Sakarya 321. hafta: Etnik ve mezhebi çatışmalar ABD-İsrail eksenine hizmet eder

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 321. Hafta basın açıklamasını Bulvar AKM önünde gerçekleştirdi. Platform adına Diriliş Saati Dergisi’nden Muhammed Emin Duman’ın okuduğu açıklaması Kurban Bayramı’nın tüm İslam âlemi için kardeşlik ve kaynaşmaya vesile olması temennisi ile başladı.

Sakarya Adalet Girişimi 321. Basın Açıklaması

KÜRESEL ZULME KARŞI KÜRESEL DİRENİŞ

Kurban Bayramının halkımız ve tüm İslam alemi için kardeşlik ve kaynaşmaya vesile olmasını Allah(cc)’dan niyaz ediyoruz.

Kurbanlarımızın, “kurban”ın kelime anlamına uygun olarak bizleri Allah’a yaklaştırmasını, Allah’a adanmış bir ömür geçirmemizi sağlamasını temenni ediyoruz. Özellikle de oğlu İsmail’i Allah’a adayan İbrahim (as) örneğini tüm yeni nesillerimiz için hayata geçirmenin bu mübarek bayramın ana mesajı olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Van depreminin yaralarını sarmaya çalıştığımız bu günlerde tüm etnik, mezhebi, meşrebi farklılıklara rağmen “Vahdet” bilinciyle hareket etmenin bereketini yaşıyoruz. Etnik kimliğin bir üstünlük vesilesi olamayacağını ilan eden, üstünlüğün ancak Allah’a karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmedeki hassasiyeti ifade eden “Takva” ile ölçülebileceğini ifade eden bir dinin müntesipleriyiz. Tüm etnik kimliklere saygılı bir ümmet bilincinin tekrar yeşertilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Ülkemizde ve bölgemizde etnik ve mezhebi ayrışma üzerinden hayata geçirilmeye çalışılan çatışmaların küresel emperyalizmin bir oyunu olduğunun farkında olmalıyız. Çatışmaların nedenlerine indiğimizde çatışan bütün tarafların kendilerine göre haklı olabilecek argümanlarının var olduğunu görüyoruz. Ancak fotoğrafı bir bütün olarak göremediğimiz ve algılayamadığımız sürece, maalesef küresel bir oyunun içinde olduğumuzu fark edemiyoruz.

Ülkemizde son süreçte Türk ve Kürt etnik kimlikleri üzerinden yürütülen ayrıştırma çabaları, Ortadoğu’da Şii-Sünni mezhebi kimlikleri üzerinden yürütülmektedir. Küresel güçler, bütün problemlerine rağmen küresel hegemonyaya karşı direnişin merkezinde bulunan İslam coğrafyasında, direnişin gücünün ümmetin vahdeti ile doğru orantılı olduğunun farkındalar. “Vahdet” şiarını yüceltmek zorundayız. Etnik ve mezhebi kimliğe dayalı ayrıştırmaları şiddetle reddediyoruz. Tüm halkımızı vahdet bilinciyle kenetlenmeye davet ediyoruz.

Türkiye’nin dış politikası ile ilgili de kısa bir analiz yapmak istiyoruz. Bir sene öncesine kadar komşularla sıfır sorun politikasını hayata geçirmeyi temel prensip olarak ilan eden Türkiye, ne oldu da Suriye ve İran ile ilişkilerini en üst seviyede sorunlu hale getirdi? Bir sene öncesinde neredeyse sınırları kaldırmanın konuşulduğu Esad rejimi ile ne oldu da tüm ilişkiler koparıldı. Başbakan ‘zulme rıza göstermeyiz’ diyor. Peki, bir sene önceki Suriye farklı mıydı? Irak’ta, Afganistan’da, Somali’deki zulme sesini çıkaramayan, Ortadoğu’nun en zalim yönetimi olan Suudi Arabistan için tek laf etmeyen başbakan niçin kafayı Suriye’ye taktı acaba? Bu öyle bir takıntı ki Suriyeli muhaliflerin Türkiye’de askeri eğitim aldıkları ve çok sayıda silahın muhalifler için Türkiye’den Suriye’ye sokulduğu bütün batı basınında yazılıp çiziliyor.

Bu durumda iki senaryo ortaya çıkıyor. Birincisi, Türkiye başından beri Amerika ekseninde yürüyordu ve İslam coğrafyasında güven kazanmak adına zaman zaman rol yapıyordu. İkincisi ise, Türkiye işin başında samimi idi. Ancak Amerika ve yandaşlarının baskısı ile son bir yıl içinde eksen değiştirdi. Hangi senaryo gerçek olursa olsun, geldiğimiz nokta çok tehlikelidir. Türkiye tam anlamıyla Amerikan ekseninde hareket etmektedir. Türk dış politikası küresel güçlerin oyuncağı haline gelmiştir.

Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada tekrar barış eksenli politikalara dönmesi zorunludur. Öncelikle sorgulanacak bir zalim var ise, o da Amerika’dır. Amerikan zulmünü sorgulamadan Suriye’yi sorgulamak olsa olsa politik şovmenlik yapmak ile ifade edilebilir. Hükümeti dış politika konusunda uyarıyoruz. Bu vebal onlara yük olarak bu dünyada da ahirette de yeter.

Geçtiğimiz hafta Gazze’ye insani yardım götürmek üzere Fethiye’den yola çıkan iki gemi İsrail donanması tarafından durdurularak İsrail’deki Ashdod Limanı’na çekildi. Gazze’deki insanlık dramını hala görmezden gelen bir İsrail var karşımızda. Mavi Marmara baskını ile 9 vatandaşımızı şehit eden ve karşılığında hiçbir yaptırımın uygulanamadığı bir İsrail… Amerika ve batılı yandaşlarının mutlak desteğini almış bir İsrail… Zulmü kendisine şiar edinmiş bir İsrail… Bu zehirli ur ortadan kaldırılmadan, İsrail Ortadoğu haritasından silinmeden dünya Müslümanlarına huzur gelmeyeceği gerçeğini çok açık bir şekilde görüyoruz. Yine geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler genel kurulunda büyük çoğunluğun desteği ile Unesco’ya Filistin’in üye olması İsrail ve Amerika’yı delirtti. Sembolik bir anlamı olan bu üyeliği bile sindiremeyen İsrail ve Amerika Unesco’ya olan para desteklerini kestiklerini ilan ettiler ve Filistin’in üyeliğini protesto ettiler.

Başörtüsü zulmü çeşitli boyutlarda devam ediyor. Son olarak yeni bir keyfi uygulama Osmaniye’de önümüze çıktı. Osmaniye Toprakkale Cezaevi’nde yatmakta olan ağabeyini ziyaret etmek isteyen Zeynep Ertaş, çarşaflı olduğu gerekçesiyle Kurban Bayramı açık görüşüne alınmadı. Zeynep Ertaş daha önceleri de ağabeyini ziyaret ederken çarşafı bahane edilerek zorluklar çıkartıldığını belirtti. Keyfi uygulamanın böylesine de pes dedirtecek bir tablo bu.

Üniversitelerde kısmen gevşeyen başörtüsü yasağı, ilk ve orta öğretimde, kamusal alanda olanca şiddetiyle devam ediyor. Başörtüsünün Müslüman’ın şiarı olduğu gerçeğini görmek istemeyen yasakçılar direnişin karşısında er geç kaybedeceklerdir.

Yaşasın küresel zulme karşı küresel direniş!

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

 

Bir cevap yazın