“Kürt sorunu”na “Kuzey İrlanda dersleri” Barış süreci durursa yerini şiddet alır

Kuzey İrlanda sorununu çözmek amacıyla yürütülen barış görüşmelerindeki ve özellikle 1998 tarihli Hayırlı Cuma (Good Friday) Anlaşması’ndaki unutulmaz rolü ile tarihe geçen, Tony Blair’in sağ kolu, kendisine ilişkin ironik tanımıyla “demokrasi tarihinin en uzun Başbakan Müsteşarı”Jonathan Powell ile Kofi Annan’ın Birinci Siyasi Yardımcısı ve kıdemli bir Birleşik Krallık diplomatı olarak nice uluslararası krizin çözüm çalışmalarında rol oynamış İrlanda asıllı Sir Kieran Prendergast, bizleri bekliyordu.

Kuzey İrlanda dersleri

Türkiye’nin iktidar ve muhalefet partilerinin milletvekillerinin yarımızı oluşturduğu gruba tam bir “sorun çözümünde bilgi ve deneyim şöleni” sundu Jonathan Powell ile Sir Kieran Prendergast.

Jonathan Powell, “Kuzey İrlanda, Güney Afrika deneyiminden öğrendi” diye girdi sözüne, “Türkiye-Kürt sorunu, Kuzey İrlanda’dan öğrenebilir” imasıyla.

“Eğer bir süreç yoksa, yerini şiddetle doldurulacak bir boşluk alır. Sürecin varlığı, en azından, umut demektir. Ama, bir sürece sahipseniz, bunu devam ettirmek zorundasınız. Bisiklet sürmeye benzer. Pedalden ayağınızı çektiğiniz anda bisiklet devrilir çünkü…”

Benim aklıma, muhtemelen düşünmeyi ve hatırlamayı seçen herkesin olabileceği gibi, “Açılım süreci ve Habur” geldi, Powell’ın bu değerlendirmesini duyduğum anda.

Devam etti, “Bir süreçte geri dönüşler sizi süreci sürdürmekten caydırmamalıdır…”

Ateşkes olmadan olmaz

Jonathan Powell, kendilerinden önce gizli kanallardan IRA ile temasları başlatmış olan muhafazakar John Major hükümetinin temel yanlışını “müzakerelerin yürümesi için IRA’nın silahsızlanmasını ön şart olarak ileri sürmesi” olarak ifade etti. Ama “tek bir ön şartın söz konusu olabileceğini” söylemeyi de ihmal etmedi.

“Demokratik bir hükümet için, ateşkes, konuşmaya, müzakereye başlamanın ön şartıdır. İsyancılar adamlarınızı öldürürken, bir demokratik hükümet olarak, seçilmiş hükümet olarak, öyleleriyle konuşamazsınız.”

Aklımıza Türkiye’deki ateşkesler ya da “eylemsizlik” ilanlarının gelmemiş olması mümkün mü?

Jonathan Powell, bu konudaki açıklaması şöyle sürdürdü: “Sinn Fein bizim müzakerelere girişmemizi kolaylaştırdı. Aracı rolünü üstlendi. Zira, silahlı bir hareketle görüşemezdik.”

Yan gözle, masadaki BDP ve aynı zamanda Ak Parti milletvekillerine göz attım. Birarada karmaşık düzende oturuyorlardı. Benim ve bu sözleri dikkatle dinleyenlerin kafalarından geçenin onların da kafasından geçmemesi mümkün olamazdı…

Askeri çözüm hayaldir

Sir Kieran, “askeri çözüm bu tür sorunlar için bir hayaldir” dedikten sonra, şaşırtıcı bir bilgi aktardı;

“IRA’nın en sıkı zamanında elinde silah taşıyan militan sayısı 125 kadardı. Biz, tam donanımlı koca Britanya ordusu, yine de sorunu askeri yoldan, silahla çözemedik…”

Bir de “müzakereler yoluyla çözüme yönelmek” için bir ipucu verdi: “Hasmınızı asla şeytanlaştırmayın; gayrı insani bir tanıma oturtmayın (do not dehumanize). Aksi halde, onlarla nasıl müzakere edebilir, kendi taraftarlarınıza bunu nasıl anlatabilirsiniz?”

Bir de doğrudan BDP’lileri ilgilendirecek nitelikte bir-iki göndermede bulundu.

“Taraflardan biri için asap bozucu konular vardır. Örneğin, demokratik özerkliğin ne olduğunu ben bilmiyorum. Ama, bunun taraflardan birine acı veren, duyarlık yaratan konulardan biri olduğunun farkındayım. Terimleri sona bırakmakta yarar var.”

Neyin sonuna?

Müzakerelerin tabii ki.

CENGİZ ÇANDAR

Yazının tamamı için Hürriyet

Bir cevap yazın