Konya 242. hafta eylemi

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 242. Hafta’da yine gündemde olan konulara değindi. Platform adına basın açıklaması yapan Abdurrahman Akcan açıklamasına hikayeyle başladı ve 28 Şubat ve 27 Nisan e-muhturasına değinerek dünün darbe severeri bugün darbe savar konumunda diyerek güce iman etmemeli ve rüzgar gülü gibi olunmamalıdır dedi. Ve sözlerine Siyonist İsrail’in El-Halil kentinde bulununbir camii’de kendi bayraklarını asmalarını şiddetle tel’in ettiklerini söyledi.

Öte yandan 23 Nisan Türkiye Öğrenci meclisindeki Başörtülü van temilcisinin yeminini alkışladıklarını ama Tekirdağ Malkara’daki kaymakamın öğretmene yapmış olduğu onur kırıcı davranışların hala görüldüğünü dile getirerek bizim başörtüsü yasağının mecliste ya da kamunun herhangi bir biriminde değil hayatın her alanında ve her anında özgür oluncaya kadar talebimiz ve direnişimiz devam edecektir diyerek herkesi Camii’lerin amaçlarının dışında kullanılmadığı başörtüsünün özgür özgürlüğün hür olduğu bir dünya’da yaşama umudu ile Allah’a emanet ederek konuşmasını bitirdi.

Açıklamanın Tam Metni:

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

242. HAFTA BASIN AÇIKLAMASI

Rahman, Rahim, Allah’ın adıyla

Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.

(Tevbe suresi 18. Ayet)

Sevgili dostlar, değerli basın mensupları;

Hikaye bu ya ; Camii avlusunda Müslümanla kavga eden daha sonrasında dışarıya çıkıp imdat çığlılkları atarak Yetişin Müslümanlar beni dövüyor diye feryat-ı figan eden Yahudi fıkrası bizlere şunları hatırlatıyor. 28 Şubat post modern darbenin, 27 Nisan E-muhtırasının dün yılmaz savunucuları ve destekçileri bugünün karşıtlarının açıklamaları ne kadar da abes değilmi ? Dünün darbe severleri bugün darbe savar konumundalar. Ne yazık ki hiç de inandırıcı değiller. Çünkü onlar güce iman ediyor ve güçlünün yanında olmak zorunda hissediyorlar kendilerini. Yani bir nevi rüzgar gülü gibi. Bugün yanında olan yarın karşında olabilir.

28 Şubat’la müdahil olmak isteyenler sadece askerlerin yargılanmasıyla yetinmemeli. Bu sürecin içerisinde görev alan Gazeteci, Hukukçu, Sendikacı, Akademisyen, Patronlar ve bankaları hortumlayıp insanların birikimlerini bir gecede sıfırlayan, öğrenim ve çalışma haklarını ellerinden alan, araç bagajlarında eşlerini lojmanlara alan insan inancı ve onuru ile bağdaşmayan ve bu eylemleri gerçekleştiren tüm kurum ve kuruluşlarla hesaplaşmalı.

Camiiler Allah’a kulluğun ibadetin ve itaatin arz edildiği kutsal mekânlardır. Burada icra edilen ibadet ve taatlar Ekber olan Allah’ın ve Usve-i Hasene (En Güzel örnek) olan Efendimizin direktifleri ile icra edilir. Ve mescidler Mü’minlerin takva esası ile bina ettikleri birliğin dirilğin kardeşliğin tesis edildiği özel alanlardır. Dünyanın neresinde olursa olsun resmi ideolojilerin müdahil olamayacakları müstesna mekânlardır. Hiç bir şekilde Müslümanların inşa amaçlarının dışında kullanılmaları, dönüştürülmeleri asla kabul edilemez. Tarih boyunca mabetleri, mabetlik dışında kullanmaya çalışanlar bu emellerine hiçbir zaman ulaşamamış ve ulaşamayacaklardır. Maalesef Yakın tarihimizde camileri bu amacın dışında kullanmış yada kullanılmasına müsaade etmiş olanlardan hayatta olanları tevbe etmeye ve tüm Müslümanlardan özür dilemeye davet ediyoruz. Hala asli hüviyetlerine dönüştürülmeyen camii’ler için harekete geçilmesini ve bundan sonra da böyle girişimlere teşebbüs edilmesinin önlenmesini ilgili ve yetkili kurumlardan talep ediyoruz. Tarihi süreç içerisinde baskıcı dayatmacı, zalimane olarak gasp edilen vakıfların, derneklerin, İslami Kurum ve kuruluşların edindikleri mülklerin iadesi hususunda gerekenlerin yapılmasını bekliyor ve takip ediyoruz.

Camiiler ve diğer dinlere mensup ibadet haneler Müslümanların kutsal kabul ettiği mekânlardır. Müslümanlar diğer din mensuplarının mabetlerinin korunmasını istediği gibi diğer din mensuplarının da Müslümanların mabetlerine de aynı hassasiyeti beklemektedir. Kimden hangi din mensubunun mabedine yönelik saldırı olursa olsun kabul edilemez. Siyonist İsrail’in Kudüs ve Mescid-i Aksa’da yaptıklarına EL-Halil kentinde İbrahim Haramı camii’ne Siyonist bayrağı asmasıda Müslümanların kutsallarına yönelik saldırılarına bir yenisini eklemiştir. Bunu da şiddetle tel’in ediyoruz.

Suriye’de sözde ateşkese rağmen zalim esed bildiğini okumaya devam ediyor. Diğer yandan batı yanlısı ittifak güçleri de Suriye halkına Laik ve demokratik bir yapıyı özgürlük adına dayatma çabasındalar, bunu da tüm Dünya’ya yutturma gayreti içerisindeler. Olan mazlum Suriye halkına olmakta, mızrak çuvala sığmamaktadır.

23 Nisan Türkiye Öğrenci meclisindeki Başörtülü Van temsilcisinin başörtülü olarak yaptığı yemini alkışlarken, Türkiye’nin farklı ilerinden, farklı şekillerde süren dayatmacı ve baskıcı hareketleri maalesef hala görmeye devam ediyoruz. Bizim başörtüsü yasağının mecliste ya da kamunun herhangi bir biriminde değil hayatın her alanında ve her anında özgür oluncaya kadar talebimiz ve direnişimiz devam edecektir.

Camiilerin amaçlarının dışında kullanılmadığı, Başörtüsünün özgür, özgürlüğün hür olduğu, tevhit ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 243. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

7 CEMAZİYEL AHİR 1433

28/ 04 / 2012

 

Bir cevap yazın