Hep birlikte yıkılacağız!

Van bir kez daha yıkıldı.

Acının üzerine acı eklendi, korkunun üzerine korku…

İlkinde ayakta kalabilen çok sayıda bina ikinci depremde yıkıldı.

Birçok kişi enkaz altından kurtarılırken, hayatını kaybedenler de oldu maalesef.

Yıkılan binalar, enkaz altında bir kez daha umudu arayanlar, gelecek iyi bir haber için yeniden canla başla çalışan insanlar…

Sanki kısa süre önce sallanan, deprem yaşayan o şehir değilmiş gibiydi.

Hatırlatmak gerekiyor.

Ölüme sebebiyet veren sadece deprem değil.

İhmalin payı da çok büyük!

Ve bu ikinci depremden sonra yaşanan can kayıplarında, “Her şey kontrolümüz altında” imajı yaratmaya çalışan hükümetin, yaşadıkları binalar hasar gören vatandaşlara “Evinize dönün” çağrısı yapan Valinin ve Van’ı “en güvenli yer” ilan eden bakanların da sorumluluğu bulunuyor.

Kendilerine bu sorumluluklarını hatırlatan ve haklı tepkilerini gösteren vatandaşlara biber gazı ve copla müdahale edilmesi ise kelimenin tam anlamıyla insafsızlık, tam bir rezalet!

Gerçekten her yönüyle ibret verici bir süreç…

Haberlere değil de gerçeklere bakınca Marmara Depremi’nden bugüne pek fazla mesafe kat edemediğimizi görüyoruz.

Ve Marmara depremini yaşayan bir şehir olarak Van’ın başına neler geldiğini, geleceğini ya da gelemeyeceğini daha kolay anlayabiliyoruz.

Medyaya yansıyan görüntülere rağmen deprem sonrası ortaya çıkan tablo karşısında devletin gerekli yeterliliği sergileyemediğine tanık oluyoruz.

Oysa ki 1999 Marmara depremini yaşamış ve o tarihten bugüne sürekli deprem senaryolarının konuşulduğu bir ülkede, Van-Erciş depremine karşı daha hazırlıklı olunması gerekmez miydi?

Gerekirdi elbette ama durum ortada.

Coğrafya olarak daha küçük bir alanı teşkil eden Erciş’te yaşanan tabloya bakınca, ister istemez olası bir Marmara depremi için ne kadar hazırlıklı olunduğu sorusu geliyor akla…

Ve şimdi Van’ı bu ikinci depremle birlikte daha çetin bir süreç bekliyor.

Kar yağmaya başladı, sıcaklık iyice düştü.

Soğuk kış şartlarında sarsıntılar devam ettiği için evlerine giremeyen yüz binlerce insan var.

İşte tam bu noktada ilk depremden sonra bölgeye sevk edilen çadırların, 23 Ekim’den sonraki süreçte niçin dağıtılmadığı sorusunu da ayrıca sormak gerek!

Gerçi bu saatten sonra çadırlar da kâr etmeyecek.

Prefabrik evlere acil geçiş yapmak içinse ne yeterli alt yapı sağlandı, ne de bu doğrultuda bir hazırlık var!

Yani depremzedeler soğuktan donmamak için ister istemez bir kez daha korku içinde evlerine sığınacak.

Yeni bir deprem durumunda ise yıkılacak binalar başka can kayıplarını beraberinde getirecek.

Bu kısır döngüden çıkış için afet yönetimi konusunda devletin acilen sürece çeki-düzen vermesi gerekiyor.

Peki bunu başarmak mümkün mü?

Açıkçası zannetmiyorum.

Ders almayı bilmeyen bir kibir hâkim bu düzende.

Hem sorumluluğunu yerine getiremiyor.

Hem de buna tepki gösterdi diye hiddetlenip şiddete başvuruyor, halkı copluyor.

Gerçekten çok zor bir süreç…

Allah, Van halkının yardımcısı olsun.

 

 

 

 

Bir cevap yazın