Bugünkü dersimiz: Küçük Ekin’in AVM keyfi

“Ekin, özellikle her şeyin bulunabildiği büyük marketlerden alışveriş yapmayı seviyor. Binlerce ürün, tekerlekli arabalar, elbette bisküviler, şekerler Ekin’i çok heyecanlandırıyor. Adeta paten yaparcasına marketin rafları arasında oradan oraya gidip geliyor. Hatta geçen yıl gittiği Disneyland’deki (Disnilent) kadar eğlenebiliyor. O yüzden evde malzemelerin bittiği günü iple çekiyor. Genelde markete hafta sonları babası ve annesiyle gidiyorlar. Elbette bu arada Ekin kendi listesini de çıkarıyor. Ailesi ‘Haydi!’ dediğinde, Ekin de hızla hazırlanıyor. Listesinde genellikle kırtasiye malzemeleri ve bazı yiyecekler oluyor.

Bu marketler, gerçekten de çok fazla malı aynı anda bulundurabiliyorlar. Tek yere gidip birçok şeyi alabilmek, satın alabilmek daha ekonomik. Hem de daha az yorucu. Kısacası dışarıda olduğu gibi kasaptan manava, bakkaldan kırtasiyeye gitmek zorunda kalmıyor.”

Kesmeye kıyamadığım bu okuma parçası ilköğretim 3. sınıf Türkçe kitabından. Dörtel Yayıncılık’ın kitabı, 2010-2011 öğretim yılında beş yıllığına onay almış.

Bu gerçekten nerenin reklamıdır? Yorucu değilmiş hem de daha ekonomikmiş. Küçük Ekin gidilecek günü iple çekermiş, raflar arasında paten gibi coşkuyla kayarmış. Bu nasıl bir güzelleme, ‘tüketici çocuk’a nasıl dolaysız bir mesajdır…

Küresel düzeyde rekabet ediyor ya Türkiye, mesela büyüme hızı nasıl fetişleşecek o metinlerde? İş kazalarının kader olduğu şimdiden mi öğretilecek? Rekabetçilik tazecik beyinlere nasıl nakşedilecek?

Çocukların hayal gücü geniş. Ama ‘ekonomik sistemin gerektirdikleri’ başlığında yetişkinlerin çocuklar üzerinde sınayacağı hayal gücü emin olun çok daha geniş ve ürkütücü.

PINAR ÖĞÜNÇ

YAZININ TAMAMI RADİKAL

 

 

Bir cevap yazın