İngiliz Basını: Türk dış politikasında emperyalist tınılar

Suriye’de ateşkes ilk günü çok büyük bir ihlal olmaksızın geride bırakırken İngiliz gazeteleri konuya ilişkin yorumlara yine geniş yer ayırmış.

Financial Times, “Ateşkes asıl sınavı bugünkü gösteriler karşısında verecek” diyor. Muhalefetin büyük gösteriler çağrısı karşısında Beşar Esad kuvvetlerinin takınacağı tutum merak konusu.

Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin “Ateşkes falan yok, bıktık Esad’ın yalanlarından” sözlerini manşetine çeken Times’a göre “bölgede fırtınadan önceki sessizlik” yaşanıyor ve şiddet sarmalındaki bu mola, kısa sürebilir.

Gazeteye göre, ‘rejimin tanklarını çekmemiş olması kötüye alamet. Özgür Suriye Ordusu’nun da bu kadar gergin bir ortamda ateşkesi uygulatabilecek bir komuta zinciri ya da disipline sahip olmadığını’ kaydediyor gazete.

“Ateşkesi baltalayan taraf olarak görülmek Esad’ın yararına olmaz. Ancak her durumda, kaybeden olacağı bir konumda.

“Uzayan bir ateşkes, düşmanlarının toparlanıp muhtaç oldukları silahları ülkeye sokmasına fırsat verecek. İktidarda kalmasına izin vermeyecekler, o başta oldukça barış görüşmelerine oturmayacaklarını da söylediler.

“Ama Esad’ın, onları askeri yoldan ezmek için vakti kalmadı. Yeniden silaha sarılırsa, İran hariç müttefikleri kendilerini yavaş yavaş, sonu gelmiş gangster rejiminden uzaklaştıracaktır.“

Ankara’dan NATO’ya atıfGuardian başyazısında Türkiye’nin NATO’nun müttefiklerinin sınırlarını koruma yükümlülüğüne atıfta bulunmasına dikkat çekmiş:

“Erdoğan’ın açıklaması ülkenin tek başına hareket etmeye ne kadar isteksiz olduğunun bir diğer ifadesi.

“Parçalı muhalefeti, yeterince büyük olmayan isyancı güçleri, Irak’taki cihat yanlılarını, İran ve Hizbullah’ı da tabloya eklerseniz şimdi süregiden iç savaşın dış müdahale halinde akacak kan yanında hiç bir şey olduğu ortaya çıkar”

Guardian bu nedenle “Annan planını işletmekten başka çare yok” diyor.

Daily Telegraph’a göre şimdi öncelikli hedef ülkeye 200 kadar gözlemci sevketmek. Gazete Birleşmiş Milletler bu konudaki kararı beklendiği gibi bugün onaylarsa, ilk grubun hafta sonu yola çıkabileceğini söylüyor.

“BM’nin gözlemci gücü, Aralık ayında fena halde bölünmüş durumdaki Arap Birliği’nin düzenlediği benzer girişime göre çok daha etkili olacaktır” diyor.

Gazetenin yazarlarından Con Coughlin ise bu şekilde çözüme ulaşılabileceği kanısında değil:

“Esad Kaddafi’nin hatalarını yapmayacaktır” diyen Coughlin, Esad yönetimine son verilmesi çağrısı yapıyor.

“Batı Esad’ın iktidarda kalmasına izin verirse çok ciddi bir hata yapmış olacak. Hele de bu kokuşmuş ve zamanını doldurmuş rejimin ortadan kalkmasının bölgeye sağlayacağı muazzam yararlar düşünülürse… Her şeyin başında bu diktatör ve Alevi destekçilerinin devrilmesi, İran için ciddi bir darbe olacaktır.”

Haftalık Economist, gerek Suriye içinde, gerek diplomatlar arasında Annan planının şansının hayli yüksek olduğunu düşünen pek az kişi olduğunu yazmış:

“Bazıları ise planın amacının zaten, kaçınılmaz şekilde çöktüğünde dostlarının Esad’ı korumasını zorlaştırmak olduğunu fısıldıyor” demiş…

Türk dış politikasında ’emperyalist tınılar’Economist bir konuyla bağlantılı diğer haberinde ise Türk dış politikasının sertleştiği yorumunu yapıyor.

‘Türkiye’nin Suriye karşısındaki agresif tutumu dış politikasında emperyalist tınılar içeren bir değişime işaret ediyor” diyor.

“Yetkililer isyancıların (mütevazı şekilde) silahlandırıldığı iddialarını reddediyor ama Suriye’de rejim değişikliğinin öncelik olduğunu kabul ediyorlar. Doğrudan bir Türk müdahalesinin önünde duran tek şey Amerika’nın yeni bir savaşa girişmeye isteksizliği. Ama daha ne kadar?” diyor Economist..

Türk hükümetinin son yıllarda bölgede etkin arabuluculuğa soyunduğunu hatırlatan Economist, Hollanda’nın eski büyükelçilerinden Nikolaos van Dam’ın şu yorumuna yer vermiş:

“Türkiye’yi etkili bir oyuncu kılan tüm taraflarla konuşabilmesiydi. Ama şimdi Türkiye saf tutuyor.”

Economist bu doğrultuda Türkiye’nin komşularla sıfır sorun politikasını, “Sünni komşularla sıfır sorun” diye yeniden tanımlamış.

“Türkiye’nin Suriye karşısındaki tavır değişikliğinin bir açıklaması, Esad’ın sonunun yakın olduğuna inanması olabilir. Daha kaygı verici bir diğer olasılık ise aşırı gurur… “

İktidar partisinin yeni-Osmanlı hayalleri beslediği yorumlarına atıfta bulunan haber şöyle devam ediyor:

“Erdoğan’ın laik muhaliflerine göre bu davranışın ardında ‘Afrika, Asya, Balkanlar ve Orta Doğu’ya uzanacak bir Sünni ülkeler yayının liderliğini üstlenmek’ amacı var.

“Van Dam, Suriye’ye karşı bir savaşın “Türkiye’deki Alevi ve Sünniler arasında kutuplaşma yaratabileceği” uyarısında bulunuyor.

Economist’in yazısı “İsrail ve Türkiye hala dost olsaydı Esad, Türkler en son yumruklarını sıktığında babasının yaşadığı gibi ürperirdi. Tabii İsrail ve Türkiye dost olsaydı, Türkiye’nin hiç yumruğunu sıkması da gerekmeyebilirdi” görüşü ile noktalanıyor.

BBC Türkçe

 

 

Bir cevap yazın