‘Piyasalar’ derken?

Piyasalar yine yaşadı. Türkiye’de uzun süredir alamadıkları başrolleri yeniden kaptılar…

Şimdi, hesapta ne oldu: Yunanistan çok harcama yaptı, İspanya ile İtalya’da ekonomi, niyeyse, birden bozuluverdi, hikmeti kendinden menkul birileri ABD’nin kredi notunu düşürdü… ve çok özlenen, hasretle beklenen “dünya çapında ekonomik kriz” piyesi 712985. temsili için perdelerini açtı.

Ama işte, esas oyun perde gerisinde oynandığından, bizim payımıza yine azalan gelirler, çoğalan işsizler falan düşecek. Önce canımıza okunacak, sonra medya bizi yatıştıracak; “piyasalar huzura kavuştu” diyecekler, biz de kavuşacağız, “piyasalar coştu” diyecekler, biz de ferahlayacağız.

Muhterem okurlar, bu sarsıcı gerçeği böyle langadank söylemek istemezdim, fakat açıklamak zorundayım: Biliyor musunuz, aslında piyasalar diye birileri yok. Huzursuz olan, gevşeyen, coşan, düşen, kalkan böyle birileri yok…

Evet, piyasalar yok. Fakat böyle tanımlanan bir alanda ortaya sürülen, çekilen, oradan alınıp buraya aktarılan, el değiştiren, muazzam servetlere, acayip hayatlara, saraylara, konaklara, özel uçaklara, 4×4’lere, fotomodellere dönüşen paralar var.

Bunlar, azınlığın arasına karışabilme umuduyla tezgâha düşen bir çeşit üst tabaka çoğunluk mensuplarının elinden azınlığın eline aktarılıyor. Bu aktarmanın bir defada ve “gündelik işlem hacminden” çok daha büyük boyutlarda gerçekleştirilmesine de kriz deniyor.

Nasıl ekonomi, bütün şaşaalı iddiaların aksine, kendi kendine işlemiyor, birilerince güdülüyorsa, kriz de kendi kendine olmuyor.

Ve bugünkü krizler, “serbest rekabete dayalı kapitalist ekonomi” denen gaddarlık mekanizmasının safiyane savunucularının her türlü inancını infilak ettirecek bir mekanizma içerisinde üretiliyor.

Üretimle uzaktan yakından ilgisi olmayan, tamamen asalak ve kemirgen bir “malî sermaye”, dünyayı dolaşıyor, geçtiği her yerden peşine taktığı paralarla büyüyor.

En basiti, yoksul ülkelerde pazarın geliştirilmesi elbette global kapitalizmin işine gelecekken, yoksul ülkelerden zenginlere mütemadiyen kaynak aktarılıyor…

İşte aşağı yukarı böyle bir şeye ekonomi diyoruz. Şu an itibarıyla insanlığın hemen bütün öbür faaliyetlerini tâbi kıldığı aslî faaliyet alanı bu. Ekonomi çarkı.

Hepimiz, sorgulamadan, sanki “doğa” der gibi, “ekonomi” diyoruz. Sanki bizim dışımızda oluşmuş, sanki birileri tarafından yönlendirilmiyor, sanki birilerinin çıkarına çalıştırılmıyor.

“Piyasalar”mış! Kim ya bunlar?

Neyse, kim olduklarını da bir yana bırakın. Şu soru yeter: Biz niye onları beslemek zorundayız?

Her türlü kriz, kârlar azalmasın ya da çoğalsın ya da kâr alanı değişsin diye çıkar.

Kriz, birilerinin bizden para çalmasıdır. İşte o kadar.

Ümit Kıvanç

Yazının tamamı için Taraf


Bir cevap yazın