313. hafta: Halkın taleplerine göz yumamazsınız!

Yeni bir 11 Eylül arifesi. Bundan tam 10 yıl önce, Amerika’daki Dünya Ticaret Merkezine gerçekleştirilen saldırıların seneyi devriyesindeyiz. Küresel güçlerin İslam dünyasına savaş açma adına kullandıkları kurgulu ve düzmeceden ibaret senaryoların toplamı. Masum ve sivil insanların öldürülmesine inancımız, her ne olursa olsun karşı çıkmamızı bize emretmiştir. Gözünü kan ve hırs bürüyen katil A.B.D hükümeti, küresel menfaatleri uğruna kendi insanını da öldürmekte bir an olsun tereddüt göstermemiştir. Bu düşüncemiz bir savsata olarak düşünülse de, kendi halkını inandırmakta zorluk çekenler, müslüman coğrafyasını asla ikna edememişlerdir. Katil ve zalimlerin yeni senaryoları her daim mevcuttur. Biz müslüman halklar olarak uyanık olmalı ve kâfilere karşı dik duruşumuzu her alanda göstermeliyiz.

Ortadoğu da yanan özgürlük ateşi her geçen gün daha da kuvvetlenmektedir. Tunus ile başlayan insani kalkışma Mısır ile devam etmiş ve son olarak ta komşumuz Suriye’ye kadar ulaşmıştır. Baas rejiminin en katı ve sert yüzü maalesef ki bu ülke de sergilenmeye devam etmektedir. Babasından uzatmalı katil Beşar Esad, ülkeyi yönetme adına kendi halkına akla ve mantığa sığmayacak işkenceler uygulamaya devam etmekte, korkunç katliamlarına ara vermeden devam etmektedir. Öyle ki; en çok insan, kutsal günlerimiz olan Cuma günleri öldürülmekte, bayram günleri toplu katliamlara sahne olmaktadır. Halklarının haklı taleplerine göz yummak hiçbir devirde yönetimlere fayda sağlamamıştır. Umarız ki bu rejimin sonu da özgürlük ve daha fazla insanca yaşama adına mücadele gösteren halkı tarafından getirilir, ülkelere demokrasi getirme adına mücadele veren rejimler tarafından değil !!!

İsrail boyunun ölçüsünü almıştır! Türkiye hükümetinin bu anlamdaki dik duruşunu takdir ile karşılıyoruz ve sonuna kadar ardında olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Hafta içerisinde açıklanan BM raporunun yankıları devam etmektedir. Buradan edindiğimiz sonuca göre, bu kurumun kimlere hizmet ettiğini bir kez daha anlamış bulunmaktayız. Uluslar arası sularda seyreden ve her türlü ambargoya maruz kalan Gazze halkına insani yardım taşıyan gemilere bile tahammülü olmayan Siyonist rejim, yaptıklarının bedelini artık ödemek zorundadır. Özür dileyecek, Tazminat ödeyecek ve Gazze’ye uyguladığı ambargoya son verecektir. Biz dilek ve temennilerimizi iletmiyor, olması gerekenleri dile getiriyoruz. Olası ikinci bir filonun yola çıkması durumunda da gemilerimizin eşlik etmesi gerekliliğinin dillendirilmesi olumlu bir gelişme gibi durmaktadır

Kur-an eğitiminin önünde bir duvar gibi duran yaş sınırlamasının da son bulması gerekmektedir. Neredeyse tamamının müslüman olduğu iddia edilen bir ülkede böyle bir utanca sahip olmak, vicdan sahibi herkesi rahatsız etmektedir. Yeni Anayasa yapımı sürecinde değinilmesi gereken en temel konulardan biri bu olmalı ve bu manevi zulme bir an önce son verilmelidir.

Ve keyfi başörtüsü yasakları. Üniversitelerin kayıt dönemleri artık son buldu. Kayıt sürecinde uygulanmak istenen bu saçma yasağın bilinçlenen ve dik durmasını öğrenen insanlarımız sayesinde başlamadan son bulması büyük bir sevinç kaynağı oluşturmuştur. Haklarımız müdafaa edildiği sürece var olmaya devam edecektir. Mücadelemizi her daim sürdürebilme ümidi ile…

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu Adına Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi

Bahaeddin KURUOĞLU

Bir cevap yazın