“Biz sizden uzağız, lüks ve israftan uzağız!”

Emek ve Adalet Platformu’nun Özgür Açılım Platformu’yla birlikte düzenlediği üçüncü iftar yaklaşık 700 kişinin katılımıyla, geçen hafta olduğu gibi Taksim Gezi Parkı’nın çıkışında, Ceylan Intercontinental, Divan Otel ve Hyatt Regency arasındaki “otel üçgeni”nde gerçekleşti.

“Dünya nimetlerini parselleyenlere inat, yeryüzü sofrasını açmaya geldik” yazılı büyük bez afişin önünde önce Yıldız Ramazanoğlu  kısaca hissiyatını paylaştı. Afrikalı göçmenlerden biri düşüncelerini tercüman aracılığıyla dile getirdi. Ardından sokakta yaşayan çocuklardan biri duygularını ifade etti. En şikayetçi olduğu konudaki talepleri ise polislerin kendilerini dövmemesi yönündeydi. Arkasından platformun muradını anlatmak gayesiyle kaleme alınan metin okundu:

İftardan önce okunan metin

Bizleri açlık zemininde eşit kılan Ramazan ayını lüks ve şatafat dolu iftar sofralarıyla katleden servet sahiplerine söyleyecek bir çift sözümüz olsun diye, pahalı otellerin önünde üç haftadır iftar yapıyoruz.

Biliyoruz ki Ramazan, bize nefsî bir arınma hediye ederken aynı zamanda toplumsal bir duyarlılığa da çağrıda bulunuyor. Allah aç kalmamızı neden ister ki? Niyet, açları, yoksulluğu hatırlamak iken bir yerde, bir yerde de Ramazan’da kazanılan terbiyenin kalan on bir ay için güzel bir başlangıca dönüşmesidir. Salt açlık ve yorgunluk hissi, Ramazanın gayesi olan toplumsal sadelik fikrini hiçbir ölçüde gerçekleştiremez.

İftara kadar süren açlık eylemi iftardaki zengin sofralarla, belki yarısı çöpe giden pahalı menülerle nihayete eriyorsa, tutulan orucun da manası kalmıyor demektir. Emeği gaspederek üretilen yoksulluk sendromu bir kenarda hızla büyürken, insanların gözüne soka soka israf etmek hangi Ramazanın ruhuna, hangi Peygamberin yaşam tarzına uyuyor, diye sormak kalır bize de.

Otel önünde yapılan iftarlarla ilgili medyada bir çok şey yer aldı. Bir yandan sosyalistlerle islamcıların bir arada eylem yapmasını ‘akidevi’ olarak sakıncalı gören müslümanlar varken, bu eylemin ‘iftar’ eylemi olmasını ‘düşündürücü’ ve ‘yersiz’ bulan solcu yazarlar da vardı.

‘Bu eylemleri Ramazan sonrasında da devam ettirecekler mi bakalım’ gibi spekülatif laf atmalar, otel önü iftarlarının yalnızca Ramazandaki israflara karşı yükselen parçacı bir tavır olarak algılanmasına sebep olabilirdi.

Çeşitli gazetelerin ısrarla dillendirdiği ‘İslami Sol’ gibi bulanık ve kafa karıştırıcı ithamlar havada uçuşuyorken, bazı yazarlarımız da sokağın tek bir ahlakı olamayacağını söyleyerek ahlak terörizmi yapmanın alemi yok diyorlardı.

Halbuki tüm bu tartışmaların ötesinde çok basit bir gerçek ve çok samimi bir niyet vardı: Türkiye’nin yaklaşık üçte biri yoksulluk sınırının altında yaşıyorken, bu ülkede asgari ücret, pahalı iftar sofralarında bir kaç kişilik bir yemeğe karşılık geliyor.

Ramazan çadırlarının yoksulluğu yeniden üreten kültürel etkinliklere dönüşmesini istemiyoruz. Çağrımız yalnızca Ramazandaki israfı kapsamıyor.

Çağrımız yalnızca ‘israf’ı da kapsamıyor. İnsanın ‘insan’ olarak itibarını alaşağı eden bu üretim ve tüketim ilişkilerine hiçbir şekilde tahammül göstermeyen bir ses yükseltmek istiyoruz.

Ramazanın eylem ayı, otel önlerinin de mekan olarak seçilmesinin sebebi açıktı: Herkesin az çok duyarlılık gösterdiği bir aralığı, hayatın tüm zaman ve mekanlarına teşmil olacak bir tavra dönüştürmek mümkün olabilirdi.

Ramazan, adil bir yaşam için ortaya konacak en güzel niyetlerin, ideallerin, arzuların, hareketlenmelerin sembolik bir çıkış noktasına bürünebilir, kişisel ve toplumsal dirilişimiz için bir cansuyuna dönüşebilirdi. Yoksa iddia edildiği gibi eylemi ramazana has bir israf protestosu olarak sınırlamak adil bir yaklaşımdan çok çok uzak olurdu.

Otel önü iftarları bu haftayla birlikte son bulacak. Nihayetinde biz bu iftarlarla birlikte lüksün, şatafatın ve israfın tartışmaya açılmasına vesile olduğumuza inanıyoruz. Gerçek bir toplumsal dayanışmaya giden yolda bu tarz eylemler birer köşe taşı vazifesi görüyor.

Peygamberin sade yaşantısını içli ve romantik birer ah-u vâh’a dönüştürürken kırkta bir zekatla yakayı kurtaracağını sananlar kadar, facebook’ta somalili çocuk resmi paylaşan fakat lüks hayat tarzından zerre taviz vermek istemeyenler de yoksulu görmemek için ‘sokağa’ çıkmayı reddediyorlar. Bizim içinse sokak tüm bu adaletsizlikleri ortaya dökebileceğimiz bir zemine işaret ediyor.

Rabbimizden Ramazanımızı bereketli ve adil bir hayat için vesile kılmasını istiyoruz.

Biz sizden uzağız, lüks ve israftan uzağız!

EMEK VE ADALET PLATFORMU

Bir cevap yazın