Yasakçı idare geri adım atmıyor!

2011-2012 Eğitim Öğretim yılının başlamasının ardından okula başörtülü gitmek isteyen ilköğretim çağındaki öğrencilere yönelik uygulanan keyfi yasak uygulamalarına her gün bir yenisi daha eklenirken son örnek, Yüreğir İlçesi Koza İlköğretim Okulu’nda yaşandı. Okulun 4-B sınıfında okuyan Esmanur Dursun adlı öğrenci, başörtüsü taktığı için okulun açıldığı günden bu yana okul idaresi tarafından okula alınmadığı gibi kendisi hakkında okula alınmayış sebebiyle ilgili herhangi bir evrak ta verilmedi.

Bu Kararından Dolayı Kızımızı Destekliyoruz

Konuyla ilgili bilgi aldığımız Esmanur’un annesi Jale Dursun, kızın küçük yaştan itibaren namaz kılıp Kuran dersi aldığını ve her zaman örtülü olmak arzusunda olduğunu belirterek bu hususta kızlarını desteklediklerinin altını çizdi.

Bahane Hep Aynı: “Kılık Kıyafet Yönetmeliği”

Esmanur’un okuluna başörtülü devam etmek istediğini ancak okul idaresinin kızını sınıfa almadığını belirten Dursun; “4. Sınıftan itibaren başını hiç açmamaya karar veren kızım okuluna da bu şekilde gitmek isteyince okul idaresinin yasakçı uygulamasıyla karşı karşıya kaldı. Kılık Kıyafet Yönetmeliğini bahane eden okul idaresi, kızımı okula almadı. Bize göre suç işleyen idare, kızımı derse almadığı gibi, bununla ilgili herhangi bir evrak ta vermeye yanaşmadı. Ayrıca bir defasında baskı kurarak kızımın başörtüsünü açmaya çalıştılar, açmayınca da sınıftan çıkarttılar. Bu uygulamalar üzerine defalarca okul idaresi ile görüşmelerimiz oldu. Ancak herhangi bir çözüm sağlanamadı “dedi.

Sorunun çözümü için Tesettür Seferberliği Platformu (TESSEP) ile görüşerek yardım talebinde bulunduklarını belirten Dursun, kızı Esmanur’un okula alınmamaya devam etmesi halinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

Öte yandan; Başörtüsü Mağduru Esmanur Dursun’un okulunu ziyaret eden TESSEP Başkanı Salih Demir başkanlığındaki heyet, Okul Müdür Yardımcıları İbrahim Erdoğan ve Deniz Muharrem Başak ile görüştü. Ziyarette Esmanur’un annesi Jale Dursun ile amcası Ahmet Dursun da hazır bulundu.

Okul Müdürü İdareciye Yakışmayan Hareketlerde Bulundu

Ziyarete Müdür Yardımcısı İbrahim Erdoğan’ın okul idarecesine yakışmayan tavrı ve sert konuşma üslubu damga vururken bunun yasakçı uygulamalarından dolayı düştüğü telaştan kaynaklandığı belirtildi. İlk başta veli olarak tek muhatabının anne olduğunu, TESSEP heyetiyle ve amcayla görüşmeyeceğini belirtti.

Mevcut Kılık Kıyafet Yönetmeliği, Askeri Cuntanın Eseri

TESSEP Başkanı Salih Yıldırım ise kendilerinin sorunun çözümü için geldiklerini söyleyerek okul idaresinin yasakçı uygulamasının hukuksuz olduğunu belirtti. Mevcut kılık kıyafet yönetmeliğinin askeri cuntanın eseri olduğunu ve artık uygulanmayacak nitelikte olduğunun altını çizen Demir; “Bu yönetmeliğin uygulanması durumunda bile ancak kınama ve bir kereye mahsus başka okula yollama kararı alınabilir. Ancak hiçbir şekilde okula almama gibi bir uygulamaya gidilemez. Öğrenciyi okula almayan yöneticiler ise mevcut yasalara göre suç işlemiş olur”dedi.

Yapılan görüşmelerin sonunda okul yönetimi, çözüm mercinin kendileri değil, İl Milli Eğitim Müdürlüğü olduğunu belirterek Esmanur’u başörtülü okula almayacaklarını ve bununla ilgili bir tutanak tutmayacaklarını söylediler. Bunun üzerine Esmanur’un annesi Jale Dursun okul idaresi hakkında “kızının okuma hakkını elinden alma ve sınıfa almama” hususlarında savcılığa suç duyurusunda bulunacağını belirtti.

Esmanur’un TESSEP Ziyareti Boyunca Başörtüsüyle Derste Kalmasına İzin Verildi

Öte yandan; Esmanur Dursun’un bu görüşmeler esnasında öğretmeni tarafından sınıfına alındığı ve son derse kadar derslere başörtüsüyle katılmasına izin verildiği öğrenildi. (Ayhan Kaya-İLKHA)

One thought on “Yasakçı idare geri adım atmıyor!

  • Devşirme Laiklerin Başörtü Düşmanlığı

    2011–2012 eğitim ve öğretim yılı, BAŞÖRTÜSÜ çevresinde ardı ardına gelişen haksız hadiseler zinciriyle devam etmektedir. Türkiye’de Müslümanların ciddi bir inanç hürriyeti problemi bulunduğunu yapılan bu uygulamalar bir kez daha ortaya koymuştur. Bu, hem mevcut duyarsız hükümetin hem de laik Kemalist yapının bir gerçeğidir.

    Şu anda farklı kıyafet giyiliyor; din, ırk ayırımı yapılıyor denilerek öğrenciler okullara alınmıyor. Eğer bu din, ırk ayırımına sokulacaksa, bu ayırıma sokulmayacak hiç bir uygulama yoktur.

    Örneğin okullarda Namaz kılan kimseler de, kılmayanlara göre farklı bir görünüm arzetmekte, bu da din ayırımını körüklemektedir, denebilir. Veya Ramazan’da herkes oruç tutuyor ama Türkiye’de Hıristiyanlar da var. Diğer din mensupları da var, bunlar tutmuyorlar, Müslümanlar tutmakla din ayırımını körüklemiyorlar mı? Veya tutmayanlara da “siz ayrımcılık yapıyorsunuz” mu denilecek?

    Yani demem o ki; aslında problem çok yönlüdür. İlk olarak okullardaki yönetici laikler inanılamayacak kadar cahildirler. Batılılar bunları laikliğe zorladı. Çünkü bu kendi çıkarlarına uygundu. Sonra devşirme laikler yetiştirmeye başladılar. Bunlar aracılığıyla ülkeyi ele geçireceklerdi. Önce Frenk diliyle okutan okullar açtılar, sonra kendi okullarını kurdular. Batı’yı taklit etmeye gönüllü sürüler, aydın sürüler ve bunların arasında “çoban köpekleri” yetiştirdiler. Bu laik zihniyet yüzünden halen bocalıyor bu ülke.

    Bir laik ölmek üzere olsa, tedavi için başörtülü ya da sakallı bir doktor bulunsa, “Laiklik elden gidecek” diye muayene olmaz. İşte bunlar çağdaş kafa. Aman ne çağdaş!

    Laiklik papazlığı yapmayı bırakın artık. Kendinize özgü nass’larla kurduğunuz engizisyona kurbanlar arıyorsanız, Müslüman halka karşı bu cellâtlık tutkusu yetti artık.

    “lâikliği ihlâl ediyor” diye ne şekilde haklanmaya çalışılırsa da “yüzyılın ayıbı” olarak bir başörtüsü yasağına halen bacılarımız maruz bırakılıyor. Başbakan “yasak yok” diyordu şimdi çıkıp bir daha söylesin yok diye. Yasağın sürdüğü yerler her yere yayılmış. Ve her geçen gün bu zulme bir yenisi ekleniyor. Şu anda ilerisi için başörtüsünün akıbetinin ne olacağını da kimse kestiremiyor.Toplumda yürütülen mantık şudur:Bugün başörtüsü emrine uymayı kısıtlayanlar, yarın acaba İslâm’ın hangi emrine ambargo koyacaklardır?

    Başörtüsü mağduru mazlumu olan bacılarımıza, ne yazık ki laik Kemalistler bir çıkış yolu gösteriyorlar.‘Başını aç, içeri gir; bu işkenceden kurtul!’ diyorlar. Ağlamaktan göz pınarlarının kuruduğunu gördüğümüz bu başörtüsü mağduru kardeşlerimize baktıkça Zeyneplerin, Fatmaların, Ayşelerin, Zinnîrelerin, Sümeyyelerin zalimlerle olan mücadelelerini hatırlıyoruz.

    Bu iffet timsali bacılarımızı çocuklarımızı, başları örtülü olduğu için okullarına, fakültelerine almamak zulüm ve haksızlıktır. Onların başörtülerini siyasi bir simge kabul etmek ikinci bir zulüm ve alçaklıktır. Çünkü tesettür siyasi değil, dini bir semboldür.

    Şu iyice bilinsin ki Allah’a inanan, inandıkları gibi yaşamak isteyenler, eğitim haklarını kaybetseler bile inançlarından en ufak taviz vermemişlerdir. Ve mü’minlerle uğraşmak, hiç de akıl kârı değildir. Onlar zayıf, güçsüz, çelimsiz görünseler bile, arkalarında bütün güçleri elinde tutan bir güç vardır. “Mazlumun bedduasından sakın!” buyuran Peygamber’e uyarlar. Zira mazlumun âhına tutulanın iflâh olduğu görülmemiştir.

    İnançları gereği başlarını örten bu genç kardeş bacılarımızın rejimin temellerini sarstıkları inkâr edilemez bir gerçektir.

    Müslüman, Allah’ın dini ne ölçüde yaşadığını değerlendirmek, onu bütün unsurlarıyla yaşayabileceği bir ortamı aramak ve oluşturmak zorundadır. Allah Teâlâ Ehl-i Kitaba “Yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıyor, bir kısmını da inkâr mı ediyorsunuz.” diye soruyor ve “İçinizde böyle yapanların cezası dünya hayatında rüsvalıktan başka bir şey değildir.

    Son söz olarak okullardaki başörtülü kardeşlerimize bazı okul idarecileri veya görevlileri tarafından dayatılan zorbalık; ya isteyerek ve bilinçli olarak kendilerine verilen bir görevi icra etmekten veyahut da bilinçsiz bir şekilde sürüklendikleri ve içine düştükleri gaflet durumundan kaynaklanmaktadır. Bilinçli veya bilinçsiz olsun, kendi iradeleriyle veya iradeleri dışında olsun, sürüklendikleri ve içine düştükleri bu aşağılık durum, bir İslam düşmanlığından ibaret olup neticesi kendilerine hem dünyada, hem de Mahşeri Kübra’da azaptan başka bir şey getirmeyecektir.

    İslam’ın farzlarından olan başörtüsüne ve Müslümanlar bacılarımızın aleyhine gelişen bu ve benzeri durumlara karşı hassasiyet ve duyarlılık sahibi her Müslüman’ın gereken meşru tepkiyi göstermeleri gerekir.

    Allah’ım! Bizlere hakkı hak gösterip ona uymayı nasip et, batılı da batıl gösterip ondan sakınmayı nasip et. Davamızın sonu Allah’a hamd etmektir…

    ebuzer çetin..

    (Hürseda Haber)

Bir cevap yazın