Romanın ismi pankarttan geliyor

Yoğunburç Kültür Evi’nde TYB Kayseri Şubesi’nin bir programda Vedat Sağlam’ın bir kitabına rastlamıştım: Onurlu Tercih (Strateji Y., 2007). Roman, 28 Şubat post modern darbesinde başörtülü genç bir kızın gerçek yaşam öyküsünü anlatıyor. Başörtüsüne özgürlük için eylemlerin yapıldığı o dönemde “Bu bizim onurlu tercihimizdir” pankartlarından yola çıkarak romana bu isim konmuş.

Sabır her şeyin üstesinden gelir

Onurlu Tercih, “kılık kıyafet hakkı” için o dönemde verilmiş olan mücadelenin ve baştan sona yaşanmışlıkların işleyişi. Uzun suskuların nefessizliğinde yankıların kucağında inandıkları dava uğrunda gelgitleri kabul etmeyen gencecik fidanların nasıl çiğnendiğinin aleni göstergesi Onurlu Tercih. İnanç özgürlükleri karşısında kendileriyle alay edenlerin vicdan sorgulaması olmadan nasıl sorgusuzca yaşadıklarının delili… Onurlu Tercih, o narin bedenlere copların nasıl da acımazsızca vurulduğunun belgesi. Eğitim imkânları ellerinden alınırken geleceğinden vazgeçme pahasına mutluluğu kucaklayan nesillerin şerefli mücadelesi…

İnançları doğrultusunda onların yürekleri bir volkan gibi hapsediyordu lavlarını içine. Az açsalar yürek kapısını, etraflarında yanmaya aday pervaneler görüyorlardı… Kimseye kıyamıyorlardı. Yeniden içlerine hapsediyorlardı yangınlarını… Ateşini içinde taşıyan her nesne gibi bir gün her volkan patlardı, patlamadılar. Sabır her şeyin üstesinden gelir, diyerek sabrettiler.

Bir dönemin romanı

Bakmak ve görmek arasındaki farkı gözler önüne seren akıl-fikir-duygu üçgeninde romanın kahramanlarının farklı tercihleri okuyucuya bırakılmış. Sosyal konulara duyarsız kalamayan Sağlam, bir anlatıcı ile olayları ve kahramanları düz söylemlerle okuyucuya yansıtıyor. Olay örgüsündeki bağlantılar gayet iyi kurulmuş. Baştan sona kurulan bütünlük, akıcı hale getiriyor romanı. Çok fazla ruh tahlili ve tasvirlerle akış yavaşlatılmamış.

Nasıl ki hakiki dost, ayna görevi yapansa, hakiki yazar da topluma ayna olandır. Sırlar çatlamadıkça gerçekler yere dökülmez! Bu yüzdendir ki bu kitapta gençlikte olmasa da yaşadığım hüzünleri ve acıları buldum. İkiyüzlülüğün, dedikodunun şehirlerde olduğu kadar köylerde de olduğunu görerek kirlenmişliklerde arınmış kalabilmenin mücadelesine devam etmenin gerekliliğini bir kere daha anladım. İç huzurun her şeyden önde geldiğini, vicdan sorgulamasında aklanmanın hakiki mutluluk olduğunu bir kere daha keşfettim. Ruhun ferahı için iman, itikat ve inanç sağlamlığının yeniden farkına vardım.

Sergül Vural / Dünya Bizim

Bir cevap yazın