Uludere Ağıtı bizi de yaktı!

Uludere’de 35 can için yükselen feryatlar henüz göğe değmemişken, batı yakasının yeni bir yıla şen-şakrak girmesi, aynı yası tutmadığımızı acı bir biçimde ortaya koymuştur. Yıllardır bu coğrafyadaki kadim hükümranlığın ifsadından başka bir sonuç da beklenemezdi zaten…

Fırat’ın doğusundan yükselen ağıt, her ne kadar siyasal iktidara, merkez medyaya ve yıllardır kör bir resmi ideolojinin ve onun kurumsal aygıtlarının fesadına uğramış batı ahalisine değmemişse de, bilinsin isteriz ki; o ağıt bizi yine de yakmıştır. Hepimizin başı sağ olsun.

Anadillerinde okuyamayan çocukların analarının dillerindeki ağıtlarla toprağa verilmesinde, insaf sahipleri için şüphesiz büyük bir ibret vardır. Adını kaçakçıya çıkardıkları insanların hayatlarından bugüne kadar nelerin zorla kaçırıldığını hesap etmeyenlerin manşetlerinde şüphesiz bir alçaklık vardır. Başka topraklardaki acılara hürmeten yılbaşlarını iptal edenlerin, bu yılbaşına medyada ve meydanlarda coşkuyla girmesinde şüphesiz büyük bir utanç vardır. Bilinsin isteriz ki, gördüklerimiz bizim yüzümüzü kızartmıştır.

Mülkün temeline hakkın ve adaletin değil mazlumların ahının harç edildiği bir vasatta iktidara kavuşmuş olanlar, bugün kendinden olmayanları ezerek ayakta kalmaya çalışadursunlar, bakalım o koltuklara daha ne kadar tutunabilecekler? Ankara’nın bürokratik egemenliğinde asimile olanlar, kendilerini gücün verdiği kibirden ve müstağnilikten beri tutmasın, bakalım daha ne kadar ileri gidebilecekler?

Yerler ve gökler ancak adaletle ayakta duruyorsa, bu topraklarda yerin altını üstüne getirenlere karşı hepimizin büyük bir sorumluluğu var demektir. Önceliğimizin, her türlü azgınlığa; güç, zenginlik ve iktidarla şımaranlara karşı hakkı ve adaleti gerçekleştirmek için sabırla direnmek olduğuna inanıyoruz. Yoksa yarın yakılan birimizin değil hepimizin ağıtı olacaktır.

Sakarya Dayanışma Derneği

 

 

Bir cevap yazın