Buğdayı yatırım aracına dönüştüren ‘piyasalar’ ve Açlık

Dünyada hızla yayılan ‘tarımsal yakıt’ üretimini yükselen gıda fiyatları ve Afrika’da yaşanan Açlık’la ilişkisi içinde inceleyen bir yazar dikkat çekiyordu: Öyle bir döneme girdik ki, diğerleri gibi gıda maddeleri de ‘piyasalar’ın aktifleri haline geldi…

Düşünün; tasarrufunuzu yatırım danışmanınızın önerisi doğrultusunda ‘buğday’a yatırmışsınız ve -haliyle- buğday fiyatlarının dünyada yükselmesi için dua etmektesiniz…

Ne dersiniz, ‘piyasalar’ haddinden fazla insafsız ve zalim değil mi? Sonunda diyelim duanız kabul edildi ve buğday fiyatları yükseldi; siz biraz daha varlıklı olurken kim bilir kaç onbin insan daha Açlar arasına katılıyor…

Bu hususu özellikle şunun için hatırlatıyorum: Bugün en trajik haliyle Somali’de karşımıza çıkan Açlık, ‘piyasalar’ bu haliyle kaldığı müddetçe ağırlığını giderek daha fazla hissettirecek kronik bir büyük sorundur. O kadar büyük ki ‘insani yardım’ gibi vicdanı ve sorumluluğu merkeze alan hareketlerle önünü kesebilmek imkansız görünüyor.

Birleşmiş Milletler’in eski beslenme raportörü Jean Ziegler, dünkü yazıda sözünü ettiğim ‘tarımsal yakıtlar’ konusunda, verimli toprakları ekip/biçim elde edilen ürünü yakarak tarımsal yakıt elde etmenin insanlığa karşı suç oluşturduğunu söylüyordu.

Enerji sektörüne katkı için uygulanan bu yöntemi uygulayan ve savunanların insanların beslenmesine yönelik olması gereken üretimi ‘tarımsal yakıtlar’a dönüştürmeleri insanlığa karşı gerçekten büyük bir suç oluşturmaktadır.

Sadece ABD’de 2011 yılının mısır rekoltesinin yüzde 36’dan fazlasının bioethanol üretimine ayrıldığını hatırlayacak olursak, Somali ve diğer benzer Afrika ülkelerinde insanların önünden alınan ekmeklerinin ‘piyasalar’ tarafından nasıl duman edildiği iyi anlaşılıyor…

Tahmin ettiğiniz gibi sadece ABD ve Avrupa ülkelerinin toprakları ‘tarımsal yakıt’ için ekilip biçilmiyor. Söz konusu yakıtı üreten uluslararası şirketler Afrika’nın da verimli topraklarını ele geçirmiş.

Guardian’da yer alan bir araştırmaya göre, Afrika’nın yirmiye yakın ülkesinde 50 yabancı işletme tarafından yürütülen en az 100 proje mevcutmuş…

Görüyorsunuz, ‘insani yardım’ın gücü bu büyük ‘tarımsal yakıtlar’ piyasasının karşısında ne yapabilir. Devletleri de arkasına alan bu büyük ‘piyasa’ karşısında sorumluluk sahibi iyi insanlarının elinden bugün yapılanlardan fazla ne gelir?

Afrika’daki Açlık sorununu inceleyen, bu konuda raporlar hazırlayan çok sayıda uzman yıllardır bu kıtada yapılması gereken ilk işin küçük üreticiyi desteklemek olduğunu tekrarlamasına rağmen büyük gruplar arkalarına kendi hükümetlerini ve yerli hükümetleri alarak küçük üreticileri yerinden edip toprak kapatmakla meşgul.

Dün söyledim; G20 toplantısında kıtanın verimli topraklarını ve su kaynaklarını işgal etmiş olan ‘tarımsal yakıt’ üreticilerine yönelik tek bir cümle edilmediği söyleniyor.

Hatırlatmak yersiz belki ama ben yine de üşenmeyip söyleyeyim:

Biliyorsunuz, G20 içinde Türkiye de yer alıyor.

KÜRŞAT BUMİN

Yazının tamamı için Yeni Şafak

Bir cevap yazın