Davutoğlu, Suriye konferansı için baskıları arttırdı

1 Nisan’da İstanbul’da düzenlenecek Suriye Dostları Konferansı’na günler kala Türkiye, Suriye krizinde ipleri eline almak için çalışıyor.

27-29 Mart tarihleri arasında Irak’ta düzenlenecek Arap Birliği Zirvesi sonrasında Arap Birliği’nin dönem başkanlığının Katar’dan Irak’a geçecek olması, Suriye’de yaşanan krizle yakından ilgilenen Türkiye’nin elini çabuk tutmasına neden oldu. Çünkü diplomatik kaynaklara göre dönem başkanlığının Katar’dan Irak’a geçecek olması, Arap Birliği’nin Suriye krizine ilişkin olarak yeni dönemde oynayacağı rolün değişeceği anlamına geliyor.

Lübnan’da yayınlanan Sefir Gazetesi’nin Arap diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre Türkiye, 1 Nisan’da Türkiye’de düzenlenecek Suriye Dostları Konferansı’nda somut adımların atılması için çalışıyor, konferansın Tunus’ta olduğu gibi fiyaskoyla sonuçlanmaması için yoğun diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Türkiye, İstanbul’da düzenlenecek Suriye Dostları Konferansı’nda, alınması zorunlu kararları alarak, Suriye krizinin çözümü için yeni bir siyasi referans olmasını hedefliyor. Türkiye bununla, Arap Birliği’nin Suriye krizindeki diplomatik ağırlığını devralmayı amaçlıyor. Bununla birlikte İstanbul Konferansı’nda sürpriz kararların alınması beklenmiyor.

22 Ocak’ta Arap Birliği’nde alınan kararlar ve Kofi Annan’ın 6 maddelik önerilerinin teyid edilmesinden öteye geçmeyeceği öngörülmekte. İstanbul’daki Suriye Dostları Konferansı için Türkiye diplomasisinin bugünlerde üzerinde durduğu husus, Ulusal Konsey’in Suriye halkının tek meşru temsilcisi olarak tanınması.

Diplomatik kaynaklara göre Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye muhalefetinden özellikle de yeni istifalar sorunuyla boğuşan Ulusal Konsey’den bölünmüşlüğe son vererek Beşşar Esed rejimine karşı ortak duruş sergilemesini istedi.

Davutoğlu’nun girişimi neticesinde Ulusal Konsey, 1 Nisan’daki konferansa hazırlık için Cumartesi günü İstanbul’da bir araya gelecek. Ulusal Konsey, 26 Mart’ta ise Türkiye hükümetinin davetiyle masaya oturacak.

Ulusal Konsey’e desteğini sürdüren Davutoğlu, Arap diplomatlara “Ulusal Konsey’in kurulmasında aktif rol alan bir ülke olarak Konsey’de köklü değişiklik yapılmasına müsaade edilmeyeceği, Konsey’den ayrılan ya da Konsey’e girmeyen kişilere güvenmediği” mesajını iletti.

Arap diplomatlara göre Davutoğlu, Türkiye’nin şartlarının kabul edilmemesi halinde, Konsey’den istifa eden ya da konseydeki üyeliğini askıya alan Suriyeli muhalifleri, Türkiye’nin muhaliflere verdiği lojistik desteği kesmekle tehdit etti. Sefir Gazetesi’ne konuşan muhalif kaynaklar, Türkiye’nin bu duruşundan oldukça rahatsız olduklarını dile getirdiler. Türkiye’nin kendi şartlarını muhalefete dayatmasından ötürü bazı muhaliflerin İstanbul’dan Kahire’ye geçebileceğini belirttiler.

Heysem el Malih, Kemal Lebvani, Velid Bunni, İmaduddin Reşid, Nevvaf el Beşir, Enes el Abde, Edip Şişekli’nin de aralarında bulunduğu laik ve İslamcı 20 muhalif, Suriye Ulusal Konseyi Yürütme Kurulu’nun “dış müdahaleyi” resmi bir şekilde talep etmemesinden ötürü konseyden çekildiklerini ilan etmişlerdi.

Suriye kriziyle yakından ilgilenen Ürdün, Katar, Suudi Arabistan, Tunus, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Fransa, Amerika, İngiltere ve Almanya, 1 Nisan Konferansı için son hazırlıklarını 31 Mart’ta tamamlayarak, Suriye için bir yol haritası belirleyecek. Özellikle Türkiye ve Ürdün arasında, Suriye’ye sokulacak silahlar ve kendi topraklarında kurulacak askeri karargahlara ilişkin görüşmeler yoğun bir şekilde devam ediyor. Arap kaynaklara göre Ürdün, kendisinden istenenler karşılığında yüksek meblağlı maddi beklenti içerisinde. Kendi topraklarında kurulu kamplarda 120 Suriyeli askeri ağırlayan Ürdün, Suriyeli devrimcilerin silahlanmasına destek verdiği iddialarını yalanlamakta.

İstanbul’daki Suriye Dostları Konferansı’na eş zamanlı olarak Rusya da Suriye muhalefetini Moskova’ya davet etti. Tunus’ta olduğu gibi İstanbul Konferansı’nı da boykot edecek olan Rusya, Hasan Abdulazim liderliğindeki Ulusal Koordinasyon Kurulu’nu Rusya’ya çağırdı.

Öte yandan şimdiye kadar Ulusal Koordinasyon Kurulu’yla doğrudan temasa girmeyen Türkiye Hükümeti, Suriye içerisinde Hasan Abdulazim, dışarıda ise Heysem Menna’yla temsil edilen Ulusal Koordinasyon Kurulu’yla ilişkilerini normalleştirmek istedi. İlişkilerin normalleşmesi için Ulusal Koordinasyon Kurulu’ndan Suriye’deki PKK’yı temsil ettiği iddia edilen Kürdistan Demokrat Partisi’nin üyeliğinin gözden geçirilmesini istedi. Türkiye Kurul’dan ayrıca, Ulusal Konsey’e karşı eleştirilerini sona erdirerek Suriye’deki azınlıkların haklarını savunmaya odaklanmasını istedi. 

isra haber

 

 

Bir cevap yazın