Dayanışma-Der’de Hz.Musa kıssası konuşuldu

Sakarya Dayanışma Derneği’ndeki kitap-kritik programında Yavuz Delal’in Hz.Musa ve Ezilen Halkın Ulusal Mücadelesi adlı kitabı tartışıldı

Kitabı kritik eden Selim Ruşen, ilk olarak yazarın Kürt meselesi bağlamındaki güncel tespitlerini ele aldı. Kıssayla ilgili açıklamalarda Ruşen şu değerlendirmeyi yaptı. “Yazar Hz. Musa kıssasının diğer kıssalardan farklı bir muhtevaya sahip olduğunu ifade ediyor. Çünkü Hz. Musa kendi kavmine gönderilmiş bir resul olmasına rağmen öncelikli daveti diğer peygamberlerden farklı olarak kendi kavminden olmayan firavun ve onun müstekbir halkına yöneliktir. Musa kıssasının Mısır döneminde İsrailaoğullarının düşünceleri ve amelleri kritik edilmemiş ve kınanmamıştır. Çünkü özgür olmayan bir toplum imtihana ait olan gerekli rüşte sahip değildir. Allah özgürlüğe kavuştuktan, kölelikten kurtulduktan sonra ancak gerçek özgürlük olan kullukla imtihan ediliyor ve onları kınıyor. İsrailoğullarını düşünce ve davranışlarından ötürü tenkit eden hiçbir ayet mısır dönemine ait değildir.”

Selim Ruşen, kitabın ilerleyen bölümlerinde Hz. Musa kıssasının kronolojik bir anlatımı bulunduğunu ve bundan sonra yazarın kıssa hakkında kendi değerlendirmelerini yaptığını söyledi. Buna göre Hz. Musa’nın önceliği İsrailoğullarını mustazaf hale getiren aşağılık durumdan kurtarmaktır. Ruşen yazarın tespitlerin sonra Hz. Musa kıssasından yola çıkarak bir istikbar ve istizaf tahlili yaptığını ve bu kavramların sosyal, siyasal ve ekonomik yansımalarını irdelediğini belirtti. İstikbar kavramının büyüklenmek, büyüklük sahibi olmak, saltanat sahibi olmak, küstahlaşmak ve tahakküm etmek gibi anlamlara geldiğini belirten Ruşen, Yavuz Delal’in bu noktada kavramla ilgili “Hz. Musa kıssasının özelinde firavun ve onun müstekbir halkının misyonu genelde ise çağımızda toplumları asimile eden, köleleştiren bütün firavun düzenlerin misyonudur.” değerlendirmesi yaptığını söyledi.

Yazarın “Müstekbirler rejimlerin asıl istikbarı güçsüzleştirmeye çalıştıkları kitlelerin iradelerine ipotek koymaktır.” tespitini önemli gören Ruşen, yazarın, halklarını köleleştiren ve kimliksizleştiren bütün müstekbir rejimlerin Kuran’da geçen şu 4 sacayağı üzerine kurulduğu yönündeki değerlendirmesini paylaştı: “Firavun; otoritenin resmi ideolojisidir. Sosyopolitik iktidardır. Haman; askeri, iktisadi, bilimsel ve entelektüel danışma kurulları olan; meclis devlet erkanı, hükümet ve medyadır. Karun; para, mal, eğlenme ve zenginliğin her çeşidi ve devlet gücünün devamını sağlayan sömürü kurumları, kapitalist maddeci sermayedir. Belam; müstekbir rejimin bekası için halkın inançlarını kullanarak halkı aldatan ve pasifize eden kurumlar, olası problemleri önleyen bir subaptır.” Yazarın müstekbir bir rejimin sosyal ve politik karşıtlığı olarak güçsüz bırakılan, zayıf düşürülen ve iradesizleştirilen mustazafların ortaya çıkacağını söylediğini belirten Ruşen, Yavuz Delal’in kitabında İstizaf kavramı ve Kürt halkı bahsinde geniş bir değerlendirmede bulunduğunu vurguladı ve yazarın konuyla ilgili tespitlerini aktardı.

 

 

Bir cevap yazın