Konya 219. hafta: Ne Esed Cuntası ne NATO cuntası!

Suriye Devlet Başkanı Esed’in zulmü gün geçtikçe artarak devam etmektedir. Hürriyet isteyen halka karşı yapılan bu katliamlar içimizi sızlatmakta, Müslüman halkı yürekten üzmektedir.

Birilerinin olayları bir mezhebi zemine dönüştürmesinden büyük bir endişe duymaktayız. Müslümanlar olarak zulmün her rengine her diline – inancımız ve imanımız gereği – karşı çıkmaktayız. Bahreyn’deki Sunni diktanın zulmüne karşı çıktığımız gibi, Suriye’deki Nusayri zulmüne de karşı çıkmak inancımızın gereğidir.

Amerika ve batı ise bir bataklık halini alacak Suriye’ye, Türkiye’yi sokma çaba ve gayreti içerisinde. Müslümanlar olarak Türkiye’nin bu bataklığa, Afganistan’da batı çıkarlarına hizmet için bulunduğu gibi yine Batı çıkarları için sokulmasından büyük endişe duymaktayız.

Bir an önce, her yaptığı iş zulüm ve katliam olan, adı müttefik olup İslam ve Müslüman katilliğine soyunmuş Büyük Şeytan Amerika ve onun uşaklarıyla yapılagelmiş bütün ilişki ve anlaşmaların lağv edilmesini talep ediyoruz.

Zalim Esed’in ve cuntasının Müslüman katliamından vazgeçip ülkeyi terk etmesini ve batı çıkarlarını önceleyen değil halkın ve hakkın çıkarlarını önceleyen bir yönetime geçilmesini istemekteyiz.

Çocuklarımızı kampanyalar düzenleyerek okullara davet edenler, ülkemizin çeşitli bölgelerinde Allah’ın emri olan başörtüleriyle okula girme istekleri karşısında zalimane bir tutum izlemekteler. Çocuklarımızın gelişimlerinin hızlandığı ve kişiliklerinin şekillendiği bu yaşlarda, onlara yapılan bu baskı ve tehditler hem pedagojik hem psiklojik hem de inanç değerlerine karşı bir zulümdür. Öğrenci ve velilerine tehdit ve zorlama ile davranılmakta, genç yaştaki kız çocukları, çeşitli sürgün cezalarıyla cezalandırılmaktadır.

Anayasal hiçbir dayanağı olmayan ve sadece Kemalist diktatörlüğün fiili durum oluşturup yapılan bu yasakları, baskı ve sürgünleri kınıyoruz. Kız çocuklarımızı ve onların velilerini tebrik ediyor, mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu bir kez daha tekrar ediyoruz. Şartsız, koşulsuz, her yer ve alanda başörtüsü özgürlüğünden yana olduğumuzu bir kere daha yineleyerek ifade ediyoruz.

Demokrasi çığırtkanlığı yapan bir siyasal partinin kendi görüş ve düşüncelerini özgür bir şekilde ifade eden aynı zamanda kendi üyesi olan bir milletvekiline karşı, yapıp ettiklerini hayret, şaşkınlık ve ibretle seyretmekteyiz. Üstelik resmi tarih dayatmasıyla bile kapatılamayacak tarihi gerçeklerin ifade edilmesinden rahatsız olanların tarihleriyle yüzleşmeleri gerekmektedir.

Merak etmekteyiz… 1937 yılında acaba ülkede iktidarda olan güçler kimlerdi? Acaba ülkeyi kimler yönetiyordu? Bu çığırtkan parti yöneticileri bunlardan haberdar değil mi yoksa?

Zalimin ve zulmün olmadığı, inancın özgür özgürlüğün hür olduğu, tevhid ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 220. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

19 / 11 / 2011

 

Bir cevap yazın