Ankara 326. hafta eylemi

Binlerce insanın tutuklanmasına, işkenceden geçilmesine elli kişinin idamına ve yüzlerce masum insanın ölümüne sebep olan 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi davasının ardından bu defa Post-modern darbe denilen 28 Şubat Süreci’ne ilişkin yargı süreci de nihayet başladı. 28 Şubat Süreci’nin 1996 Ağustos ayında başladığı, başta Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazeteleri olmak üzere merkez medyanın, üniversitelerin, yargı mensuplarının, sendikaların, işveren örgütlerinin (beşli çete) dönemin cumhurbaşkanı S. Demirel’in ve bir grup darbe heveslisi askerin kendi aralarında bir “darbe koalisyonu” kurarak Türkiye’yi yangın yerine çevirdikleri herkesin malumudur. Bu koalisyon laiklik elden gidiyor teraneleriyle Türkiye’nin kaynaklarını talan etmişlerdir. Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkan Vekili Bülent Orakoğlu’na göre resmi soygunun bilançosu 296 milyar dolardır. 

Ancak 28 Şubat’ın esas yıkımı eğitim alanında olmuştur. İslâm’sız bir Türkiye projesi hazırlayan malum zihniyet İmam-Hatip Liseleri, Kur’an Kursları, Anadolu sermayesi ve dindar insanlara zulümde sınır tanımamıştır. 8 yıllık kesintisiz temel eğitim bahanesi ile İmam-Hatip Liselerini işlevsiz hale getirmiştir. YÖK aracılığıyla Üniversitelerde ilim bir kenara bırakılarak başörtülü öğrenci avına çıkılmıştır. Şimdi yargı önünde hesap verme zamanıdır. 28 Şubat koalisyon ortaklarının yargılanmasında askeri personelden sonra sıranın basın, yargı, üniversite ve patronlara da gelmesini bekliyoruz.

Son günlerde medyada şiddet haberleri yine artmaya başladı. Kadına şiddet olayları yanında doktorlara, öğretmenlere kamu görevlilerine yönelik şiddet daha da artıyor. Polisiye tedbirler kadına şiddeti önleyemiyor. Çünkü medeni kanun aile yapısını bozmuştur. Ailede huzur kalmamıştır. Medeni kanun kadını boşanmaya teşvik ediyor. Boşanmanın gerçekleşmesi halinde erkek, hem yuvasından hem çocuklarından olduğu gibi, ekonomik olarak da çöküntüye uğramaktadır. Bu durum erkeklerin cinnet geçirmesine yol açabilmektedir. Boşanma halinde kadına imtiyaz sağlanırken erkeği ekonomik ve psikolojik olarak çökertmek evliliği ateşten gömlek haline getirir. Toplumu evlilikten uzaklaştırıp zinanın artmasına sebep olur. Dolayısıyla ailenin çökmesi toplumun geleceği açısından çok tehlikelidir. Hükümetin bu toplumsal felaketi önlemek için medeni kanunda milli değerlere dönük değişiklikler yapması gerekir. AB uyum yasalarının bünyemize uymadığını, çok geç olmadan gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini ikaz ediyoruz.

1 Mayıs kutlamalarında kendilerini “Antikapitalist Müslümanlar” diye tanıtarak Taksim Meydanı’na yürüyen grup malum medyanın yeni gözdesi oldu. Önce şunu ifade edelim ki; bütün ideolojiler vahyi inkar ederek dünya hayatına kendilerince bir nizam verme gayreti içindedirler. Üretim ve tüketim araçlarının mülkiyeti, gelir dağılımı, emek ve sermaye konularında o günün gerçeklerinden yola çıkarak değişik fikirler ileri sürebilirler. Zaman ve şartlar değiştiğinde başka bir ideoloji ortaya çıkar, diğerinin yanlışlarını ortaya koyar. Bu kısır döngü devam eder gider. Ancak hiçbir ideolog, ölüm sonrası için bir şey söyleyemez, çünkü gaybı bilebilmesi mümkün değildir.

İslâm ise yaratıcımız Allah (cc) tarafından vahiy yolu ile Peygamber Efendimiz’e (sav) indirilen, insanlara dünya ve ahiret mutluluğu sunan bir inanç ve hayat nizamıdır. Bu nizama teslim olan insana da Müslüman denilir. İsteyen insan İslâm’ı seçer, isteyen de herhangi bir ideolojiyi tercih eder. Her tercihin bir karşılığı ve bedeli vardır. Şunu açıkça ifade edelim ki, Allah’ın (cc) dini ile insan zihninin ürünü olan ideolojileri sentez yapmaya kalkmak başlı başına itikadi bir felakettir. Hayatı İslâm’a göre yorumlamak esas iken, İslâm’ı ideolojilerin veya sosyalizmin prensiplerine göre yorumlamak, İslâm’ı hiç bilmemenin zaruri bir neticesidir. Kendilerine “Antikapitalist Müslümanlar” diyen bu gruba tavsiyemiz, İslâm’ı istismar etmeyi bırakıp kızlarla el ele tutuşup halay çekmeye devam etmeleridir.

Suriye’de kaybolan ve kendilerinden 56 gündür haber alınamayan gazeteci Adem Özköse ve Hamit Coşkun’un biran önce sağ salim ülkelerine dönmeleri için çalışmaların hızlandırılmasını bekliyoruz. Kardeşlerimize “Allah (cc) yardımcıları olsun” diyoruz.

Bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU ADINA

İsmail AYDAR

VAHDET VAKFI

 

Bir cevap yazın