Sakarya 323. hafta: Van afet bölgesi ilan edilmelidir!

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 323. hafta basın açıklamasında Van halkıyla dayanışma mesajı verirken, platform adına açıklamayı okuyan Sakarya Dayanışma Derneği sözcüsü Kadrican Mendi “Şu anda sorunu çözmek için bölgeyi “insansızlaştırmak” gibi kadim bir devlet politikasına sarılma yanlışı söz konusu. Deprem mağduru vatandaşı neredeyse bir ay süründürdükten sonra şimdi de şehri terk etmeye teşvik ediliyor.” dedi.

 

 Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 323. Hafta basın açıklaması

 VAN’LA DAYANIŞMA GÜNÜ!

Van halkı yaşadıkları deprem felaketinin ardından zorlu kış şartlarıyla savaşmaya devam ediyor.

Dün maalesef yine çadırlarında yanarak ölen iki çocuğun acı haberini öğrendik.

12 senedir gündeminde muhtemel bir deprem felaketi olan ve bunun için halktan deprem vergisi toplayan devlet, bu paraları duble yollara harcadığını hiç sıkılmadan ifade edebiliyor.

Yani anlıyoruz ki bugün Sakarya’da da deprem olsa, Hükümetimiz amacı dışında kullanılan bu fonun hesabını vermek yerine bizlere de aynı mazereti sunacak.

Bölgeyi kanunen “afet bölgesi” ilan etmesi gerekirken ”Bahara kadar sabredin” diyen Başbakan, herhalde Başörtüsü meselesinde de uyguladığı “biraz daha bekleyin” mesajının kitle(si) üzerindeki inandırıcılığına güveniyor.

Van’ın ayağa kalkabilmesi için afet bölgesi ilan edilmesi zorunluluğu ortada iken Başbakan “Bunu ilan edersek oranın belediyesi daha çok para alır, bunun da nerelere gideceğini biliyorsunuz” gibi gerçekten anlamakta zorluk çektiğimiz bir mazeret ileri sürüyor.

Deprem mağduru vatandaşı neredeyse bir ay süründürdükten sonra şimdi de şehri terk etmeye teşvik eden bir devlet ve hükümet anlayışı ile karşı karşıyayız.

Şu anda sorunu çözmek için bölgeyi “insansızlaştırmak” gibi kadim bir devlet politikasına sarılma yanlışı söz konusu.

Ağustos sonuna kadar gittikleri yerlerde misafir olarak kalmaları ve yeni yerleşimlerin yapılmasını beklemeleri istenen Vanlılar, işte asıl o gün geldiğinde nasıl bir açmaza düştüklerini görecekler maalesef.

Bu kadar bir süre sonunda ayrılanların önemli bir kısmı geri dönmeyecektir.

Dönenlerin ise eski düzenlerini kurmaları mümkün olmayacaktır.

Ve dahası “Kentsel dönüşüm” adı altında yeniden düzenlenen mülkiyet yapısı beraberinde sosyal ve ekonomik yapının da yeniden düzenleneceği anlamına gelmektedir.

Dolayısıyla şehrin boşaltılması, beraberinde çok daha derin sosyal ve siyasal sorunları getirecektir.

Van’ın insansızlaştırılması değil, bir an önce bölge insanının kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak çalışmaların ve devlet desteğinin gösterilmesi gerekmektedir.

Evet, kendi vatandaşının en acil mağduriyetlerini çözmede isteksiz davranan hükümetimiz komşumuz Suriye’ye nizamat verme konusunda oldukça istekli görünüyor.

Suriye, ABD tarafında çok net bir şekilde işgale hazır hale getirilmeye çalışılırken, Suudiler ve Türkiye bu proje tam destek veriyor.

Komşumuzu iç savaşa götüren bu süreçte, Türkiye muhalif unsurlara silah ve siyasal destek vererek maalesef bu kirli tezgâhın bir parçası konumuna düşmüştür.

Tüm büyük kentlerde Türkiye aleyhine gösteri yapan yüz binleri görmezden gelen basınımız, Suriye halkı olarak rejim karşıtı gösteriler düzenleyen birkaç yüz kişilik toplulukları zumlamakta.

Hükümet ve muhalif güçler Suriye’nin diğer iki komşusu olan Irak ve Lübnan tarafından uzlaştırılmaya çalışılırken, maalesef ABD, Suudi Arabistan ve Türkiye, işbirliği içinde muhalefeti rejime karşı kışkırtmaktalar.

Suriye halkının dökülen kanını halkımızın da ellerine bulaştırmak gibi tarihi ve affedilemez bir hatanın içerisindeler.

Bundan sonraki aşamada İran’ın karıştırılmasına ilişkin senaryolar açıktan konuşulurken , “Füze Kalkanı” nın neden topraklarımıza konuşlandırılmaya çalışıldığı da netleşmiş oluyor.

NATO ve ABD ile ittifak ilişkilerinin tüm dış siyasetini belirlediğini gördüğümüz hükümetin, ”Komşularla sıfır sorun” söyleminden sadece ekonomik ilişkilerin sorunsuz yürütülmesinin kastedildiğini anlıyoruz.

Hükümet maalesef, içerde Kürt sorununu bitirmek adına ABD’nin dümen suyuna girmiş durumdadır.

Hükümeti bir sivil toplum inisiyatifi olarak buradan uyarıyoruz; komşularımıza karşı geliştirilen bölge dışı ittifaklar üzerinden yapılan “bir koyup üç alma” hesapların sonu hüsrandır.

Son olarak Meclis’te başlayan yeni anayasa çalışmalarını da dikkatle takip ettiğimizi bildirmek isteriz.

Ortaya konacak yeni anayasa metninin, yeni bir “toplumsal sözleşme”nin de en azından hazırlayıcısı olmasını ümit ediyoruz.

Açıklamamızı bitirirken halkımızla ve komşu halklarla tam bir dayanışma içinde olduğumuzu buradan bir kez daha bildirmek istiyoruz.

Yaşasın halkların kardeşliği

Yaşasın İslami direniş!

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU

Adına Sakarya Dayanışma Derneği

 

 

Bir cevap yazın