Erdoğan Mısır’da dedi ki…

1. Laiklik vurgusu AKP iktidarının yönelişi, eski İslamcı lider ve tabanının İslami ideallerden kopuk bir hareket içinde olduğunun açık kanıtı olmuştur. Türkiye’deki laiklik vurgusunun takiyye sonucu değil, inanarak yapıldığı yeni devrimlerin gerçekleştirildiği İslam ülkelerine dönük bu pervasız tavsiyelerle bir kez daha kesinlik kazanmıştır.

Batılılarca İslam dünyasına laiklik-demokrasi bağlamında model olarak gösterilen Türkiye bu rolü benimsediğini birinci ağızdan ilan etmiş, müslüman mahallesinde salyangoz satmıştır. İktidarın İslamı hayattan kovan dini yönelişinin Hristiyanvarı niteliği öne çıkmıştır.

Laiklik nasihatlerinin bir başka yönü de şudur: Radikal unsurlar olarak görülen İslami hareketlerin üzeri çizilmiştir. Bunu yapan da laik müslüman ülke olarak modelleştirilen Türkiye’nin başbakanı olmuştur.

2. Türkiye’nin İsrail politikalarının amacı kendini açık etmiştir. Türkiye’nin amacı batılılarla birlikte İsrail’i “normal bir ülke” haline getirmektir. Yani serbest piyasayı tedirgin edecek saldırgan politikalardan uzak bir devlet! Dolayısıyla bu durumda İsrail müslüman halklara zihinsel olarak da bu dindar kökenli hükümet tarafından tanıttırılacak, İsrail’in bölgedeki meşruiyet sorunu giderilecektir.

3. “Filistin bayrağını göndere çekme” vaadiyle laiklik vurgusunu unutturan bir coşku yaratan başbakan, göstermelik bir Filistin devleti’ni İsrail’e ve batılı ülkelere kabul ettirmeye çalışan projenin öncü atlısı olduğunu açıkça göstermiştir. İsrail’in varlığını küçük Filistin devleti ilanıyla kabul ettirmeye çalışmak aynı zamanda Hamas ya da Hizbullah gibi direniş örgütlerini de tasfiye edecek süreci hızlandıracaktır ki neoliberal politikalar ortadoğunun bu bakir alanlarına nüfuz edebilsin! Hamas ve Hizbullah laik olamayacağına göre!

4. Kendilerinin yer altı zenginliklerine göre hareket etmediklerini söylerken başbakan asla doğruyu söylememektedir… Nato’nun Libya’yı bombalama sürecini ve Davutoğlu’nun Libya UGK’sine 100 milyon dolarlık hibe, 200 milyon dolarlık kredi yardımını hatırladığımızda bunu görebiliriz. Türkiye’nin yatırım çıkarları olduğu için “Nato’nun Libya’da ne işi var!” diye karşı çıkan başbakan, fırsatçı bir manevrayla hemen Nato tarafına geçmiş, hatta İzmir’i Nato komuta merkezi yapmıştır. Libya UGK’sine para göndererek, İstanbul’da konferanslar tertip ederek yeni paylaşımda pay sahibi olmayı arzulamıştır.

Kaynak: Tasfiye

Bir cevap yazın