Sakarya 312. hafta: Amerika’yla gelen özgürlük değildir! Füze Kalkanı istemiyoruz!

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu’nun 312. Hafta basın açıklamasını Diriliş Saati Dergisi’nden Berat Gürler okudu. Açıklamada “Birleşmiş Milletler’den olumsuz olarak çıkacağı deşifre edilen Mavi Marmara kararı üzerine hükümetin İsrail ile ilgili aldığı kararları, bir başlangıç olarak memnuniyetle karşılıyoruz.” denilirken Füze Kalkanı projesine verilen onay ise şöyle eleştirildi: “Füze Kalkanı ile ilgili Amerika ile tam mutabakatın sağlandığı ve yılsonuna kadar uygulamanın başlayacağı konusunda ortaya çıkan haberler bu iyimserliğimizi yeniden karamsarlığa dönüştürüyor. Politikalardaki bu zikzaklar bizi “Ortada gözden kaçırılmaya çalışılan emperyal senaryolar mı var?” sorusuna götürüyor.”

Sakarya Adalet Girişimi 312. Basın Açıklaması

EMPERYAL OYUNLARA KARŞI UYANIK OLALIM!

Birleşmiş Milletler’den olumsuz olarak çıkacağı deşifre edilen Mavi Marmara kararı üzerine hükümetin İsrail ile ilgili aldığı kararları, bir başlangıç olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak aynı saatlerde “Füze Kalkanı” ile ilgili Amerika ile tam mutabakatın sağlandığı ve yıl sonuna kadar uygulamanın başlayacağı konusunda ortaya çıkan haberler bu iyimserliğimizi yeniden karamsarlığa dönüştürüyor.

Politikalardaki bu zikzaklar bizi “ortada gözden kaçırılmaya çalışılan emperyal senaryolar mı var?” sorusuna götürüyor. Türk Hükümeti’nin İsrail ile ilgili bir dizi yaptırım kararı alırken İsrail’in arkasındaki ana güç olan Amerika ile stratejik ortaklığını pekiştirmesi, NATO eksenli saldırılara onay vermesi gibi garip uygulamaların içinde olması “iki yüzlü bir dış politika mı izleniyor?” sorusunu beraberinde getiriyor. Hükümeti taraf olma noktasında netleşmeye davet ediyoruz. Aksi takdirde ortaya konulan tavırların samimiyetinin ve arka planlarının sorgulanması kaçınılmazdır.

Somali ve Libya! İnsanlığın önündeki iki test alanı… Bu iki ülke üzerinden mazlum-zalim, sömürgeci-sömürülen, savaş-barış, adalet-zulüm gibi zıtları tekrar düşünmek, tefekkür etmek ihtiyacı duyuyoruz. Kısacası insanlığın hangi hatta durduğunu veya daha doğrusu hangi hatta manipüle edildiğini test etmek imkanı buluyoruz.

Somali’yi açlığa mahkum edenler kimler? Bu ülkeye ABD ve batılı yandaşları her zaman petrol/doğalgaz rezervleri, uluslar arası ticaret, enerji akışı ve güvenlik açısından kritik coğrafi pozisyonu nedeniyle iştahları kabararak baktılar. Bir ülkeyi sömürgeleştirmek için Afrika’nın her köşesinde uyguladıkları misyoner faaliyetleri Somali’de sökmedi. Somali halkı gönüllü sömürgeleşmeyi sağlayan Hıristiyan propagandasını yutmadı. İslami değerlere olan bağlılığını her fırsatta haykıran bir Somali halkı var karşımızda.

Somali halkını dönüştüremeyen küresel zalimler yeni iki metodu denemeye aldılar. Bunlardan birincisi kabilecilik ve meşrep üzerinden tefrika çıkararak Somali toplumunu kamplara bölmek, diğeri ise oltaya takılmayan Somali insanını açlığa mahkum edecek uygulamaları başlatmak…

Somali’de yüz binlerce insan açlık ile boğuşurken, BM yetkilileri stoklarındaki gıda malzemelerini halka zamanında iletmemekte kararlı… Somali’deki tarım ve hayvancılığı çeşitli entrikalarla öldüren batılı emperyalist, sözde yardım teraneleriyle Somali halkını avutmaya çalışıyor. Somali yerine Kenya’nın başkenti Nairobi’de konuşlanmış bu sömürgeci uzantılarının Somali’ye sözde yardım teşebbüsleri…

Libya’ya gelince… Libya halkını özgürleştirmek adına operasyon yapanlar şimdi Libya’nın kaynaklarını paylaşma derdinde… Fransa’nın Libya petrollerinin %35’i karşılığında muhaliflere yardım ettiği basın-yayın organlarında yazılıp çiziliyor. İtalyan petrol şirketinin Libya’da alacağı pay gündemi oluşturuyor. Amerika’nın dev petrol şirketleri avuçlarını ovuşturarak Libya’yı seyrediyor. Kısacası tüm sömürgeciler Libya’nın kaynakları ile ilgili hesaplarını yapıyor. Bütün bu hengamede birileri çıkıp Libya’nın özgürleştiğinden bahsedebiliyor. Hayır! Libya özgürleşmedi. Aksine emperyalizmin kucağına tam olarak oturdu. Amerikan ve Fransız bayrakları ile tekbir getirmek özgürleşmek anlamına gelmiyor. Yani sömürgecilik dilinde maalesef bu da var. Yani halkların gazını öyle bir al ki, insanlar Amerikan ve Fransız bayrakları ile tekbir getirsinler ve emperyalist efendilerine ram olmayı sanal bir zafer sarhoşluğu içinde kutlasınlar.

Artık uyanma zamanı… Emperyalizmin oyunlarına karşı İslami bilinci kuşanma zamanı… Küresel güçlere karşı direniş zamanı… Mazlumların seslerini yükseltme zamanı… İnsan olduğumuzun, Müslüman olduğumuzun farkında olarak dünyada adaleti ve barışı sağlama adına elimizi taşın altına koyma zamanı… Kuran-i bilinç ile; Allah’ın sadece zalimleri, fesat çıkaranları değil aynı zamanda zulme, fesada göz yumanları da azaplandıracağına iman edenlerin ayağa kalkma zamanı…

Okulların açılmasına iki hafta bir süre kaldı. Başörtüsü konusunda bazı üniversitelerde halâ mağduriyetler söz konusu… Kamusal alanda ve ilk/orta öğretimde ise başörtüsü yasağı tüm şiddetiyle devam ediyor. İlk ve orta öğretimde öğrencilerin başlarını örterek okullara devam etmesi hususunda Müslüman halkımızı duyarı olmaya çağırıyoruz. Yasağa direnerek kızlarımızın okullara başörtüsü ile devamını sağlayalım. Bu konudaki çabalara destek verelim.

Kamusal alandaki yasağın da kalkması doğrultusunda direnelim. Zulüm teslim olarak değil ancak direnerek ortadan kaldırılabilir.

Zafer direnenlerin olacaktır.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir cevap yazın