285. hafta: Ceylan’ın cahiliye döneminde diri diri toprağa gömülen kız çocuklarından ne farkı var?

İsrail, ambargonun kaldırılması için Gazze’ye yapılan tüm insani girişimleri hukuksuz bir şekilde engellemeye devam ediyor. Bunun son örneği olarak Gazze’ye yardım için yola çıkan Fransız bandıralı ‘Dignity yani Onur -El Karame’ gemisi, İsrail donanması tarafından ele geçirilmiş ve yolcuları sınır dışı edilmiştir. Mavi Marmara gemisinde işlediği cinayetlerin cezalandırılmaması “İsrail”i bu şekilde kanunsuz davranışlarına devam etmeye yüreklendirmiştir. Haksızlıklar ve zulüm devam ettiği sürece dünyada onurlu insanların bunlara dur demek için mücadeleleri de sürecektir. İsrail şunu bilmelidir ki ambargo kalkana kadar bu eylemlere her geçen gün yenileri eklenecektir.

Ayrıca tüm tepkilere rağmen Batı Şeria’da yeni Yahudi yerleşimleri için inşaatlara devam edilmesi İsrail işgalciliğinin bir örneği olarak gözler önüne serilmektedir. Bizler en kısa zamanda Filistin’in tüm dünya nezdinde bağımsız bir ülke olarak tanınmasının gerekliliğine inanıyoruz. Bağımsızlığın tanınması süreci Ortadoğu’da gerçekten barış istenip istenmediğinin özellikle de bunu kimlerin isteyip istemediğinin bir testi ve tespiti niteliğindedir. Bunun gerçekleşmesi halinde İsrail’in bu haksız eylemlerini sürdürme ısrarının engellenebileceğini düşünüyoruz. Bunun için de Türkiye’nin aktif bir şekilde rol alması gerekmektedir.

İsrail’inkine benzer bir zulüm de Çin Tarafından Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yaşatılmakta. Geçtiğimiz günlerde yirmi Müslüman Uygur Türkü daha katledildi. Suriye’de ise muhalif göstericilere karşı Esad rejiminin kanlı operasyonları sürüyor. Sorumlulara “Zulm ile abad olanın, ahiri berbat olur” sözünü hatırlatıyoruz. Akan mazlum kanının biran önce durdurulması ve halkların haklı taleplerinin dikkate alınması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.

Son günlerde ülkemizde yaşanan olaylar, sivil anayasa çalışmalarına darbe niteliğindedir ve demokratikleşme yolunda atılacak adımlara sekte vurmuştur. Bunlara karşı milletimizin sağ duyulu olması gerektiğini düşünüyoruz. Birlik ve beraberliğimizin bozulmasına izin vermeden herkesin elini taşın altına koyarak sivil anayasa konusunda elinden geleni yapması gerekmektedir.

Geçtiğimiz Çarşamba günü Samsun’da PKK’lı zannedilerek ve dur ihtarı yapılmadan üzerlerine ateş açılan iki kardeşten birinin ölmüş olması insan hayatının ne kadar ucuz olduğunun bir kez daha gözler önüne serdi.

Vahşice işlenen töre cinayetlerinden bir yenisi de Hatay Dört yolda yaşandı. Aile meclisinin aldığı kararla 17 yaşındaki kardeşi tarafından hayatına son verilen Ceylan’ın cahiliye döneminde diri diri toprağa gömülen kız çocuklarından ne farkı var? Töre cinayetlerine karşı ciddi caydırıcı yasal yaptırımlar uygulanmasını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımızdan bekliyoruz. Sayın bakanın şiddete uğrayan kadının kocasına elektronik kelepçe takılacağı yönündeki açıklamaları bizleri umutlandırdı. Bu tür tedbirlerin ülkemizde artan kadın cinayetlerinin önlenmesinde etkili olmasını umuyoruz.

Önyargılardan uzak, anlayış ve hoşgörünün baskın olduğu, sorunların değil umutların konuşulduğu bir Dünya ve Türkiye umudu ve duası ile…

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına

İlke İlim Kültür ve Dayanışma Derneği (İLKDER)

Bir cevap yazın