Konya 214. hafta: Başörtüsü meselesi turnosol kağıdı oluyor

Başörtüsü meselesi yine ülke gündemini en ciddi bir şekilde meşgul etmekte ve yine bir turnusol kağıdı gibi bütün renkleri açığa çıkartmaktadır. Müzminleşen, müzminleştikçe kronikleşen, bazı kesimlerce kanıksanıp içselleştirilen kimileri tarafından yok sayılan kimileri için çözüldüğü kabul edilen ama hala pek çok insanın yüreğinde sızı olmaya devam eden Başörtüsü meselesi…

Kimileri tarafından bir provokasyon malzemesi olarak kullanılan, kimilerinin seçim malzemesi, kimine göre suni gündem, bizim içinse inanç meselesi…

Niye başörtüsü?

Çünkü başörtüsü meselesi inançlarımıza değerlerimize yönelik saldırı, baskı ve yasakların sembolü. Tarafların her ikisinin gözünde de o bütün değerleri ifade etmekte, onların sembolü ve şiarı olmaktadır. Yasaklayanlar da bunun bilincindedir; mücadelesini verenler de… O bir bayraktır! Bütün değerleri kendi gölgesi altında toplayan.

Mecliste, bir bayan vekilin özel durumu ile alakalı çözüm üretmek için meydana gelen mutabakat yine başörtüsü engeline takıldı. Taraflar, bir vekilin şahsi sorununu çözmek için mutabakata ulaşmışken Müslüman halkın sorunu hususunda bir türlü uzlaşamıyorlar.

‘’Örtü fobisi’’ diye nitelendirebileceğimiz bu korkuyu, anlayabilmek için Türkiye tarzı bir toplumda yaşamak gerekir. Her şeyi kendine has olacak. Değerleri, korkuları, yasakları, rüyaları… Bu denli bir korku ve bu denli bir düşmanlık hiçbir şekilde izah edilemez. Savsaklamak ve ertelemeyi bir çözüm yolu olarak göstermek de ayrı bir fobidir. Kimden niçin nasıl korkuluyor anlaşılamamaktadır.

Mecliste başörtülü bir bayanın bulunması, hatta bunun düşünülmesi bile yürekleri ağızlara getiriyor. Niçin korkuyorlar anlıyoruz. Çünkü onlar, daha ilkokul çağındaki çocukların örtünmesinden bile rahatsız oluyorlar. Çünkü onlar haktan rahatsız oluyorlar. Çünkü onlar hakikatten rahatsız oluyorlar. Çünkü onlar ışıktan rahatsız oluyorlar.

Her şeyi çözümlemeyebilmek için mutabık kalıyorlar ama iş inançlarımızdan ve değerlerimizden kaynaklanıyorsa her bir taraf kendince fobilerini ortaya koyuveriyor. İşin ucu başörtüsüne dayanıyorsa tüm çözümler birden iptal ediliveriyor. Allah’tan korkun! Allah’ın emirlerini yasaklamaktan korkmuyorsunuz da; onun emirlerini yerine getirmekten mi korkuyorsunuz?

İsrail, Hamas arasındaki esir takası üzerinden değişik yorumlar yapılmakta. Yorumlar ne olursa olsun, görünen o ki: Direniş zalime karşı kullanılabilecek en etkili ve tek yoldur.

Lübnan direnişinin açtığı esir alma yolu Hamas’ın bu büyük zaferi ile zirve yapmıştır. Silahlı mücadelede elde edilen başarılar masa başında da elde edilmeye başlanmış direniş kararlılığını ve üstünlüğünü bir kez daha ortaya koymuştur.

İsrail bundan sonra atacağı her adımda daha güçlü bir direnişle karşılaşacak ve adımlarının bedellerini ödeyecektir!

Allah’tan başka hiçbir şeyden hiçbir şeyden korkulmadığı, korkunun sadece kulluk yapamama endişesinden olduğu, tevhid ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 125. Hafta’da aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

Bir cevap yazın