Sakarya’da 345. hafta geride kaldı

Ülkemizde nihayet güzel işler de olmakta.

Eğitim konusundaki gelişmeler, tam olmasa da eğer içi doldurulabilirse bir rahatlama getirecek gibi gözüküyor. Mecburi eğitimin kademelendirilmesi, Kur’an öğreniminin önündeki engellerin kaldırılması, ÖSYM (Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi)’nin imtihanlarına girişte ve Üniversite eğitiminde tam olmasa da başörtüsü ile ilgili yapılan düzenlemeleri takdir etmemek elde değil.

Fakat uygulamalar da hiçte öyle gözükmüyor. Zulüm, haksızlık ve gasplar hâlâ tüm hızıyla devam etmektedir. Bu arsızlığa, bu pervasızlığa kesin olarak bir dur diyecekte yok gâliba!!!

Geçen hafta Üniversite imtihanlarında Çanakkale Üniversitesinin bir okulunda imtihana giren başörtülü öğrencilere “Baş Açtırma İbadeti” yaptı bazı görevliler. Sanki artık bu son demleri ve ellerine geçirdikleri fırsatı değerlendirerek kendilerince bir iman şuuru içerisinde, başörtülü öğrencilere “Zulüm İbadeti Yaparak” kendilerini tatmin ettiler.

Ancak biz inanan Müslümanları asıl üzen ise, o zulüm ibadeti yapan gericilerin emirlerine hiçbir tepki vermeden, hakkını arayıp sormadan, Rabbinin rızasını düşünmeden, gidip bir köşede başlarını açıvermeleri idi. Bu kadar ucuz olamaz o kafaya takılan örtü. Öyle höt denince hemen baştan aşağıya kayıverecek ucuz bir şey değildir. Bunun acısı sonra çok kötü çıkar, bu da böyle biline ey iman eden hanımefendiler!!

Bir başka zâlim tasallutu ise Manisa’da zuhur etti. Alaşehir İlçesi Bayan Nüfus Müdürünün, Nüfus Cüzdanı değiştirmek isteyen bir Müslüman hanımefendiye baskı, zulüm ve hakarete varan densizliğidir. Ancak hanım kardeşimiz gereken hassasiyeti göstererek, ağzının payını vererek zulme boyun eğmemiştir.

Anlaşıldığı kadarıyla başörtüsü meselesinin böyle çözüme kavuşması zor gözüküyor. Bunun hâl edilmesi için; İlköğretim dahil bütün eğitim sistemi içerisinde, bütün resmî daireler ve alanlar olmak üzere her yerde hiçbir yaş sınırı ve meslek ayrımı gözetmeden derhâl serbest bırakılması gerekmektedir.

Birçok kanunlar hazırlanıp, kararlar değiştirilmesine rağmen henüz Müslümanların gasbedilen haklarının iadesi konusunda ve haklı taleplerine gerekli cevaplar verilebilmiş değildir. Bu sistem böyle devam ettiği müddetçe de verilemeyecek gibi gözüküyor. Onun için de tam bir değişim diyoruz.

Yine Ülke insanına zulüm yollarının temel kaynakları olan darbeler-ihtilâller-cuntalar gibi habis urlardan kurtulmaya çalışılması ve o işlerin aktörlerinden hesap sorulur olması da ayrıca takdire şayan bir gelişmedir. Hem Meclisin Araş-tırma Komisyonları kurması, hem mahkemelerin davalar açması bizleri umutlandırmak-tadır. Bu işlerin sonuçsuz kalmaması asıl dileğimiz olmakla beraber, şimdi halkımızdan o davalara müdahil olmalarını ve o zalimlerden yaptıkları soy-suzluğun, zulmün, gaspın burunlarından getirilmesi için davaların takipçisi olmalarını talep ediyoruz.

Dünyada acı çeken, ezilen, sömürülen Ülkelere baktığımızda, bunların en fazlası olarak İslâm âlemine ait toprakları görüyoruz. Başta Suriye olmak üzere, Filistin, Keşmir, Kafkaslar, Afrika, vs. İslâm âlemindeki içler acısı durumlarda devam etmektedir.

Suriye’de yönetimi gasp edenler, sırtlarını yanlış dağlara dayayarak dünya emperyalistlerinin ekmeğine yağ sürmek yerine, bir Nemrut – bir Firavun gibi davranarak halkını ezilmesi gereken zavallılar olarak görmek yerine, aklı selimle hareket ederek, halkının haklı taleplerine olumlu cevap verseler de, hem kendilerini ve sevenlerini hem de haklarını gasp ettikleri insanların geleceğini karartmasalar olmaz mı? Zorba yönetime karşı mücâdele ettiğini belirten mazlumlar da bir başka oyuna gelerek emperyalistlerin oyuncağı olmaktan azamî gayret göstermeleri gerekir ki, yangından kaçarken doluya tutulmasınlar. Sonun da viran olan kendi Ülkeleri ve sakat, dul, yetim, evsiz-barksız kalacak olanlar yine kendileri olacaktır. Bu zor zamanın belki de en hassas olması gerekenleri Türkiye’nin yöneticileri olsa gerek. Çünkü hem Ülkemizin, hem Suriye’nin halklarının gözü kulağı onlarda, hem de dünyanın Emperyalistlerinin. Türkiye ve Suriye halkı mutedil, âdil bir çözüm beklerken, dünya Emperyalistleri ise Türkiye üzerinden vurgun peşinde. Bu oyuna gelmemek ve âdil bir çözüm için gereken hassasiyeti ve itidali göstermek mecburiyetinde oldukları kanaatindeyiz.

İnşâallah en kısa zamanda orta yol bulunur da Ümmet rahat bir nefes alır.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu Adına

Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi ( Sâhir AKÇA )

 

Bir cevap yazın