290. hafta: Yargı kararları toplumun değerleriyle çatışıyor

Değerli Basın Mensupları, hak ve özgürlükler konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili dostlarımız! Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına hepinize hoş geldiniz diyor, selamlarımı sunuyorum.

Bildiğiniz gibi geçen hafta yirmi ilde aynı anda Kur’an öğretimine 12 yaş sınırı getiren yasayı protesto amaçlı eylem düzenleyerek, yasağın anlamsızlığına dikkat çekmiştik. Bu anlamsız yasağa karşı küçük çocuklara temsili Kur’an dersi vermiş, yetkililere de kendi kendimizi ihbar etmiştik. Bugüne kadar yetkililerden ne soruşturma açıldığına dair, ne de yasağın kalkacağına dair bir açıklama gelmedi. Kur’an öğretimine 12 yaş sınırı getiren bu anlamsız yasak kalkıncaya ve din eğitimi üzerindeki Diyanet tekeli kaldırılıncaya kadar konun takipçisi ve ısrarcısı olacağımızı buradan kamuoyuna bir kez daha ilan ediyoruz.

Mübarek Ramazan Bayramının çok yaklaştığı şu günlerde iftar sofralarında lokmaları boğazımıza dizen Somali görüntüleri üzerinde de tekrar durmakta fayda görüyoruz. Ateşli silahları önce keşfetmenin avantajı ile dünyada sömürge arayışına çıkan vahşi Batılının zulmünden Afrika da kurtulamamış, yıllarca altın, elmas madenleri sömürülmüş, fildişi, kürk ve baharatları batıya aktarılmıştır. Bu da yetmemiş, bu haramilerin tarlalarında, fabrikalarında inşaatlarında yüzyıllarca siyah Afrikalılar köle olarak çalıştırılmıştır. Bugün batılıların zenginliği içinde Afrikalı mazlumların kan, ter ve gözyaşları vardır. İşte bu sömürü çarkının farkına varan ve bu çarkı kurmaya çalışan İslâmî hareketler ABD ve Avrupa’nın yeni düşmanı ilan edilmiştir.

Somali’de ABD ve BM’nin işbirlikçi Somali Hükümetine sağladığı silahlarla Müslümanlar üzerinde terör estirilmekte, halkın üzerine ateş açılmaktadır. İnsan Hakları İzleme Örgütü Afrika Birimi yöneticisi Rona Pelial’in raporuna göre Somali’de işlenen cürümler şöyle sıralanabilir:

• Eş-ŞEBAB ile mücadele bahanesi ile zaman zaman kalabalık sivil gurupların üzerine rastgele ateş açılması.

• Somali’de halk arasında İslâmcıları tespit edip fişlemek için, kendileriyle işbirliği yapanlara 200 dolar para verilmesi. Bu durum rastgele ihbarları artırıyor.

• BM yardımları kasten dağıtılmıyor veya ABD’nin istediği şekilde istediği kişilere dağıtılıyor.

• Uluslar arası Kızılhaç Örgütü tarafından CIA emrine verilen arazilerde kurulan yer altı hapishanelerinde tutuklu Müslümanlara Ebu Gureyb hapishanelerindeki gibi akılalmaz işkenceler yapılıyor.

The Newyork Times tarafından da doğrulanan bu haberi kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Somali ve Afrika’daki açlık probleminin gerçek müsebbibi ülkedeki tarım ve hayvancılığı engelleyen yönetimde ABD ile işbirliğine girerek kendi halkına ihanet eden Somali’li yöneticiler ile ABD ve batılıları şiddetle tel’in ediyoruz.

Son yıllarda Türkiye gündemini sıkça meşgul eden ve kamuoyunda “kadına şiddet” olarak yer eden konuya da bir parça değinmek istiyoruz.

Bizler “Sizin en hayırlınız, ehline, hanımına karşı hayırlı olandır” diyen bir Peygamber’in (sav) ümmetiyiz. Bizim medeniyetimizde kadın Allah’ın (cc) bir emaneti olarak algılanır. Kadın, annedir ve “Cennet annelerin ayağı altındadır.” Peki böyle olmasına rağmen kadınlarımız bugünkü duruma nasıl geldi ve hergün şiddet kurbanı olarak anılır oldular? Biz iddia ediyoruz ki, bugünkü durum kendiliğinden oluşmadı. Osmanlı Devleti’nin son dönemi ile birlikte başlayan Batı hayranlığı, Cumhuriyet Dönemi ile birlikte “Çağdaş Uygarlık” adı altında idealleştirildi. Osmanlı’da sarayda başlayan modernleşme Cumhuriyet Döneminde yöneticiler ve eğitim yoluyla halka dayatıldı. Kadınlarımızın Batılı kadınlara benzemesi teşvik edildi. Halkın dini, kültürü, örf ve adetleri dikkate alınmadan Batıdan aktarılan kanunlarla aile hayatı dizayn edilmeye çalışıldı. İslâm Fıkhı “irtica” diye hafife alındı. Mevcut kanunların uygulamalarından bazı örnekler verelim. Bugün bir erkek eşinin “ben pavyonda çalışacağım” isteğine kanunen karşı duramaz. Aile reisliği kavramı kaldırıldığı için aileler iki şöförlü bir arabada, ne yöne gideceğine iki şöförün karar vereceği şaşkın insanlara dönmüştür. Zina suç olmaktan çıktığı için karısının veya kocasının zina yapması yüzünden boşanmak isteyen eşten hakim şahit getirmesini isteyebilmektedir. Boşanma halinde edinilen mal varlığının yarısı kadına verilmekte, tazminat ve nafaka ile erkek tam bir ekonomik çöküntüye uğratılmaktadır. Bu uygulama kötü niyetli bir kadın tarafından pekala kazanç kapısı haline dönüştürülebilmektedir.

Ekonomik özgürlüğünü kazanmış(!) çalışkan kadın ise hem işte hem evde çalışarak daha fazla yıpranmasına rağmen tazminat ve nafakada aynı avantajları kazanamamaktadır. Bu garip uygulamaları saymakla bitiremeyiz. Ancak milletimizin din, örf, adet ve kültürüne zıt bu kanun ve uygulamalar uzun vadede aile yapısındaki dengeyi bozmuş, eşler arası geçimsizliğe zemin hazırlamıştır. Son olarak Yargıtay içtihadı sonucu karara bağlanan bir davayı dikkatinize sunuyoruz. Kızıyla aynı evi paylaşan bir, anne kızının eve erkek arkadaşını da getirmesi ve birlikte nikahsız aynı çatı altında yaşamak zorunda kalmaları üzerine yargıya başvuruyor. Konu mahkemelerden sonra yargıtay’a intikal ediyor. Yargıtay aynı evi paylaşan anne ve kızın davasında kızı haklı buluyor ve ortak evde erkek arkadaşı ile birlikte kalabileceğine hükmediyor. Konuyu gazeteler “Yargıtay’dan Seks Özgürlüğü” başlığıyla vermişlerdi.

Allah’ın haram kıldığı zina konusuna özgürlükçü açıdan yaklaşan, Allah’ın farz kıldığı başörtüsü konusunda yasakçılardan yana tavır alan ve “Yüce Türk Milleti” adına karar verdiğini söyleyen Yargı Mensuplarına soruyoruz: Millet adına verdiğiniz kararları millete anket veya referandum yoluyla sormaya var mısınız? İşte bütün bu ve benzeri garip uygulamalar, aile içi dengeyi bozmuş geçimsizlik ve kavgalara zemin hazırlamıştır. Çözüm için getirilen teklifler ise, bu durumu hazırlayan faktörler göz önüne alınmadan hazırlandığı için, ateşe benzin dökmeye benzemektedir. Yetkilileri; kanunlardaki çarpıklıkları gidererek toplumun din, adet, örf ve gerçeklerine uygun tedbirler almaya çağırıyoruz.

Bütün insanların can, mal, akıl, nesil ve din emniyetlerinin sağlandığı, adaletin hakim olduğu günleri görmek umuduyla hepinizin Ramazan Bayramı’nı kutluyor, haftaya aynı saatte burada buluşmayı diliyor, katılımınız için teşekkür ediyoruz.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU ADINA

İSMAİL AYDAR

VAHDET VAKFI

Bir cevap yazın