Rekabetçi Eğitim Sisteminin Temel Sorunları

Küresel rekabet sisteminin zorla dayattığı eğitim ortamları, olanakları ve koşulları öğrencileri neredeyse bir “yarış atı” haline dönüştürdü. Artık öğrenciler, yaşanmakta olan ve hepimizi çok yakından ilgilendiren can alıcı hadiseleri, olguları değerlendirmek, tartışmak ve yorumlamak bir yana; bu tür konuların konuşulmasını, ifade edilmesini, gündeme gelmesini dahi abesle iştigal olarak görüyorlar!

Nesilleri dini duyarlılıktan eksik ve yoksun olarak yetiştiren, toplumsal davranış kurallarını önemsemeyen, ahlaki zafiyetleri normal bir davranış olarak nitelendiren, içinde yaşadığı topluma ve kültüre yabancı olan, insani hasletleri geri plana iten, tamamen yarışa, test kültürüne, koşuşturmaya ve rekabete dönük bir yaklaşım tarzının yahut eğitim modelinin başarılı olma şansı yoktur.

Bu bağlamda; yeni çıkarılan 4+4+4 eğitim sistemi; mevcut yapısal sorunları çözebilecek mi? Acaba küresel ekonomik algılama biçimini, kapitalist yağma düzenini değiştirebilecek yahut sarsabilecek argümanları geliştirebilecek mi? Öğrencilere dershanelerin ve test sisteminin dayattığı ezberciliği, kolaycılığı, kişiliksizliği, kısa yoldan köşe dönmeciliği ortadan kaldırabilecek mi? Yorum, muhteva ve değerlendirme eksikliğini giderebilecek mi? Kitap okuma alışkanlığını, hayatı anlamlı hale getirme, analiz ve sentez yapma özelliklerini kazandırabilecek mi?

Dinin gerçek niteliklerini, mücadele ruhunu, Peygamberimizin bütün insanlığa örneklik teşkil eden muhteşem, müstesna, muazzam davranış ve uygulamalarını net bir şekilde yansıtabilecek mi? Yoğun bir şekilde yaşanan ve tüm toplumu derinden etkileyen toplumsal sapmaya karşı korkusuzca direnebilecek mi? Dinin sömürüye ve sömürü düzenlerine karşı sarsılmaz tutum ve tavırlarını öğrencilere herhangi bir baskı, dayatma ve zorlama olmaksızın vurgulayabilecek mi? Yahut din olgusunu içselleştirebilecek mi?

Bütün bu sorulara cevabımız evet değilse; hangi sistem gelirse gelsin, hangi model denenirse denensin, hangi yöntemler ve teknikler uygulama alanına yansıtılırsa yansıtılsın eğitimde kaliteyi yakalayabilmek, öğrencileri çağdaş bir köle yahut robot olmaktan kurtarabilmek, öğrencilerin kimlik ve şahsiyetlerini geliştirebilmek, bireylere insani/İslami hasletleri kazandırabilmek, hülasa insanları sosyalleştirebilmek -toplumsal bir varlık haline dönüştürebilmek- imkânsız hale gelecektir.

Öğrencilerin her söyleneni koşulsuz ve tartışmasız bir şekilde tasdik ettiği, üniformalı sistemin ve tek tipçi algılama biçiminin ekseriyetle devam ettiği, başörtüsü yasağının eğitimin birçok kademesinde kesintisiz bir şekilde sürdürüldüğü, test sisteminin sorgulama, yargılama, eleştirme vasıflarını yerle bir ettiği, kalplerin donuklaştığı, beyinlerin köreldiği, zihinlerin dumura uğradığı, belleklerin sulandığı, hissiyatların sekteye uğratıldığı bir vasatta hangi başarı, kalite ve verimlilikten söz ediyoruz?

Her şeyden önce; öğrenciler bir yana öğretmenlerin bile kitap okumakta, olayları yorumlamakta, mülahaza etmekte oldukça sığ, basit ve yetersiz kaldıkları, ideallerin yitirildiği, fikirlerin hercümerç olduğu, ahlaki hassasiyetlerin sıradanlaştığı, öğrencilerin acımasızca ve vicdansızca birbirini geçebilmek, ezebilmek uğruna her türlü davranışı mubah gördüğü bir dönemde yaşamanın acı hüznü içerisindeyiz.

Özetle; küresel rekabetin koşullarının her türlü vahşiliği, aldatmayı, sahteciliği, kolaycılığı, asalaklığı beraberinde getirdiği, bu olumsuzlukları insanlara zoraki dayattığı ve “normal alışkanlık” haline dönüştürdüğü bir yapılanmaya karşı direnebilmek, “direnç noktaları oluşturabilmek”, alternatif modeller geliştirebilmek, bütün bu açmazlara, sıkıntılara, problemlere karşı örgütlü mücadele yürütebilmek, kısaca “yaşanılabilir bir dünya” kurabilmek hepimizin en önemli, en temel vazifesi olsa gerek…

 PLATFORM HABER

 

 

 

Bir cevap yazın