288. hafta: Dünya Gıda Programı Somali’deki açlığın sorumlusudur

Ramazan… Eşit olmayı beceremeyen insanoğlunu eşit kılan ay. Zengin ile fakiri, tok ile aç olanı aynılaştıran ay. İnsan olmanın ve kulluğun zirve yaptığı ay. Rahmet, bereket ve bağışlanma ayı olan Ramazan ayını idrak ediyoruz.

Paylaşmak… İnsan olarak kalabilmenin sırrı olan eylem. Maddenin kulluğundan, insanlığın zirvesine yolculuğun adıdır paylaşmak. Din, dil, renk, ırk ayrımı yapmaksızın insanı kardeş kılan eylemdir paylaşmak. Paylaş ki kardeş olasın. Paylaş ki insan kalasın.

Maalesef, bu yıl kutlu bir zaman dilimi olan merhamet ayı Ramazan ile birlikte hafızalarımıza; iri gözlü, masum bakışlı, açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocuklar ve insanların resmi kazındı. Somali, Kenya, Etiyopya, Eritre ve Cibuti’de kuraklık ve açlık kendisine av olarak insanoğlunu seçti. Kiramen Katibin melekleri bize, bizde ekranların karşısından açlıktan kıvranarak can veren insanlara şahitler oluyoruz. Afrika evlatlarını açlığa teslim ederken, toklukla ruhlarını öldürmüş beyaz adamın hali aklımıza “Siz hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?” dizelerini getiriyor. Afrika’nın açlığı ekmeğe değil insanlığa. Afrika insanlığa aç. Ne dünya, nede Afrika ilk defa kuraklık yaşamadılar. Fakat dünya daha önce son 200 yıldır olduğu kadar kuraklık ve açlıktan ölümlere bu denli şahit olmamıştı.

Bizler biliyoruz ki Afrika’daki kuraklık ve açlıktan ölen her bir insanın ve hayvanın, yok olan tarım ve yaşam sahalarının temel müsebbibi batılı insanın bitmeyen emperyalist hırsıdır. Yüzyıllar boyu Amerika, Asya ve Afrika’nın en güçlü ve verimli insanlarını köle olarak alınıp satılacak metaı olarak gören batılı insan, geride kalan zayıf ve güçsüzlerini de insan eti yiyen yamyamlar ve sınır tanımayan katiller olarak tanıttı tüm dünyaya. Son 50 yıldır ise Batı oluşturduğu fonlar ve programlar aracılığı ile diğer ülkelere finansal yardımlarda bulunarak bu ülkeleri büyük bir borç bataklığına sapladı. Yardım adı altında tarım ve sanayi programlarını yok ederek pazar haline getirdiler bu ülkeleri. Thomas Mountain, Batılı bir gazeteci. Yazdığı bir makalede “BM bünyesindeki en büyük yardım kuruluşu olan Dünya Gıda Programı kasıtlı olarak Somali’de tarımı bitirerek bugün yaşanan kıtlığın asıl sorumlusudur“ dedi ve yazısının sonunda “ BM merhamet mi yoksa ölüm meleğimi?” sorusunu sordu. Bu soru emperyalist medya ve onların yerli işbirlikçileri tarafından kasıtlı olarak saklandı. Emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileri işledikleri bu cürümü gizlemek istercesine suçluyu ilan ettiler. Suçlu, hayırsever emperyalistlerin getirdiği yardımların dağıtılmasına engel olan Eş-Şebab örgütü üyesi Müslüman teröristler. Mountain’e göre ise Eş-Şebab hareketinin BM yardımlarına tepkisinin sebebi, BM’nin Somali’de izlediği bu acımasız program. Afrika, Asya ve Amerika’nın yerli halkları kendi kendine bakacak kabiliyettedir. Bunun için yeterli yer altı kaynakları, toprak, hava ve suları mevcut. Sorun sadece Emperyalist hırs, kuşatma ve işgaldir. Buradan sesleniyoruz sömürü hortumlarınızı mazlum coğrafyalardan derhal çekin. Yardım adı altında yolladıklarınız bu coğrafyalardan çaldıklarınızın yanında hiçbir şey değil. Çaldıklarınızı kayıtsız ve şartsız hemen iade edin.

Batı, İngiltere’nin başkenti Londra’da başlayan ve farklı şehirlerine de yansıyan olaylara olan yaklaşımı ile ikiyüzlülüğünü bir kez daha ortaya çıkardı. İngiliz başbakanı bir diktatör edasıyla binlerce kişilik polis gücü ile kuvvet kullanarak şiddet olaylarını bastıracaklarını söyleyip “Herkes, eylemlerinin sonuçlarına katlanacak. Bu suçları işlemeye yaşları yetiyorsa yargılanmaya da yetecektir.” diyerek adeta halkını tehdit etti. Farklı ülkeler olduğunda sözde demokrasi naraları atarak insanlık dersi veren hatta o ülke yönetimlerine karşı güç kullanmaktan çekinmeyen batılı devletler, kendi halklarının taleplerini ise istikrara, insanlığa ve demokrasiye karşı işlenmiş suç olarak görmekte ve bu insanları yağmacılar ve çapulcular sürüsü olarak nitelendirmektedirler. Ellerinde bulunan medya gücü ile istediklerini hak ve adalet savaşçısı, istediklerini ise çapulcu haydutlar olarak göstermektedirler. Buradan David Cameron’a ve onun nezdinde tüm batılı liderlere seslenerek haklı bir takım taleplerde bulunan ve uygulanan kimi politikalardan memnun kalmayıp protesto hakkını kullanmak isteyen halklarınıza karşı şiddet uygulayacağınız yere onları dinleyerek mevcuttaki sorunlarına çözüm üretmeniz tavsiyesinde bulunuyoruz. Aksi takdirde şiddet kullanılarak bastırılan istekler bir müddet sonra çok daha büyük ve önlenemez olaylar şeklinde dönüş yapacaktır. BM’de çağrıda bulunuyor ve çifte standardı bırakıp, Avrupa’da zuhur eden halk hareketlerine karşı güç kullanan ülkelere karşı acil toplanıp yaptırım kararı almalarını, gerekirse mazlum halkları korumak adına bu ülkelere barış gücü konuşlandırmaları gerektiğini söylüyoruz.

Daha yaşanır bir dünya oluşturmak amacı ile, mazlum ve mustazaflar yeryüzünde hakim oluncaya dek, zulmün ve zalimin her türlüsüne karşı mazlumların ve ezilmişlerin yanında olacağımızı, burada ve gücümüzün yettiği her yerde zulmü ve zalimi deşifre edeceğimizi bir kez daha tüm kamuoyuna deklare ediyoruz.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU Adına

İHH ANKARA Yönetim Kurulu Üyesi

Serkan CODAL

Bir cevap yazın