Konya 218. hafta: Güçlünün değil haklının yanındayız

Haklının güçlü olmadığı dönemlerde, güçlünün haklı olmadığı halde haklıymış gibi davrandığı ortaya çıkar. Güçlü, kendisi ile alakalı hak iddialarında sadece gücünü huccet kabul eder. ‘’Güçlüysem, haklıyım demektir.’’ diye düşünür. Bunun ötesindeki bütün düşünceleri suçlar ve haklıya karşı, bir saldırı olarak telakki eder.

Kendisini gücünden dolayı haklı gördüğü için hiçbir çelişki, hiçbir tutarsızlık onun için önemli değildir. Kendisinin yaptığı şeyler, başkası tarafından yapılınca – ona göre – suç olabilir. Onun dilinde iyilik ve erdem olanlar, başkası söyleyince çirkin ve kötü sayılır. O katliam yapınca iyilik ve insanlık için, o soykırım yapınca toprağın ıslahı adına, o kitle imha silahları ürettiğinde dünyanın güvenliği için olur.

Kibir, büyüklenme, güce tapmak ve gücü ilahlaştırmak, insanda, toplumlarda ve devletlerde tedavisi mümkün olmayan hastalıklar oluşturur. Bir çılgınlık ve saldırganlık hakim olur. İyiyi – güzeli, haklıyı – haksızı, adaleti – zulmü, belirleme hakkını kendinde görür.

O ‘’La yüs’el’’dir artık. Kimse onu sorgulayamaz. Kimse karşı çıkamaz ona. Başkalarına düşen, ona itaat ve onu sevmektir. Ona muhalefet etmek, onun çıkarlarına karşı olmak, onun doğrularına yanlış demek, en büyük suç ve en büyük terördür. Yok edilmesi gerekir. Kimsenin böyle bir suçu işlemeye hakkı ve cüreti yoktur.

Büyük Şeytan, emperyalist, işgalci, terörist AmeriKAN devleti, kendi istikbârının zirvesini yaşamaktadır. Daha önceki pek çok işgal ve savaşta, uygulanan yöntem bugün yeniden sahneye konulmakta ve silahların her türlüsü İran’a doğru çevrilmektedir. Doymak bilmez iştahıyla AmeriKAN emperyalizmi İslam topraklarından birini daha işgal etmek istemektedir. Bu iştah, sona giden yolu hızlandırmakta, AmeriKAN emperyalizminin tükenişini müjdelemektedir.

Emperyalizm, savaş alanını genişlettikçe direniş alanlarını ve direniş imkânlarını da genişletmektedir. Küresel bir işgal, küresel bir direnişle karşılaşacaktır. Irak, Somali, Afganistan işgallerinden sonra İran’da aynı şeyleri yapmaya kalkışmak ancak bir gözü dönmüşlükle ifade edilebilir.

Suçun ve suçlunun tahlilini yapmak, bu olayda – daha önceki olaylarda da olduğu gibi – boşa laf üretmekten ibarettir. Getirilen her iddia, kurdun, kuzuyu yeme çabasıyla izah edilebilir.

Müslüman halklara çağrımız, bu emperyalist iştaha karşı seslerini yükseltmeleri onların saldırganlılarını deşifre etmeleri onlarla işbirlikçi olanlardan desteklerini çekmeleri yönündedir.

Türkiye halkı, bu azgınlığın nereye gittiğini artık açıkça görmeli Amerika ve NATO ile işbirliğinin gözden geçirilmesini talep etmelidir.

Ülkemizde bulunan Amerikan üsleri bir an önce kapatılmalıdır. Önceki işgallerde kullanılmasının tazminatı ödetilmeli bu işgal girişiminde asla kullandırılmamalıdır. Bu üslerden yapılacak her türlü lojistik destek halkımızın elini ve yüreğini kirletecektir. Suça sessiz kalmak bile destek vermekse, bu üslerin ülkemizde bulunması suçtan pay sahibi olmak değimlidir? Halkımızı bu konuda gereken hassasiyetleri göstermeye davet ediyoruz.

Güçlünün haklı değil, haklının güçlü olduğu; tevhid ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi

219. Hafta’da aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

 

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

12 / 11 / 2011

 

Bir cevap yazın