212. hafta: Amerikan hegemonyasına teslim olmayacağız!

Emperyalist iştah gün geçtikçe artmakta kendisine yeni sömürü ve semiri alanları aramaktadır. Doymak bilmez iştahını Afganistan, Irak,Somali ve benzeri yerlerle tatmin edemeyen emperyalistler dünyada sömürü alanı olmayan bir tek metre kare yer bırakmaya niyetli gibi görünmektedirler.

Kendi iştah alanlarına müdahale edebilmek için gerekli şartları ve ortamı oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bunların en zorunlu olanı kaos ortamı oluşturmaktır. Kaos ortamı içinse tedhiş ve terör gereklidir. Sükûnetin barışın ve huzurun olduğu ortamlarda bir dış müdahale imkânı ve sömürüye sebep bulamayacaklardır. Uluslar arası emperyalizmin amaçlarını gerçekleştirmek için bağlantıları uluslar arası olan tedhiş ve terör şebekeline ihtiyaç vardır. Taş ören örgütlenmeler bölgesel iddialarla, istek ve taleplerle ortaya çıkıp uluslar arası sömürüye maşa olmaktadırlar.

Halkların ve toplumların halklı istekleri adalet ve özgürlük talepleri taş ören örgütlerin propagandalarına ve varlık sebeplerine alet edilmektedir. Halklar kendi haklarını ve hürriyet taleplerini emperyalizmin çıkarlarıyla örtüştürmeden taş ören örgütlere fırsat vermeden tevhid ve adalet ilkelerine göre gerçekleştirmelidir. Temiz ve pak olan haklar kirli yöntemlerle elde edilmeye çalışılmamalı hakların temizliği mücadelenin temizliği ile aynı oranda olmalıdır.

Hakları talep etmek için ulusalcı, kavmiyetçi, bölgeselci ve benzeri ayrıştırıcı ve bölücü anlayışlardan uzak durulmalıdır. Her kirli anlayış haklı taleplere leke getirip onların elde edilmesini imkânsızlaştıracaktır.

Ortadoğu da meydana gelen şiddet ve ülkemizin bazı yerlerinde olan çatışmalar emperyalizmin İslam coğrafyası üzerinde ki emellerinden kaynaklanmaktadır. Bölge sürekli bir kaos içerisinde bulunsun terör ve şiddet olayları artsın ki emperyalist Amerika ve en kanlı terör örgütü İsrail varlıklarını devam ettirebilsinler ve hegomanyalarını daha da güçlendirebilsinler.

Müslüman halklara küçük coğrafyalarda büyük hayal imkânları verip onların esas büyük hedeflerini hayale dönüştürmektedirler. Bilinmelidir ki halkların kardeşliği ve halklı talepleri ancak İslam’la ve İslam’ın ana esaslarla mümkündür. Bölgesel ve evrensel barış ancak İslam’ın kaynaştırıcı ve bütünleyici harcıyla mümkündür.

İslam’ın sorgulanamaz ve yasaklanamaz – ki her emri böyledir- emirlerinden olan başörtüsü pek çok İslami değer gibi bugün hala ülkemizde yasaktır. Başta zorunlu ilköğretimler ve liselerin tamamında ve üniversitelerin belirli bir kısmında kamusal alanda, çalışma alanında yasak olmaya devam etmektedir.

Milyonlarca çocuğun zorunlu olarak okutulduğu çocuklarımıza tercih imkânlarının bile bırakılmadığı bulu yaşlarında onlara örtü yasağının dayatılması baskıyı ve zorbalığı katmerlemek demektir. Hem mecburi eğitim yapacaksın hem de onların dinleri gereği olan örtülerini yasaklayacaksın ya da bu yasakları devam ettireceksin üstüne üstlük dünyaya halk ve özgürlükler mesajı verirken…

Başörtüsü yasağı diğer halk ve özgürlükler alanlarına getirilen yasaklar gibi bir an önce pazarlıksız ve koşulsuz olarak kaldırılmalı Allahın emirleri hiçbir şekilde yasaklanmamalı ve bu yasaklar inatla uygulamaya devam etmemelidir. Allahın emirlerini yasaklamanın hiçbir mazereti olamaz.

Müslüman halklar özgürlüklerini talep etmek hususunda ne bir dış güce nede yerli bir zalime umut beslememelidirler. Haklarını dilenerek değil direnerek elde etmeyi öğrenmeli çeşitli mazeretleri terk edip tevhid ve adalet ilkelerine bağlı bir direniş göstermelidirler.

Tüm sınırların ve hakların tevhid ve adalet ölçüsü içerisinde olduğu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 213. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

Bir cevap yazın