Askeriyenin reformuna odaklanmanın tam zamanı

İspanya’nın demilitarizasyonunun başmimarlarından Narcis Serra İletişim Yayınları’ndan çıkmış olan ‘Silahlı Kuvvetlerin Demokratik Reformu’ adlı temel çalışmasında özetle şunu der:

Askeriyenin anayasal ve yasal düzenlemelerle siyasetten elini kolunu çekmesi demokrasinin bekası için yeterli değildir. Askeriyenin siyaset üzerindeki vesayetinin dolaylı yollarının da önü alınmalıdır, buna koşut olarak askeriyenin demokratik ilkeler uyarınca yeniden yapılandırılması gerekir.

Geçiş ile konsolidasyon dönemleri arasındaki püf noktası burada.

Türkiye daha geçiş döneminin başlarında ve yolumuz uzun. Askeriyenin mali ve hukuki özerkliğinin kaldırılması geçiş döneminin iki temel reformu olarak beklemede.

Mali özerklik açısından bakıldığında yeni Sayıştay Yasası’nda askerí ihaleler, mekânlar, mal ve harcamalar denetim kapsamında yer alacak ancak harcamaların verimli, etkin ve tasarruflu olup olmadıklarına bakılmayacak. Bunda özde bir sorun yok. Üstelik şeffaflık açısından buna da şükür diyebilirsiniz. Ama ülke güvenliği gerekçesiyle denetim raporları gizli tutulacak. Hazırlanacak raporlara ilişkin düzenlemelerin nasıl olacağı Genelkurmay, Savunma, İçişleri ve Sayıştay’ın görüşleri doğrultusunda Bakanlar Kurulu’nca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

Benzer gizlilik ilkesi başka ülkelerde de var ancak silâh projeleriyle ilgili, harcamalarla değil. Ve genelkurmayın malí denetimin parçası olduğu bir model, hiçbir demokratik ülkede yok.

Askeriyenin hukuki özerkliğine gelince sorun çetrefilli. Bir yandan siyasi iktidar karşısındaki statüsü ve bu statüden kaynaklanan ‘siyasi özerklik’ sorunu diğer yandan bununla bağlantılı olarak askeriyenin yıllar boyunca kemikleşmiş ayrı hukuk sistemi var. Halbuki hukukun birliği gerekiyor…

Üçüncüsü, ordunun tasarrufuna bırakılmış iç ve dış ‘rezerv alanlar’ olması başlı başına bir istikrarsızlık kaynağı. PKK ile mücadele, Ege kıta sahanlığı ve Kıbrıs sorunlarının sivil otorite tarafından ya da İç Hizmet Kanunu uyarınca TSK’ya ihale edilmiş olması daha geçiş döneminin başında olduğumuzu söylüyor. Dolayısıyla bugünlerde tartışılan, asayiş konusunda askerden polise devredilecek her yetki ilkesel anlamda olumlu. Her hal ve karda Çiller dönemindeki korkunç istismarlara binaen reddedilebilecek bir dönüşüm değil.

Hasılı kelam askersizleşmek için anayasal ve yasal bir dolu düzenleme hükümeti ve ülkeyi bekliyor.

CENGİZ AKTAR

Yazının tamamı için Akşam

Bir cevap yazın