Ali Bulaç: Başörtülü aday kampanyası derin devlet planıydı!

Seçimler öncesinde “Başörtülü Aday Yoksa Oy da Yok” kampanyasının yarattığı gündemi provokasyonmuş gibi karşılayan ve bunu hiçbir delile dahi dayandıramadan “iyi saatte olsunlar”ın diye nitelendirdiği derin devletin operasyonu olduğu iddiasını ortaya atan  Ali Bulaç, T24’e verdiği röportajda aynı fikirde ısrar ederek konuyla ilgili şöyle konuştu:

Laiklik en çok başörtülü kadınlar üzerinden tartışıldı, ama son seçimlerdeki “Başörtülü aday yoksa oy da yok” kampanyasına çok keskin biçimde karşı çıktınız. Neden?

Edindiğim bilgilere göre kampanya AK Parti’yi zora sokmak için “derin devlet” tarafından planlanmıştı. Türkiye’de 3 oy deposu var: Muhafazakarlar-dindarlar-tarikatlar; şehir varoşları- yoksul kitleler ve Kürt seçmen. Bu 3 depoya ulaşabilirseniz, iktidar olursunuz. 2011 seçimlerinde AK Parti’yi muhafazakâr kesimde ne vurabilir diye düşündüler. AK Parti başörtüsü sorununu çözemedi. 2001 yılında teşebbüs etti, kapanmayla karşı karşıya geldi. Oradan “başörtülüleri AK Parti’ye karşı tavır almaya zorlarsak, oy oranını düşürecek” diye bir düşünce oluştu. Bunun içinde çok ilginç birimler ve isimler vardı. Anayasa değişene kadar bu sorunun çözülemeyeceği ortadaydı. 12 haziran seçimlerinin tehlikeye girmemesi lazımdı, çünkü anayasa vadiyle seçime gitti AK Parti. Vaadini yerine getirecek imkanı bulmalıydı. Ben diyorum ki şahıslara, partilere güvenmeyin. Metne güvenin. Önce yasa çıksın, özgürlüğünüzü yasalar teminat altına alsın.

Başörtülü aday kampanyasındaki isimler uzun zamandır bunun mücadelesini veren, dürüstlükleri ile bilinen kadınlar. Sizin ‘komplo’ demeniz aşırı olmadı mı?

O insanların dürüst ve samimi olması başka bir şey. Mücerret bir fikir olarak bunu getirirseniz ben bunu doğru buluyorum. Ama resmin büyüğü içine koyunca farklı oluyor. Yoksa onlar bilerek bir komploya gidip alet olmadılar elbette.

Komplodan çıkarırsak, ortaya çıkan durum, hak arayışına karşı yine “siz biraz daha bekleyin” demeye tekabül etti.

Neden “biraz daha bekleyin” dendi? Çünkü AK Parti son bir defa daha kazanınca anayasa yapacak. Oy veren yüzde 48 AKP’nin oyu değildir. Toplum “Seçime giriyorsun, bir kez daha sana destek veriyoruz. Bu iş çözülecek” dedi. Şimdi yeni anayasada başörtülülerin sorunu çözülmezse, istedikleri eylemi yapsınlar, haklarıdır. En başta ben gidip onlara destek verip yanlarında duracağım. Ama 12 Haziran öncesinde tuzak vardı.

Bu görüşe karşı “İslamcı aydınlar nöbeti Kemalistlerden devraldı” eleştirisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ciddiye almıyorum.

RÖPORTAJIN TAMAMI İÇİN T24

Bir cevap yazın