307. hafta: Değişim ama yine toplum değil devlet esas alınıyor!

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu her Cumartesi yaptığı eylemlerin 307. Hafta açıklamasında komutanların istifasının suni bir kriz olarak nitelerken, toplumsal sorunların sürdüğü bir noktada Türkiye’deki değişim dinamiklerinin sorgulanması gerektiğini söyledi. Açıklama platform adına Vahdet Vakfı Sakarya İl Temsilciliği’nden Derda Şanalmış tarafından yapıldı.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 307. hafta basın açıklamasıdır.

Değerli basın mensupları ve duyarlı Sakarya halkı;

Değişim, kalkınma, büyüme gibi büyülü sözlerin dillerden düşmediği günlerden geçiyoruz. Askeri ve sivil bürokrasiden toplumsal hayata kadar geniş bir sahada küresel dünya sistemine uyum süreci işliyor.

Askeri vesayeti, darbeci yöntemlerle devam ettirmek isteyenler ülkedeki ve dünyadaki dengelerin değiştiğini fark edemiyor. Ergenekon ve Balyoz darbe planı davalarına, internet andıcı davası ekleniyor. Bu süreçte darbe iddialarıyla açılan davaların ve tutuklamaların önüne geçemeyen Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları ise son bir hamleyle emekliliklerini istiyor. “İstifa” soslu suni bir kriz yaratmayı deniyorlar. Küresel ve yerel egemenlik ilişkilerinin değişmekte olduğu bir vasatta bu hamlenin de boşa çıkacağını söyleyebiliriz.

Fakat sahnedeki aktörlerin eski rollerinin değişmesinden; esastan bir değişim yaşandığı gibi bir sonuca hemen varamıyoruz. Çünkü eski iktidar tekeli bozulsa da; roller yeniden tanımlanırken; toplum değil yine devlet aygıtı esas alınıyor.

Önümüzdeki süreçte farklı senaryolar tabi ki devreye girebilir: Fakat eski düzenin resmi ideolojisiyle hesaplaşmamış, onun dayandığı kapitalist ekonomi modelini kabul etmiş ve devlet-toplum ilişkisinde devleti esas almış bir Hükümet’ten, temel meselelerde çözüm nasıl bekleyebiliriz?

Örneğin, 1982 anayasasına ruhunu üfleyen maddelere dokunmadan nasıl yeni bir anayasa yapılabilir? 90’ların özel harekât kafasıyla toplumsal adalet ve barış sağlanabilir mi? Anadilde eğitim gibi bir talep görmezden gelinirken hak ve özgürlük söylemi ne kadar sahicidir?

Akademiyle ilgili alanlarda başörtüsü yasakları tek tek kalkarken; kamu çalışanları, ilk ve ortaöğretim öğrencileri neden ısrarla gündem dışında tutulur?

Ekonomide de benzer çelişkiler mevcut. Kalkınma söylemi taşeronlaşma ve asgari ücret sorununa hangi çözümü getiriyor? Milyonlarca kişi, işsiz kalmamak için insafsızca şartlarda çalışmaya mahkûm değil mi? Halkın sırtındaki kredi ve faiz yükü artmıyor mu?

Elbette dikkate alınması gereken başka sorunlar, başka sorular da var. Ama askeri vesayetle hesaplaşma gibi büyük bir iddiaya rağmen başörtüsü sorunu ya da anadilde eğitim gibi konularda sergilenen bu sinik tavır manidar sayılmaz mı?

Yine son yıllarda yargı sisteminde yapılan değişikliklere rağmen hukuksuzlukların devam etmesi dikkat çekici. İhya-der yöneticilerine delile değil yoruma dayalı gerekçelerle verilen cezalardan sonra Mustazaf-der çevresinden bazı mahkûmların eşlerinden, çocuklarından, ana babalarından uzak hapishanelere sevk edilmesi haksızlıktır. Çifte standardın olduğu bir hukuk sisteminden adalet çıkar mı?

Değerli hemşehrilerimiz,

Siyasilerin hesaplarında politik çıkar malzemesi olma ihtimaline karşı, halkın kendi sorunlarına sahip çıkması şüphesiz önemlidir. Bu bağlamda, kimlik sorunuyla birlikte inanç özgürlüğünün de gerçekleşmesini isteyen kardeşlerimizin, farklı illerdeki 25 sivil toplum kuruluşunu bir araya getirerek Tesettür Seferberliği Platformu’nu kurmasını olumlu bir gelişme görüyoruz.

Duyarlı Sakarya halkı,

Irak, Afganistan, Çeçenistan, Libya gibi ülkelerde kirli işgal süreçleri yaşanıyor. Müstekbir despotlara karşı ayaklanan halklar ise acımasızca katlediliyor. Yüzyıllardır kaynakları talan edilen Afrika halkı ise şimdi kuraklığın, açlık ve susuzluğun pençesinde. Sakarya Adalet Girişimi olarak vicdan sahibi herkesi sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

Özellikle Kur’an ayı Ramazan’ın tam bir tüketim şöleni ve eğlence festivaline çevrildiği bir süreçte paylaşma, dayanışma gibi erdemlerin önemini vurgulamak istiyoruz.

Küresel ifsadın her alanda etkisini hissettirdiği günlerde, mübarek Ramazan ayının hepimiz için Kuran’la yeniden dirilme ayı olmasını temenni ediyoruz. Dirilişin ve direnişin ise bir ay değil, her an her ay sürmesi gerektiğine inanıyoruz.

Ramazan ayının İslam ümmetine ve tüm insanlığa, esenlik, barış ve huzur getirmesini niyaz ediyoruz.

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU

Adına Vahdet Vakfı Sakarya İl Temsilciliği

Bir cevap yazın