa ve medyayı Müslüman olduğu söylenen birileri (cemaat, hükümet) denetliyorsa barışa uzağız demektir.

PKK’nin ideolojisi üzerinden Kürd halkının haklı taleplerini örtmeye çalışmak büyük haksızlık ve ahlaksızlıktır. Maalesef bugüne kadar yapılan budur. Keza, PKK de Kürdlerin âli menfaatleri için şiddeti meşrulaştırmamalıdır. Kürdlük, Türklük şiddeti meşrulaştırma aracı olmamalıdır; Kürdler ve Türkler buna müsaade etmemelidir.

‘Şehit’ anneleri, barış anneleri ne devletin ne de PKK’nin gerekçelerini tabii, olması gereken olarak kabul etmemelidirler. Bu savaş kirli ve kirli olduğu kadar da acımasız, kardeşi kardeşe kırdıran bir savaştır (tüm savaşlar kardeş kavgasıdır, çünkü insanlar kardeştir).

1991 yılında da bir seçim yaşandı, tıpkı 2011 yılındaki seçim gibi ve o zaman dağdaki gerilla barışa o kadar inandırılmıştı ki; yakın zamanda silahların susacağına inanılıyordu. Kürd Siyasi hareketi SHP ile yapılan ittifak neticesinde TBMM’ye taşınmıştı.

Ama hain bir el bu süreci sabote etti. Bu hain elin o zaman TSK ve PKK içerisinde etkin olduğunu bügün herkes kabul ediyor. 33 TSK mensubu Er esir alındıktan sonra infaz edildi. Yani savaş suçu işlendi.

TSK ise Cumhuriyetin bidayetinden beridir ki savaş suçunu tüm Kürdistan’da işliyordu. 1925’te yaşananlar, Dersim’de yaşananlar, Ağrı ayaklanması sonrası Zilan’da yaşananlar, 12 Mart sonrası Kürdistan’daki komando zulmü, 12 Eylül sonrası yaşanan mezalim ve 30 yıllık PKK ile savaşta iki tarafın da işlediği cinayetler.

AKP hükümeti birilerinin aklına uyarak KCK operasyonunu yaptı. Bu aklı verenin Cemaat olduğu söyleniyor. KCK iki ay geçmeden tutuklama ile boşalan kadroların yerine yenilerini atadı ve eskisinden daha güçlü ve daha agresif. Çünkü eski KCK daha ılımlı bir yapıya sahipti ve deneyimli insanlardan oluşuyordu.

AKP hükümeti Öcalan, PKK ve Kürd sorunu ayırımı yaparak üçüne de bir çözüm yerine; PKK’yi tasfiye, Kürd meselesini ise öteleme siyasetinde karar kılmış bulunmaktadır. Oysa PKK bir anlamda Kürd sorununu rehin almış bulunmaktadır. Siz rehineyi kurtarmak için taviz vermek durumundasınız.

Öcalan ve PKK’ye taviz verilmeden bu sorun çözülmez ve arzulamasak da kardeş kanı dökülmeye devam eder. Hükümette bu cesaret yok, çıplak gerçeği görme cesareti yoktur. PKK nerede başlar nerede biter, BDP nerede başlar, Kürdlük nerede başlar, biter meselesi de muğlaklaşmıştır. PKK’nin Kürdlerle alakasınının olmadığını iddia etmek kocaman bir yalandır. Keza, PKK=Kürdler demek de yalandır. Bu durumda PKK ile Kürd sorununu çözmek veya BDP ile bu sorunu çözmek durumundasınız. Ya da kendinize güveniyorsanız; kamil manada Kürdlerin hakkını verin, PKK ile ister barışın ister savaşın (savaşı arzu etmeyiz).

Bidayetinden beridir PKK saflarında ve TSK saflarında hayatını kaybedenleri eşit gözle görecek, bunun kardeş kavgası olduğunu söyleyecek ve buna inanan bir bakışa, siyasi iradeye ihtiyaç vardır.

Aksi halde çözüm değil, çözümsüzlük olur. Bu kirli savaşta hayatını kaybeden masumların cümlesine Allah rahmet eylesin, kederli ailelerine sabır versin. ‘şehit’ ve barış annelerinin acısını yürekten paylaşır, barış ve kardeşlik dolu günler temenni ederiz.

SIDKI ZİLAN

HABERDİYARBAKIR

Bir cevap yazın