PKK, Cemaat rekabeti ve KCK operasyonları

KCK adı altında yürütülen operasyonlarda Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun da tutuklanması, hükümet, yargı konusunda bir süredir süren tartışma ve gerilimi daha da artırdı.

Başbakan ve AKP yetkilileri, daha önce KCK operasyonlarını, yargı ve güvenlik makamlarının yürütüldüğü, hükümetle doğrudan bağlantısının ilişkisinin olmadığı birçok defa ifade ediyorlardı.Şimdi “KCK operasyonlarında durmak yok yola devam” konuşmaları yapıyorlar.

Başbakan, KCK operasyonları ilk başlatıldığı dönemde eleştirilerine “hükümet yapmıyor, bağımsız yargı yapıyor, hükümetin yargıya karışması söz konusu olamaz, bırakın yargı işi yapsın” gibi yanıtlar veriyordu. Aynı Başbakan, şimdi “KCK nedir bilmeden konuşuluyor, eleştiri yapanlar KCK konusunda ehil olanlardan bilgi alsınlar, Türkiye devletine paralel devlet kurulmaya çalışılıyor, nereden çıktığına baksınlar, Başkanının kim olduğuna baksınlar” gibi sözler sarf ediyor.

Biz bu sözlerden AKP lideri ve Türkiye’nin Başbakanı R. Tayyip Erdoğan’ın, KCK’nın ne olduğunu yeni öğrendiğini çıkarıyoruz. Ya da 14 Nisan 2009 başlatılan KCK operasyonlarıyla ilgili böyle çelişkili konuşmasının başka türlü izahı olamaz.

Bu noktada başka önemli bir konu ise, iki yılı aşkın süredir “KCK operasyonlarını, AKP hükümetinin kucağında bulduğunu” iddia eden, kimi liberal, yandaş köşe yazarlarını ve televizyon yorumcularını birilerinin yanılttığı ortaya çıktı. Hatırlanacağı üzere bunlar “KCK operasyonlarının hükümetin bilgisi ve oluru dışında polis ve yargıda örgütlü Gülen cemaati tarafından başlatıldığı, hükümetin de eli mahkûm sahip çıktı” yorumları yaptılar. Kürtler neredeyse buna inandırıldı.

Bu iddianın gerçekle ilgisi olmadığı ortaya çıktı. KCK operasyonlarının AKP hükümetinin Kürt sorununu halletme projesinin veya bilinir ismiyle Kürt açılımının bir parçası olduğu görüldü.

Başbakan ve AKP yandaşı yazarlar bunu böyle ifade etmekten de bir sakınca görmüyorlar.Bu ikrarlarına çeşitli gerekçe uydurma telaşıyla saçmalayıp duruyorlar. Kim yazarlar, son KCK operasyonlarının PKK’nin yürürlüğe koymayı planladığı “devrimci halk savaşı” stratejisinin önünü almaya dönük bir politika olarak değerlendiriyor. Kimileri, Silvan saldırısıyla PKK’nin silahlı eylemleri yeniden başlatmasına bir yanıt olarak değerlendiriyor. Başbakan ve AKP yetkilileri gibi birçok siyasetçi ve yorumcu ise PKK’nın özerk paralel devlet kurma dönük çalışmaya ve yapılanmaya karşı bir operasyon olarak sunuyorlar.

Bu değerlendirmelerin olup biteni izah etmeye yetmediği çok açık.

Her şeyden önce ilk KCK operasyonu 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden hemen sonra yapıldı. Bu tarihte yerel seçimler öncesi ilan edilmemiş çift taraflı ateşkes sürüyordu. PKK eylemlerini, asker ise operasyonlarını durdurmuştu. Demokratik Özerkli tartışması açılmıştı ama yoğun bir gündem değildi. Aksine hükümet, Kürt Açılımına PKK ise, tek taraflı ateşkese hazırlanıyordu. Bir başka önemli nokta ise, AKP yerel seçimlerde bölgede ciddi bir oy yitirmişti. Kürt hareketiyle Gülen Cemaati arasında bölgede ciddi bir rekabet yaşanmıştı. Kısacası bugün gerekçe olarak sunulan bir tek şeyin dışında her şey tartışma dışıydı. O da Gülen hareketiyle Kürt hareketi veya PKK arasında çekişmedir.

KCK operasyonu konusunda eleştirel tutum alan birçok kişi KCK’nın ne olduğunu hükümetten de yandaş kalemşorlardan de çok iyi bildiğinden eminim. Başbakanın ve yandaşlarının anlamak istemediği ve işlerine gelmeyen şey KCK operasyonları kisvesi altında demokratik siyaset, düşün ve ifade alanın daraltılmasına ve AKP muhaliflerinin susturulmaya çalışılmasına itiraz edilmesi gerçeğidir. KCK operasyonlarında insanlarının muhatap oldukları sorularının eyleme değil, düşünceye dayalı sorular olmasıdır. Neden bu kadar sık yurtdışına gidiyorsun? Ya da Türkiye vatandaşlığı ve ulusların kaderlerini tayın hakkı ne demek gibi sorularla insanların tutuklanmasıdır.

AKP Kürt sorununu, Kürtlerin siyasal, sosyal ve kültürel haklarını tanımak ve gasp edilmiş hakların verilmesi yerine Kürtleri, Kürt hareketinden uzaklaştırma, Kürt hareketini etkisiz kılma anlayışıyla çözme politikaları, KCK operasyonlarının sorgulanmasına yol açmıştır.

KCK operasyonlarına karşı çıkan insanların büyük çoğunluğu, bu operasyonların Kürtler üzerinde politik hegemonya kurma ve Kürtleri AKP’leştirme amaçlı yapılıyor olması ve AKP’nin Kürt politikasına karşı çıkan herkesi kapsamasına itiraz ediyorlar.

AKP insanlarının önüne dolaylı olarak PKK mı, Cemaat mi ikilemini koymaktadır. Cemaat tercihini yapıyor olmak bölgenin AKP’lileştirilmesine ve Kürt sorununun eşit yurttaşlık yerine din kardeşliği ekseninde çözülmesine onay vermektir.

Gelinen aşamada KCK operasyonlarına sessiz kalmak, devletin Kürtleri AKP’lileştirme operasyonuna rıza göstermekten başka bir anlamı yoktur.

HAKAN TAHMAZ

İSTANBUL GERÇEĞİ

 

 

Bir cevap yazın