Sevk zulmü protesto edildi

Aileleri Diyarbakır ve çevre illerinde yaşayan mahkûmların Sivas, Giresun, Erzurum, Gümüşhane, Bayburt gibi uzak illere gönderilmesini gayri insani ve gayri hukuki bulan Diyarbakır’daki 45 STK, yaşanan sürgüne dikkat çekmek amacıyla Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Adalet Bakan’ına mektup gönderdi.

STK temsilcileri saat 11.00’de Diyarbakır Merkez Suriçi İlçesinde bulunan Büyük Postane önünde toplandılar. Mektuplar gönderilmeden önce basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını kurumlar adına Hür Der Genel Sekreteri İbrahim Gökdemir okudu.

Gönderilen mektubun tam metni:

Cumhurbaşkanlığı Yüksek Makamına

Sayın Cumhurbaşkanı;

Son günlerde Diyarbakır D tipi cezaevinden birçok hükümlü Erzurum, Gümüşhane, Bayburt, Sivas ve Giresun gibi uzak illerde bulunan cezaevlerine sevkleri çıkarılarak bu cezaevlerine nakilleri yapılmıştır. Üstelik bölgede Batman, Elazığ, Bingöl, Siirt, Muş, Bitlis gibi birçok il ve ilçede yeni cezaevleri inşa edilirken buna rağmen hükümlü ailelerinin oturduğu yerden uzak cezaevlerine nakillerin yapılması manidardır.

Tutukluların Cezaevi nakilleri ve ailelerin çektiği sıkıntılar nedeniyle Diyarbakır’da faaliyetlerini sürdürmekte olan Sivil Toplum Kuruluşların temsilcileri olarak; bölgemizdeki Cezaevlerinde hükümlü ve tutuklu ailelerinin yaşadığı sorun ve sıkıntıları sizlerle paylaşarak, çözüm noktasında yardım talebinde bulunuyoruz.

Ülkemizde cezaevlerinde 140 bin civarında hükümlü ve tutuklu bulunduğu malumunuzdur. Bu sorunlarla yüz yüze kalan hükümlü ve tutuklu aileleri ile yakınlarının sayısı dikkate alındığında, bu durumdan etkilenen ortalama insan sayısı milyonla ifade edilebilecek bir sayıya ulaşmaktadır.

Sosyal devlet; kendi vatandaşlarını işlediği suçtan dolayı cezalandırırken, aynı zamanda vatandaşın ıslahını temin için düzenlemeler yapma yolunu tercih etmelidir. Cezaevlerinde uygulanması gereken yöntem; suçlunun ıslahı, toplumla bütünleşmesi ve topluma kazandırılmasını esas almalıdır. Cezaevlerinde yürütülen bazı prosedürler, suç ve suçlu oluşturma eğiliminden uzak olmalıdır.

Uygulanan her cezai müeyyide, hükümlü veya tutuklu yakınlarını da dikkate aldığımızda masum olanlara da etki edebilen dolaylı sonuçlar doğurur. Hürriyeti bağlayıcı cezalara bu açıdan baktığımızda aile reisi olan veya yakınlarının nafakasını karşılayan kişi, uzun süreli hapis cezasına mahkûm edilince ailesi ve diğer yakınları ondan yararlanmak şöyle dursun, onun nafakasını karşılamak zorunda kalmakta, dolayısıyla cezadan şiddetle etkilenen kişiler haline gelmektedirler.

Bölgemizde uzun süreden beri süregelen ve halen de olanca hızıyla devam eden hükümlülerin ikamet ettikleri yerlerin çokça uzağına sevk edilmeleri, aileler üzerinde telafisi mümkün olmayan sıkıntılara sebebiyet vermektedir. Örneğin, ailesi Diyarbakır’da ikamet eden bir hükümlünün Türkiye’nin en uzak illerinden birisine nakledilmesi, kendisinden ziyade ailesini ve varsa çocuklarını etkilemekte, maddi zorlukların yanında çocuklarının da süreçten olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır.

Malum olduğu üzere Güneydoğu’daki tüm mahkûmlar ailelerinden uzak yerlerdeki cezaevlerine nakledilmektedirler. F Tipi Cezaevleri genelde uzak yerlerde (Ankara – Sincan, Bolu, Tekirdağ, İzmir, Eskişehir vb) nakledilmiştir. Doğudaki aileler geniş aile yapısına sahip olduklarından dolayı ekonomik açıdan zorluklarla yüz yüze kalmaktadırlar. Özelikle hükümlülerin, ailelerinin ikamet ettikleri yerlerden yüzlerce kilometre uzağa nakilleri, kendilerinden ziyade aile efradını ve çoluk-çocuğunu perişan etmektedir. Yolculuk esnasında meydana gelen trafik kazaları, çektikleri eziyet ve sıkıntılar kalıcı tahribatlara sebebiyet vermektedir. Örneğin, Fatma Çeltik adlı hükümlü eşi Adıyaman cezaevindeki eşini ziyaret ettikten sonra Diyarbakır’a dönüş yolunda geçirdiği trafik kazası sonucu ömür boyu felçli yaşamaya mahkûm olmuştur.

Masum çocukların anne-babası için bu tür eziyetlere maruz bırakılmaları, çocuklarda ileriki yaşamlarında telafisi mümkün olmayan tahribatlara sebebiyet vermektedir. Bu durum; çocuğun ve ailenin devlete karşı güven duygusunu sarsmakta, devletin koruma altına aldığı ailenin bütünleyici ve birleştirici yönünü zedelemektedir.

Adalet Bakanlığınca; bir an önce çağdışı kalmış kabile türü cezalandırma yöntemlerini çağrıştıran bu tür uygulamalara son verilmelidir. Suçlu ile birlikte aile ve yakınlarına uygulanan eziyet ve sıkıntı, onarılması mümkün olmayan düşmanlıklara, sosyal patlama ve tahribatlara sebebiyet vermektedir. İnsan merkezli hukuk sistemlerinde cezalar bireyseldir. Ancak tam olgunlaşmamış hukuk sistemlerinde mevcut kanunlar uygulanırken, pek çok adaletsizlikler ve hukuksuzluklar da “yan ürün” olarak ortaya çıkmaktadır.

Nitekim biz Sivil Toplum Kuruluşları konu ilgili her gün yüzlerce şikâyetle yüz yüze gelmekteyiz. Maddi sıkıntılardan dolayı uzaklara sürülen hükümlüleri ziyaret edemedikleri için her gün aileler ve çocuklardan gelen yüzlerce şikâyete muhatap olmaktayız. Yaşanan bu dramatik durumun son bulması ve sevklerin durdurulması için; başta Adalet Bakanlığı olmak üzere insan hak ve onurunu korumayı ilke edinen tüm resmi yetkilileri yukarıda kısaca izah ettiğimiz sorunlar için aşağıdaki hususlara duyarlı olmaya çağırıyoruz.

1- Mahkûmların sevk taleplerinin zorlaştırılmaması, ailelerin bu konudaki mazeret ve mağduriyetlerinin dikkate alınması, hükümlü ve tutukluların cezalarını, ailelerine en yakın ikamet yerlerindeki ceza ve tutukevlerinde çekmelerinin sağlanması.

2 – Mahkûmların tam teşekküllü hastanelerde sağlık durumlarını belirtir “Cezaevinde ağır yaşam riski” heyet raporları olması halinde, adlı tıp sürecine gerek duyulmadan savcılık tarafından gerekli tedbirler alınmalıdır.

3 – Ziyaretler ve görüş süreleri makul insani ölçüler çerçevesinde yeniden ele alınarak düzenlenmelidir.

4 – Ziyaret ve görüşlerdeki güvenlik tedbirleri gerekçesi ile yapılan abartılı bürokratik işlemlere son verilmeli, çağdaş standartlar getirilerek, güvenlik gerekçelerinin insan onurunu zedeleyecek niteliklerden arındırılmalıdır.

5- Hapishanede kapalı tutulan mahkûmun cezalandırılmasının yanında rehabilite edilmesi ve topluma tekrar kazandırılması da amaçlanmalı, “eş ve uzun aile ziyaretlerini” kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Sayın Cumhurbaşkanımız; Gerek uzak diyarlara sevk edilen hükümlüler, gerekse mağdur duruma düşen ailelerin bugüne kadar Adalet Bakanlığı nezdinde yaptıkları girişimler önemli oranda başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Oluşan mağduriyetlerin yanında ailelerin sonuç alamamaları nedeniyle devlete karşı oluşan veya bundan sonra oluşacak olan olumsuz bakışın niteliğini en iyi değerlendirecek olan kurum, yüksek şahsınız ve temsil ettiğiniz makam olacağı yönündeki temennimizi, mağdur aileler gibi dernek olarak bizler de paylaşmaktayız. Zat-ı Alilerinizden soruna müdahil olmanızı ve kararlaştırılan sevklerin durdurulması hususunda çözüm talebimize yardımcı olmanızı saygıyla yüksek makamlarınıza arz ediyoruz.

Katılımcı Diyarbakır Sivil Toplum Kuruluşları:

ANADOLU GENÇLİK DER, AY-DER, BAYINDIR-MEMUR SEN, BEM-BİR SEN, BİRLİK HABER-SEN, BÜRO MEMUR-SEN, CAMİİ DERNEĞİ, D.İNSANİ YARDIM DER, DİCLE FIRAT GRUBU, DİN-BİR SEN, DİYANET-SEN, ENERJİ-BİR SEN, GÖNÜL KÖPRÜSÜ, HAYAT-DER, HİZMET DERNEĞİ, HÜR-DER, ISLAH HAREKETİ-DER, İHVAN DERNEĞİ, MEMUR-SEN, İKRA EĞİTİM DER, İLİM-DER, İMAM HATİP Y. VE D. DER, İMAM HATİP DER, İNSAN VE ERDEM, İRŞAD-DER, KÖY-DER, KÜLTÜR MEMUR-SEN, MAZLUM-DER, EĞİTİM BİRSEN, MUSTAZAF-DER, ÖĞ-DER, ÖZGÜR-DER, SAĞLIK-SEN, SAHABE-DER, SEK DERNEĞİ, ŞAFAK DERNEĞİ, ŞEFKAT DERNEĞİ, ŞURA-DER, TOÇ BİR-SEN, ULAŞTIRMA-MEMUR SEN, YENİ İHYA DER, YETİM DERNEĞİ, ÖZGÜR-EĞİTİM-SEN, DARUL İLİM DER

Bir cevap yazın