Sakarya 347. hafta eylemi

Sakarya Adalet Girişimi’nin 347. hafta açıklamasında 28 Şubat sürecinin yol açtığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiği belirtilirken, eğitim sistemindeki kültürel yabancılaşmaya ve Suriye’deki gazetecilere dikkat çekildi

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu’nun 347. hafta basın açıklaması platform adına Vahdet Vakfı Sakarya Temsilciliği ‘nden Derda Şanalmış okudu. 28 Şubat davası, eğitim sistemi ve Suriye’de kaybolan Adem Özköse ve Hamit Coşkun’un gündeme getirildiği basın açıklamasında, “28 Şubat sürecinde “darbe koalisyonu” kurularak Türkiye yangın yerine çevrilmiştir. Bu koalisyon laiklik elden gidiyor teraneleriyle Türkiye’nin kaynaklarını talan etmiştir. Emniyet İstihbarat Dairesi eski başkan vekiline göre resmi soygunun bilançosu 296 milyar dolardır. Ancak 28 Şubat’ın esas yıkımı eğitim alanında olmuştur. İslâmsız bir Türkiye projesi hazırlayan malum zihniyet İmam-Hatip Liseleri, Kur’an Kursları, Anadolu sermayesi ve dindar insanlara zulümde sınır tanımamıştır. YÖK aracılığıyla Üniversitelerde ilim bir kenara bırakılarak başörtülü öğrenci avına çıkılmıştır. Şimdi katsayı yasağı üniversitelerde kaldırılarak zulüm sona erdirildi ancak, mağdur edilen bunca öğrencinin mağduriyetleri nasıl giderilecektir?” denilerek 28 Şubat sürecindeki mağduriyetlerin giderilmesi çağrısı yapıldı.

Suriye’de kaybolan ve kendilerinden 50 gündür haber alınamayan gazeteci Adem Özköse ve Hamit Coşkun’un sağ salim geri dönmelerinin temenni edildiği açıklamada eğitim sistemine değinilerek şu ifadelere yer verildi: “Türkiye’de müfredat programlarının hazırlanmasında önce Avrupa ülkeleri örnek alınmış, daha sonra Amerikan eğitim sistemine geçilmiştir. Yürürlükteki mevzuata göre öğrencilerin, pozitivizmin ilkelerine göre düşünmeye ve pragmatizme göre yaşamaya mahkûm edildiklerini söylemek mümkündür… Eğitim sistemi bir değil, birden fazla modern hurafenin yayılmasına hizmet etmektedir. Bu bilimsel hurafelerle zehirlenen çocuklarımız; kendi dinine, tarihine ve kültürüne yabancılaştığı için, batı medeniyeti karşısında aşağılık kompleksine kapılmaktadır. Yani gece-gündüz bin bir emek ve fedakârlıkla yetiştirdiği yavrusunu 6 yaşında okula başlatan ebeveynler; eğitim süreci bittiği zaman kendi değerlerine yabancı bir evlat ile karşı karşıya kalmaktadır.”

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU 347. Basın Açıklaması

Değerli basın mensupları ve katılımcılar!

Basın açıklamamıza hoş geldiniz.

Binlerce insanın tutuklanmasına, işkenceden geçilmesine elli kişinin idamına ve yüzlerce masum insanın ölümüne sebep olan 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi davasının ardından bu defa Post-modern darbe denilen 28 Şubat Süreci’ne ilişkin yargı süreci de nihayet başladı.

28 Şubat Süreci’nin 1996 Ağustos ayında başladığı, başta Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazeteleri olmak üzere merkez medyanın, üniversitelerin, yargı mensuplarının, sendikaların, işveren örgütlerinin (beşli çete) dönemi cumhurbaşkanı S. Demirel’in ve bir grup darbe heveslisi askerin kendi aralarında bir “darbe koalisyonu” kurarak Türkiye’yi yangın yerine çevirdikleri herkesin malumudur. Bu koalisyon laiklik elden gidiyor teraneleriyle Türkiye’nin kaynaklarını talan etmişlerdir. Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkan Vekili Bülent Orakoğlu’na göre resmi soygunun bilançosu 296 milyar dolardır.

Ancak 28 Şubat’ın esas yıkımı eğitim alanında olmuştur. İslâm’sız bir Türkiye projesi hazırlayan malum zihniyet İmam-Hatip Liseleri, Kur’an Kursları, Anadolu sermayesi ve dindar insanlara zulümde sınır tanımamıştır. 8 yıllık kesintisiz temel eğitim bahanesi İmam-Hatip Liselerini işlevsiz hale getirmiştir. YÖK aracılığıyla Üniversitelerde ilim bir kenara bırakılarak başörtülü öğrenci avına çıkılmıştır. Şimdi katsayı yasağı üniversitelerde kaldırılarak zulüm sona erdirildi ancak, mağdur edilen bunca öğrencinin mağduriyetleri nasıl giderilecektir.

Eğitim Sisteminde 4+4+4 olarak ifade edilen son değişiklikler de kamuoyunda epey tartışıldı. Fakat bu tartışmalar esnasında 12 yıllık mecburi temel eğitim süresince öğrencilere dayatılan müfredatı kimlerin, neye göre hazırladıkları üzerinde durulmuyor. Türkiye’de müfredat programlarının hazırlanmasında önce Avrupa ülkeleri örnek alınmış, daha sonra Amerikan eğitim sistemine geçilmiştir. Yürürlükteki mevzuata göre öğrencilerin, pozitivizmin ilkelerine göre düşünmeye ve pragmatizme göre yaşamaya mahkum edildiklerini söylemek mümkündür. İnsanlık tarihini, ilmi hiçbir değeri olmayan Evrim teorisine göre yorumlayan zihniyet, insanların önce tabiat güçlerine taptığı, zihinleri geliştikçe çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçildiği yalanını pazarlamaktadır. Eğitim sistemi bir değil, birden fazla modern hurafenin yayılmasına hizmet etmektedir. Bu bilimsel hurafelerle zehirlenen çocuklarımız; kendi dinine, tarihine ve kültürüne yabancılaştığı için, batı medeniyeti karşısında aşağılık kompleksine kapılmaktadır. Yani gece-gündüz bin bir emek ve fedakârlıkla yetiştirdiği yavrusunu 6 yaşında okula başlatan ebeveynler; eğitim süreci bittiği zaman kendi değerlerine yabancı bir evlat ile karşı karşıya kalmaktadır.

Şimdi okullara konacak seçmeli Kur’an ve Siyer dersleri bütün bu problemlerin çözümüne çare olacak mıdır? Çözüm devletin mecburi temel eğitim sisteminden vazgeçmesi ve Tevhid-i Tedrisat Kanununu yürürlükten kaldırmasındadır. Laiklik esasına göre kurgulanmış, devlet kontrolünde din eğitimi olmamalıdır. Diyanet, dini nasıl anlamamız gerektiğini dayatmamalıdır. Eğitim sistemi din eğitimi de dahil olmak üzere özelleştirilmelidir. Toplumun her kesimi, kendi ihtiyaçları doğrultusunda insan yetiştirmek için kendi özel okullarını açabilmelidir. İsteğe bağlı kız ve erkek okullarının ayrılması sağlanmalıdır. Bugüne kadar uygulanan ideolojik eğitim sistemlerinin sonucu ortadadır. Diplomalı insan nüfusunun artması kavmiyetçilik belasını önleyememiştir. Ahlâki değerler yozlaşmış, aile sistemi çökme aşamasına gelmiştir. Eğitim sisteminde milli değerlere dönme zamanıdır.

Suriye’de kaybolan ve kendilerinden 49 gündür haber alınamayan gazeteci Adem Özköse ve Hamit Coşkun’un biran önce sağ salim ülkelerine dönmelerini ümitle bekliyoruz. Kardeşlerimize “Allah (cc) yardımcıları olsun” diyoruz.

Bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.

SAGİR BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU ADINA

VAHDET VAKFI SAKARYA TEMSİLCİLİĞİ

 

Bir cevap yazın