Sakarya 349. hafta eylemi

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu tarafından her Cumartesi gerçekleştirilen eylemlerde 349 hafta geride kaldı.

SAGİR adına Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi’nden Bahaeddin Kuruoğlu’nun açıklamada ilk olarak başörtüsüyle okuluna devam etmek isteyen fakat okul idaresi tarafından okula alınmayan Gaziantep Şehitkamil İlköğretim Okulu öğrencisi Şüheda Çevik’in annesi Güllü Çevik’e kızının eğitim hakkını araması nedeniyle başlayan sürecin sonunda 2 yıl 10 ay hapis cezası verilmesindeki hukuksuzluk protesto edildi. Afganistan, Çeçenistan, Irak, Lübnan, Suriye ve Filistin’de emperyalist işgal güçlerinin ve diktatör yönetimlerin Müslüman halkları katletmeye devam ettiğine ve bölgeyi fitne ateşine attığına dikkat çekilen açıklamada İsrail işgal hapishanelerinde esir tutulan Filistinlilerin açlık greviyle dayanışma mesajı verildi. Eylem süresince konuyla ilgili hazırlanan el ilanları halka dağıtılırken eylem alanında Filistin’deki işgal sürecini gösteren fotoğraflar da sergilendi.

Gazeteci-yazar Nureddin Şirin’in de katıldığı açıklamada, Bahaeedin Kuruoğlu, 80 çocuk, 330 idari tutuklu, 28 vekil ve 3 bakanın yanında seçkin direniş liderlerinden oluşan toplam 4700 Filistinlinin hâlâ İsrail işgal hapishanelerinde esir tutulduğunu ve kendilerine karşı uygulanan hukuksuzluklar konusunda daha önce defalarca Siyonist cezaevi idaresine itirazda bulunan esir temsilcilerinin sürekli olumsuz cevap alması karşısında açlık grevine başladıklarını belirterek, “Biz de arkanızdayız ve bugün eldeki bütün imkânlarla sizinle dayanışma içindeyiz. Adil taleplerinizi sonuna kadar destekliyoruz. Gevşemeyin, üzülmeyin üstün gelecek olan sizlersiniz.” mesajı verdi.

Basın açıklamasından sonra kısa bir konuşma yapan gazeteci-yazar Nureddin 14 Mayıs 1948’de Filistin toprakları üzerinde Siyonist bir işgal devletinin kurulmasının ardından 15 Mayıs’ta on binlerce Filistin’in katledildiğini, yüzbinlerce Filistinlinin yerinden yurdundan edildiğini hatırlattı ve o günden bugüne bölgede Siyonist işgalin yalnızca kan ve gözyaşına sebep olduğunu belirtti. Siyonist işgalin sürmesinin ise aslında bölgedeki devletlerin bu işgal devletini meşrulaştırmasından, onunla ekonomik ve siyasi ilişkiler kurmasından kaynaklandığını belirten Şirin, böyle bir ortamda bölge halklarının asla barış ve huzur bulamayacağını vurguladı; ABD’yi ve diğer batılı güçleri dost edinenin bu coğrafyada doğru bir iş yapmasının mümkün olamayacağını ifade etti. Kudüs’ün özgürlüğünün hâlâ en önemli stratejik hedef olduğunu belirten Şirin, bölgedeki birçok emperyalist hesabın da Filistin’deki direniş etrafında yapıldığını hatırlattı. Şirin, emperyalizmin ve siyonizmin hesaplarının boşa çıkarılması için mücadeleye sonuna kadar devam edeceklerini belirtti.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 349. Basın Açıklaması

Zulme sessiz kalmak, zalimce tutum sergilemek ile eşdeğerdir. Bu düsturu şiar edinerek her şart ve ortamda insan hakları ihlallerini dile getirmek ile yükümlüyüz. Bu, bize biçilmiş görevden ziyade İlahi bir emirdir.

Başörtüsü kutsalımızdır, Allahın ayetlerinde belirttiği üzere belirli bir yaşa gelmiş hanım kardeşlerimiz ibadet olarak uygulamaktadırlar. “Kamusal ya da kamusal olmayan alanlarda kullanır” şeklinde bir ayrıma tabi tutmak gereksizdir. Öyle ki, bu ayrımı ısrarla yapmaya çalışan insanların uygulamalarına hala şahit olmaktayız. Gaziantep’te okula başörtüsü ile gitmek isteyen bir öğrencinin annesi, çocuğunun hakkını müdafaa ettiği için 2 yıl 10 ay hapis cezasına mahkûm edildi. Yaklaşık 4 ay önce, başörtüsü taktığı için okuldaki derslerine alınmayan çocuğunun eğitim hakkını savunmak için bölgesindeki adli makamlara şikâyette bulunan veli, hiç ummadığı bir tepki ile karşılaşmış, ayrıca kendisine okuldaki tavırlarından ötürü resmi memura hakaretten dava açılmıştır. Dava sonucunda öğrenci velisi anneye 2 yıl 10 ay hapis cezası verilmiştir.

Bu kararı hangi yasaya, hangi vicdana dayanarak verdiklerini o hükümranlara sormak istiyoruz. Adeta hakkını savunmak, hatta hak aramak bile suç konumuna düşürülmeye çalışılıyor. 28 Şubat sürecinde ve belirli dönemlerde uygulanan baskıcı tutumlar, yeniden diriltilmek isteniyor.

İnsan hak ve özgürlükleri adına tarihe yeni bir kara leke daha eklemeye; ne hakkınız, ne de haddiniz vardır. Yıldırma ve sindirme adına sergilenen bu tutumları bilmekteyiz, farkındayız ve ısrarla karşısında olduğumuzu da belirtiyoruz

Yeni anayasa yazımı başladı

Mevcut Anayasa 1980 askeri darbe ve sıkıyönetim döneminde, olağanüstü koşullar altında hazırlanıp kabul ettirilmiştir. Bu nedenle Yeni anayasa metni, geçmiş dönemi referans almadan, hiçbir ön şart ve koşul dayatmadan hazırlanmalıdır. Yeni Anayasa; tarafsız, hak ve özgürlükleri herkes için koruyan, geliştirmeyi amaçlayan bir yapıya sahip olması gerekmektedir.

Yeni Anayasa; can, mal, din, akıl ve nesil emniyetini mutlak olarak sağlamak temelinde, şekillenmelidir.

Komşumuz, Suriyeli kardeşlerimiz 

İslam coğrafyası; Afganistan, Somali, Çeçenistan, Gazze, Hama’dan Humus’a Deraa’dan İdlib’e zulüm ve katliam altında inliyor. İslam coğrafyasına çöreklenen emperyalistler, Siyonistler ve diktatörlük rejimleri kan dökmeye devam ediyorlar. Kadın çocuk yaşlı demeden gözü dönmüş bir şekilde katliam yapıyorlar.1982’de Hama’da yaşananlar bugün neredeyse bütün Suriye şehirlerinde yaşanıyor. Suriye’de Baas çetesi bir yıldır katliamlarına devam ediyor. Resmi rakamlara göre yetmiş bin tutuklu, kırk bin yaralı altmış bin kayıp ve on binden fazla ölü var. Bununla birlikte bu zulme alkış tutan, bu zulme sessiz kalan herkes kendi sonunu hazırlamaktadır. İzzeti ve onuru tercih eden ve zulme karşı kıyam eden Suriyeli Müslümanların kanları, Laik, Ulusalcı, Sosyalist Baas rejimini boğsun. Suriye halkını Emperyalistlerin tuzaklarına düşmekten korusun ve ferasetlerini arttırsın.

Davamız, Filistin meselemiz!

75 gündür Filistinli mahkûmlar açlık grevinde. Filistinli mahkûmlar seslerini duyurmak için açlığa sabretmekteler. İsrail hapishanelerinde yaklaşık 4 bin 800 Filistinli mahkûm tutulmakta. Batı Şeria ve Gazze’de açlık grevine dikkat çekmek için her gün gösteri düzenlenmektedir.

İşgal olduğu sürece direniş devam edecektir. Direniş her geçen gün daha da güçlenmektedir. İsrail kendisinin sonunun geldiğini biliyor. İnşallah çok yakın zamanda İsrail işgal ettiği topraklardan çekilmek zorunda kalacaktır. Biz Türkiye Müslümanları olarak Filistin’e her zaman sahip çıktık ve çıkacağız. Esirlerin özgürlüğü ümmetin özgürlüğüdür.

Filistinli esirler, zillete boyun eğmek yerine izzetli bir şekilde şahadeti arzulamaktadırlar. İsrail savaş esiri statüsündeki Filistinli tutsakları terörist olarak lanse ederek sahip oldukları hakları onlara tanımıyor. Filistinli esirlerin özgürlüklerine kavuşmaları gerekmektedir.

İsrail zindanlarında açlık grevi yapan Filistinli esirleri bu uygulamaya iten sebep, insanlık dışı uygulamalardır. Filistinli esirler toplam 4 metrekare bir hücrede 10 yıl tutulması Nazilerin Yahudilere yaptığı uygulamalardan farklı değildir. İdari hapis cezası adı altında sorgusuz hapsedilen insanlar aylarca esir tutulmakta. İsrail’de esirler ve görüşe gelen insanlar görüşme için çırılçıplak soyunma dayatmasıyla karşılaşmakta, bu nedenle yıllardır aileleriyle görüşemeyen tutsaklar bulunmaktadır. Müslümanlar, bu zulme karşı sessiz kalmamalıdır.

Bir asra yaklaşan bir süre öncesinde Ortadoğu’nun kalbine ve Müslümanların yüreğine hançer misali saplanan Siyonist rejim, direniş konusunda tarih yazan Filistinli kardeşlerimize uyguladığı zulmü devam ettirmektedir. Keyfi gözaltılar, suç isnat edilmeden ve yargı önüne çıkarılmadan yıllarca hapislerde yatan insanların çığlıklarına sessiz kalınmamalıdır.

Seslerini tüm Dünyaya ve İslam âlemine duyurma adına gösterdikleri çabalara şahit olmaktayız. Adilce kurulacak olan ilk mahkemede serbest kalacakları bilinen esaret altındaki kardeşlerimiz neden ısrarla özgürlüklerinden alıkonmaktadır?

Her ne kadar seçilen yöntem eziyet ve elem verici olsa da, esaret altında olmaktan iyidir düşüncesini güttükleri aşikârdır. Birkaç ay öncesinde gündeme gelen ve özgürlüğe kavuşmaya katkı sağlayan açlık grevi, bütün esirlerde etkisini göstermeye başlamıştır. Son verilere göre yaklaşık 1600 dolayındaki özgürlük mücadelesi veren kardeşimiz, bu eylemi sürdürmektedir. Kutsal dava adına meşru olan her yol geçerlidir. Bu vesile ile kardeşlerimizin sonuna kadar yanındayız, tabi ki zindanlarda hiçbir Müslüman esir kalmayana kadar.

Mücadelemiz her daim devam etmektedir, ta ki Allahın dinini tamamlayana kadar.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu Adına Ribat Eğitim Vakfı Sakarya Şubesi

Bahaeddin Kuruoğlu

 

 

Bir cevap yazın