Zilan: 10 Haziran’da programımızı deklare edeceğiz

Boğaziçi Üniversitesi’nde geçen hafta yapılan “İslamcılık ve Kürt Sorunu” paneli için İstanbul’a gelen Sıdkı Zilan ile T24 sitesinden Hazal Özvarış röportaj yaptı. “Güneydoğu’da AKP ve Gülen cemaatinin kalıcı aktörler olmadığını” öne süren Zilan’a göre “BDP’de askeri vesayet kokusu” var.

Zilan’ın T24’te yayınlanan röportajından bazı vurguları paylaşıyoruz:

Biz, kendimizi İslamcı Kürt değil, “Kürdistanî zeminde İslamî bir oluşum” olarak tarif ediyoruz. Aramızda parti kurulmasını isteyenler olduğu gibi, henüz erken olduğunu söyleyenler de var. 10 Haziran’da kamuoyuna heyetimizi ve programımızı deklare edeceğiz, parti kurup kurulmayacağı yapılacak çalışmalarda belirlenecek. Keza, Mustazaf-Der de resmen “parti kuracağız” demedi. Verdikleri sinyalleri de parti olarak mı okumak lazım, ben tam bilemiyorum. Ama bağlantılı oluşumlar değiliz.

Kürdî cephede dört tane siyasi parti var; BDP, Hak-Par, KADEP, ÖSP. BDP en etkilisi olabilir, ama örneğin Hak-Par’ın referandumdaki tutumu psikolojik bir etki yarattı. Türkiye genelinde İslami camiada da üç siyasi parti var: AKP, SP ve Has Parti. AKP iktidar, ama diğerlerinin de toplum nezdinde anlamları var. Bölgede bir İslami partiye ihtiyaç olduğu kesin, ama iki tanesi nasıl olur, hangisi tutar, bilemiyorum.

Ümit (Fırat) Bey çok değer verdiğim bir aydın, ancak Kürdistan’a dışarıdan bakıyor, bölgedeki dinamikleri yerli yerinde değerlendirdiği kanaatinde değilim. Bizler bu sürecin mağduruyuz, aktörüyüz, doğrudan içindeyiz. Bugün Kürt halkı başkaları tarafından örgütlenmek yerine kendisi örgütlenmeli. Kendimizi ifade etme ihtiyacımız var.

İslami bir oluşumuz

Amacımız İslam’ı öne çıkarmak değil. Mesela bir parti sosyalistse “Ben sosyalist bir oluşumum” der, biz de böyle bir ihtiyaçtan, dürüstlük açısından “Biz de İslami’yiz” dedik. Kürdistan meselesi yüzyıllardır devam eden bir mesele ve biz de birey ve topluluk olarak süreci etkilemek istiyoruz. Kürdistan meselesinde İslami bir çözümü göstermek istiyoruz. BDP’de şu anda askeri vesayet kokusu var. Bir fark orada olacak.

Kürt sorunu siyasi bir sorundur ve bu sorunu birebir Kuran’ı açarak bulamazsınız, ama İslam’ı düşünen insanların da bu işe duyarsız kalamayacağını söylüyoruz. Biz de duyarsız kalmak istemiyoruz ve camia olarak insanların ellerini taşın altında koymasını istiyoruz.

Kendini İslami olarak ifade eden insanların ekonomiye, siyasete, Kürdistan meselesine dair söyleyecek önemli sözleri vardır. Tabii, bu sözlerin nasıl pratiğe döküldüğü de önemli. Birisi İslamiyim veya sosyalistim, der ve şiddete bulaşırsa bu bizim tasvip ettiğimiz bir şey değildir. İslam’ı nasıl tanımladığınız da önemli; biz İslam’ın barış ve tolerans dini olduğuna inanıyoruz. İslam’ı, bazı istisnai durumlarla, İslam’a nispet edip de yanlış yapan insanlara bakıp da değerlendirmemek lazım.

‘Adil bir devletin İslami devlet olacağına inanıyorum’

Benim İslami anlayışıma göre devletin dini, imanı olmaz. Dine kişiler muhataptır. İslam’ı referans almak, adil olmak, özgürlükçü olmak demektir. İnsanlar bunların aracılığıyla devletin kuvvetini dengelemeli ve devleti geriletmelidir. Ne kadar az devlet olursa o kadar çok özgürlük alanı olur. Yoksa İslam’ı tanıyan devlet de insanları istismar eder, zulüm eder. Bunun özü şudur: Devlet baskıcıdır ve az verme eğilimi içindedir.

Devlet en nihayetinde dünyevi bir iştir, insanların rızası önemlidir. Değerler manzumesi vardır. Bu değerlerin başında da adalet vardır. Değerler dünyadaki herkesin içinde olduğu bir arayış. Sağcısı da, solcusu da, İslamcısı da, herkesin adalet tabirine yüklediği bir anlam vardır. Keza, özgürlük de öyle. Kürtlerin, Alevilerin, azınlıkların, çocukların, kadınların hakları var. Çok sesli, çok renkli toplum modelini savunuyorsak, çok sesliliği muhafaza etmek gerekir.

Tek tip olmamak, çok sesli bir toplum oluşturmak için demokrasiye, siyasi yapılanmalara ihtiyaç vardır. Adalet, özgürlük gibi değerleri, Medine Vesikasından, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi’nden AİHM kararlarına kadar edinilen kazanımları göz ardı edebilir miyiz? Hikmet müminin yitiğidir, nerede bulursa alır. Biz de bu evrensel değerleri savunuyoruz.

RÖPORTAJIN TAMAMI İÇİN T24

 

 

 

Bir cevap yazın