Suriye’deki çıkmaz diplomasi sarmalında!

Suriye’de insani krizin boyutları derinleştikçe, sorunun neden ve nasıl çıktığı sorusu giderek buharlaşıyor ve geriye emperyalist bir müdahalenin olup olmayacağı, olursa bunun nasıl yapılacağı konusu kalıyor.

ABD’nin kendi iç gündemi ve hesaplarından dolayı aktif rol almakta “gönülsüz” durmayı tercih ettiği süreçte, kendisine rol biçen Türkiye ve Katar ile Suudi rejimin başını çektiği Arap Birliği ülkeleri de henüz Baas rejiminin devrilmesini başaramadılar. Üstelik muhalefet adına örgütlenen birlikleri tek çatı altında toplayamadıkları gibi mesele bir tür Arap-Türk rekabetine de dönüştü. Arap Birliği üyeleri Suriye’deki durumu kendi “iç” meseleleri olarak görerek Türkiye’nin rol kapma çabalarından rahatsızlık duyuyor.

Gelinen noktada silahlı muhalif grupların rejimle giriştikleri kanlı mücadelenin çıkmaza girmesi, diğer taraftan ateş hattındaki masum sivillerin can kaybının her geçen gün artması ve çatışma ortamında katliamların durmaması; sürecin çelişkilerini derinleştiriyor.

Türkiye kamuoyunda ise devletin süreç içindeki kirli hesaplarının üstünün örtüldüğünü ve askeri müdahale için “insani yardım” kılıfının kullanıldığı bir dönemden geçiliyor. Tabi askeri müdahaleyi doğrudan dillendirenler de mevcut. Örneğin Yeni Şafak yazarı Resul Tosun, ”Suriye’ye Suriye gibi girmek” yazısında “Artık uluslar arası camianın iznini beklemek Suriye halkının imhasını beklemekten farksız hale gelmiştir. Ne mi yapılmalıdır? Tıpkı Suriye’nin 1975 yılında Lübnan’a asker gönderirken yaptığı yapılmalıdır… Evet Suriye’ye girme vaktidir.” diyebilmişti.

Oysa Türkiye’nin derdinin “insani yardım” olmadığının yüksek sesle dillendirilmesi gerekiyor. Ve sürecin bu noktaya varmasındaki rolünü… İlk andan itibaren sanki Irak için geçirilmeyen 1 Mart tezkeresinde ABD’ye karşı oluşan “mahcubiyet”ten kurtulmaya çalışırcasına kanlı sürecin tırmanmasında katalizör görevi gördü. Fakat hesapları beklediği gibi gerçekleşmedi.

Şunu görmek gerekiyor: Türkiye’nin egemen sistemi; Suriye’de kendi kontrolü dışında yeni bir Kürt meselesi/yönetimi çıkabileceği endişesiyle girdiği hesapları uğruna çözümsüzlüğün tarafı oldu ve Suriye halkının ağır bir bedel ödemesinde vebali bulunuyor.

Evet, maalesef Suriye, en başından beri korkulan noktadadır; kanlı bir iç savaşın eşiğinde.

Ne yazık ki evlatları katledilen masum insanlar emperyalistçe bir güç savaşımının ortasında kalmış durumda.

Herhalde SUK ve ÖSO gibi yapılar ise Esad rejiminin devrilmesinde sürecin muhtemelen bu kadar uzayacağını ve müdahalenin bu kadar gecikebileceğini, dolayısıyla halkın ödeyeceği bedelin bu kadar ağırlaşabileceğini hesaplamamıştı ya da müdahale için “şartların olgunlaşması” uğruna buna razı olmuşlardı.

Fakat son bir hafta içinde yaşanan yoğun diplomasi trafiği, BM’nin ve Arap Birliği’nin Kofi Annan’ı temsilci ataması; Suriye, Katar, Mısır ve Türkiye’de gerçekleşen görüşmeler ve son yapılan açıklamalarda ısrarla “siyasi kriz”, “siyasi çözüm” terkiplerinin kullanılmaya başlanması, üst düzeyde devlet temsilcilerinin “askeri müdahaleye karşı” demeç vermeleri, Suriye’deki silahlı muhalefetin, dış müdahale olmazsa, her an Esed rejimiyle baş başa kalabileceğinin işaretlerini veriyor.

Müdahale olacak mı? Olmayacak mı? Bu Suriye üzerindeki hesapların netleşip netleşmeyeceğine bağlı. Süreç gelgitlerle dolu ama tabi bu arada olan binlerce masum insana oldu/oluyor. Sokaktaki adam adına şeytanlarla pazarlık peşinde koşan suni “muhalefet temsilcileri”nin ve iş tuttukları emperyalist devletlerin bunu çok umursadığını söyleyemeyiz. Onlar yeni durumda yeni süreçlerin hesabına çoktan girişmiş vaziyetteler ve kamuoyunu da hazırlamaya devam ediyorlar.

Burada üzerinde düşünülmesi gereken şey şudur: Ölümcül virüs gibi bölgeyi saran hastalığın yine çareymiş gibi sunanlar da, insanları bile bile böylesine kanlı açmazlara ve çıkmazlara sürükleyip sonra “kurtarıcı” rolü oynayanlar da süreç içinde Esed rejimiyle aynı vebali taşımaktadır. Lakin görünen, aynanın sadece tek yüzünün tartışılmaya devam ettiğidir.

BEYTULLAH EMRAH ÖNCE

PLATFORM HABER

 

 

 

 

Bir cevap yazın