Sakarya’da 350. başörtüsü eylemi! – Foto

Sakarya’da Başörtüsü Platformu olarak 2005 yılında başlatılan tevhid, adalet ve özgürlük eylemlerinde 350 hafta geride bırakılırken yapılan açıklamada kararlılık mesajı verildi

2005 yılında Sakarya Başörtüsü Platformu adıyla başlayan ve halen Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu olarak devam ettirilen başörtüsüne özgürlük eylemlerinde 350. hafta geride kaldı. Platform adına Sakarya Dayanışma Derneği sözcüsü Kadrican Mendi’nin okuduğu basın açıklamasında 350 haftadır değişen ve değişmeyen bazı hususların olduğu dile getirilerek bir özeleştiri ve muhasebe çağrısı yapıldı.

“Zulmedenler ve zulme rıza gösterenler, sizi rahatsız etmeye geldik” yazılı bir pankart ile “Başörtüsüne kayıtsız-şartsız her alanda özgürlük”, “Hak ve adalet direnişle gelecek”, “Adalet, birimiz için değil hepimiz için” ve “Kendine değil herkese Müslüman” yazılı dövizlerin taşındığı 350. hafta eylemi Kadrican Mendi’nin okuduğu dua ile son buldu.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 350. basın açıklaması

Sakarya Başörtüsü Platformu 2005 yılında başlattığı “Başörtüsü Direnişi” nin bugün 350. Haftasına girdi.

350. hafta da değişen ve değişmeyen şeyler var.

“28 şubat bin yıl sürecek” diyen zorbalar gitti, ama yasak ve yasağın uygulayıcıları halen iş başında.

O zaman, nasıl bir başörtüsü giyilmesi gerektiğini ve Başörtüsünün nerelerde takılabileceğini söyleyen laikler vardı.

Şimdi koltuğa yerleşen dindarlar, sıradan Müslüman halkı hor görerek, onlara nizamat vermeye, başörtüsünü nerelerde takabileceklerini söylemeye cüret ediyorlar.

O zaman ilköğretim ve liselerde başörtüsü yasaktı, şu anda imam-hatip liseleri de dahil olmak üzere yasakta değişen bir şey yok.

O zaman kamu kurumlarında başörtüsü yasaktı ve göz yumulmuyordu, şu anda kamu kurumlarında kısmen göz yumulan yerler yasak halen devam etmekte.

O zaman üniversitelerde başörtüsü yasaktı, şimdi hiçbir hukuki ve toplumsal zemini olmaksızın, hükümetin zorlamasıyla ve varlığına bağlı bir şekilde göz yumularak aşılmaya çalışılıyor.

O zaman başörtüsünü savunanlar karşılarında yargıyı buluyordu, şu anda da aynı muamelelerle karşılaşıyorlar.

O zaman “malum medya” paşaları kızdırırız diye bizleri, başörtüsü mücadelesi verenleri görmezden geliyorlardı, şimdi dindar basın hükümeti kızdırırız diye bizleri görmüyorlar.

Eylemlere başlarken iddiamız “Başörtüsünün İslami Kimliğin vazgeçilmez bir parçası olduğu, ve Başörtüsü özgürlüğüne kavuşturulmadan Türkiyeli Müslümanların onurlu bir sonuca ulaşmalarının mümkün olmadığı” idi.

Ve maalesef bu gün geldiğimiz nokta ortadadır. Bazı alanlarda görülen ve yarın iktidar değiştiğinde neye dönüşüceğini tahmin edebildiğimiz bu göz yumma hali ne pahasına elde edildi, bunun hesabını doğru yapmalıyız.

O gün başörtüsüne sahip çıkmadığı, sabır ve azim göstermediği için, adalet ve doğruluk iddialarını yitiren Müslüman cemaatler; bugün işbitiricilikle, ihalecilikle, kadrolaşmayla, Amerika ve NATO’yla birlikte anılır hale geldiler.

Oysa onuru, vicdanı, adaleti, Hakk’ı temsil etmeyen Başörtüsünün bizim nezdimizde bir bez parçasından fazla bir anlamı yoktur.

Bizler Başörtüsünü Müslüman halkın onurunun, vicdanının, ayaklarını bastığı toprakların sembolü olarak gördük, âlemlerin Rabbi’nin emaneti olarak bildik.

Yoksa iktidarın ve haksızlığın, iltimasın, sonradan görme kaprislerinin sembolü haline gelmiş bir başörtüsünün bizim davamızla hiçbir ortaklığı kalmamıştır.

Evet köprünün altından çok sular geçti, bu süreçte biz de birçok şey öğrendik ve bunları sizlerle paylaşmaya, paylaştıklarımızdan doğruya, iyiye yönelik hisseler çıkarmaya çalıştık.

Halkın vicdanı olmaya, söylenmeyeni söylemeye, hesabi değil hasbi olmaya çalıştık.

Muhtemelen yanlışlarımız, eksiklerimiz, gaflarımız oldu.

Ancak yola çıkarken de kimseye hazır reçete sunma iddiamız yoktu.

Bizler 350 haftadır, tevhid ve adaleti kendimize rehber edinerek, bildiklerimizi sizinle paylaşıp yine sizden öğrenerek, yanlış bildiklerimizi tashih edip doğrularımızı tahkim ederek yürüyoruz.

Tek iddiamız ve tesellimiz, bu süreçte bize inananlara ve Allah’ın dinine sırtımızı dönmediğimiz ve ihanet etmediğimizdir.

Doğru bildiğimizi söyledik ve söylediğimizin arkasında durduk.

Bunu sizlerle yaptık, önce Allah’a sonra sizlere güvendik.

350 haftadır, her türlü yok sayılmaya, küçük görülmeye, iftiraya, tehdide, entrikaya sizlerle birlikte göğüs gerdik.

Bu sebeple platformun sahipleri olan sizlere teşekkür ediyoruz.

Eylemlere başlarken bir son tarih öngörmediğimiz gibi bugünde devam noktasındaki kararlılığımızı vurgulamak istiyoruz.

Başörtüsü platformu kıblesini şaşırıp, yüzünü saraya çevirmeksizin küçük ama kararlı adımlarla yürüyüşüne devam edecek.

Tarihe ve hakka şahitlik etme misyonunu bir namus bilerek taşımayı sürdürecektir.

Rabbimiz bizleri direnenlerle birlikte yaşat ve onlarla birlikte öldür.

Küçük hesaplardan, nefsimizin iğvasından, şeytanın ve dostlarının sağdan yanaşmasından bizleri muhafaza et.

Rabbimiz ülkemizin tüm halklarını, bölgemizin tüm Müslümanlarını ve dünyanın tüm mazlumlarını

Arzına varis kıl, müstekbirleri tahtlarından bizim ellerimizle devir, intikamına bizleri memur et.

Yaşasın mazlumların dayanışması

Yaşasın İslami direniş

Yaşasın Başörtüsü direnişimiz.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu

adına Sakarya Dayanışma Derneği

 

 

Bir cevap yazın