Açlık yutuyor koca dünyayı

Faizci piyasa düzeninde kriz yeniden gündemde.

Tüketici hayat tarzına endeksli kapitalizm, küresel tehlike sinyalleri veriyor.

Kapitalist ekonomi politikalarının ağır bedelini ise yeryüzünün yoksulları ödüyor.

Üretimin kısmen şekil değiştirdiği, hizmet sektörünün giderek daha çok ağırlık kazandığı ekonomi düzeninde emek ve alınterinin gasp ediliyor.

Gelir dağılımındaki adaletsizlikler sürerken, devletler ise toplumun değil kapitalist azınlığın çıkarlarını koruyor.

Böylece kapitalist düzen yeniden üretilirken; işsizlik, emek sömürüsü, açlık, gelir dağılımındaki mevcut adaletsizlikler ve yoksulluk gibi sıkıntıların da devamı sağlanıyor.

Doğal kaynaklar adil ve ölçülü bir kullanımla herkese yetebilecekken, küresel sermaye azınlığı her şeyi yutarak; dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğunu açlık tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

Son günlerde Afrika kıtasında yaşanan durumun sıcaklığa bağlı nedenlerden kaynaklandığını sanmayın.

Kapitalizmin uzun süredir sömürdüğü kıtanın trajedisinde en büyük pay, tabi ki sömürgeci şirketlerin ve devletlerindir.

Üstelik bu çok ağır bir vebal.

Düşünün, sadece Somali’nin güneyinde son 90 günde 5 yaşın altında 29 binden fazla çocuk açlık ve susuzluğa bağlı nedenler öldü.

Birleşmiş Milletler ülkede 3 bölgeyi daha “açlık bölgesi” olarak belirledi.

640 bin çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle ölümle yüz yüze olduğunu duyurdu.

Kıta genelinde ise 12 milyon insan açlık pençesinde…

Aslında bu, nasıl diyelim, göstere göstere gelen bir felaketti.

Çünkü kapitalizmin hatalarından ders çıkarma yöntemi insanı değil yine sermayenin kurtarılmasını baz alır.

Geçen yıl İstanbul’da yapılan IMF toplantıları ile Dünya Bankası Zirvesini hatırlayın.

Toplantılarda “Ekonomik kriz sonrasında 90 milyon insan ağır yoksullukla karşı karşıya kalacak.” uyarısı yapılmıştı ama toplantıya katılanların aldıkları kararlarda, sorunun sorumluluğundan kaçtıkları görülmüştü.

Mevcut piyasa düzeni, olası krizlere karşı yeniden yapılandırılacak ama bu süreçte daha dikkatli davranılacaktı.

Bugünlerde ekonomik kriz senaryoları yine devrede olduğuna göre bu da başarılamamış.

Diğer taraftan açlık, sefalet ve emek sömürüsü gibi sorunlar ağırlaşıyor.

İstatistikler, insani dramın her geçen gün kötüleştiğini ortaya koyuyor.

BM’ye bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından açlığa ilişkin hazırlanan rapora göre, dünyada 1 milyar 20 milyon kişi yeterli beslenme imkânından mahrum…

Bu rakam, son 40 yıldaki en yüksek seviyeye ulaşıldığını ifade ediyor.

Ve bu rakamlar şimdi somut bir felakete dönüşüyor.

Koca bir kıta açlığın, susuzluğun, kuraklığın, ölümün pençesinde.

Bakın, basit bir karşılaştırma bile aslınd nasıl bir vahşi kapitalist düzende yaşadığımızı anlatmaya yetecek nitelikte.

Golf, bildiğiniz gibi zenginlerin lüks oyunlarından.

İşte bu oyun için dünyada kullanılan golf sahaları, bir dünya nüfusu kadar daha insana yetecek ölçüde su tüketimine neden oluyormuş.

Bu ne demek?

Golf sahalarına harcanan suyla koca kıta yemyeşil hale getirilebilirmiş.

Kapitalistler kendi zevklerini bir kenara bıraksalar, Afrika’da susuzluk sorunu kalmazmış.

Ama olmuyor tabi.

Çünkü kapitalizm, paylaşım değil kendisi için biriktirme düzenidir.

Ve bu düzen sadece sermaye biriktirmiyor…

Yoksulların, açların, evsizlerin, yersiz yurtsuzların ve kimsesizlerin haklı öfkesini de biriktiriyor.

O öfke düzenin böyle gidemeyeceğin de en önemli işaretçisi sayılsın.

BEYTULLAH ÖNCE

SAKARYA YENİHABER


Bir cevap yazın