Hükümet Uludere Katliamının Sorumluluğunu Üstlenmiştir

Hani şu köyleri boşaltıldığı için taşınmak zorunda bırakılan, üzerinde yaşadıkları araziler mayınla döşenmiş olan, bir kısım toprakları ve akrabaları sınırın öteki tarafında bırakılan, kendilerine başka geçim yolu bırakılmadığı için yıllardır devletin bilgisi dâhilinde “kaçakçılık” yaparak geçimlerini sağlayan 19’u çocuk 34 sivil insan, “kaçağa” gittikleri bir gece ansızın katledilmişlerdi.

Katliam, devlete ait savaş uçaklarından atılan devlete ait bombalarla, devletin içerisinde yetki verilmiş kimselerin emriyle ve devletin pilotlarının düğmeye basmasıyla gerçekleştirilmişti. Bu katliam, katledilen vatandaşlar dâhil olmak üzere; T.C’nde yaşayan vatandaşlardan alınan yetkiler ve vergilerden sağlanan imkânlarla gerçekleştirildi.

Katliamın gerçekleşmesinin akabinde aydınlatıcı bir açıklama yapmaları beklenen siyasi yetkililer, en acılı gününde vatandaşının yanında olması gerekirken, “operasyon kazası” diyerek katliamı önemsizleştirme çabasında oldukları algısını oluşturmalarının yanı sıra; daha olay sıcaklığını korurken tazminatı gündeme getirmeleriyle de bizlerde, olayın üzerinin örtüleceği kaygısını oluşturmuştu.

Katliamın gerçekleştiği tarihten itibaren kamuoyu faillerin bir an önce bulunup cezalandırılmasını beklerken, Roboski köyü adeta açık bir cezaevine dönüştürülerek, sürekli tutuklamalar ve gözaltılarla gündeme geldi.

Soruşturmanın gizliliği gerekçesi ile kamuoyu beş aydır bilgilendirilmezken, nihayet “bu olayın Ankara’nın derin dehlizlerinde kaybolmayacağını” söylemiş olan başbakan, geçtiğimiz günlerde herkesin vicdanını derinden yaralayan, yakınları katledilmiş, adalet taleplerine gölge düşürmemek adına söz konusu tazminatı almamış ailelerin acılarına saygısızlık anlamına gelebilecek bir üslupla “..tazminatsa tazminat!” “TSK görevini samimi şekilde yapmıştır.Hata da olabilir..” şeklinde ifadeler kullanmıştır.

Başbakanın veya başka bir siyasi yetkilinin bu güne kadar özür belirten herhangi açıklaması basına yansımadığı gibi, bu kadar vahim bir olayda Başbakanın kullandığı bu ifade biçimi, hangi açıdan bakılırsa bakılsın kabul edilemez ve sorunlu bir yaklaşımı ifade eder.

Başbakanın kendisini adeta soruşturma makamının yerine koyarak kullandığı “samimiyetle yapılan görev” ve hata” tanımlamaları “hüküm” niteliğinde olup, Türkiye’nin siyasi koşulları göz önüne alındığında bu sözün üzerine aksi yönde söz söyleyebilecek cesarete sahip, adaleti sağlamak görevli kişilerin olduğu konusunda ciddi kuşkular duymaktayız. Bu yaklaşım olası yargılama sürecini olumsuz etkileyecek niteliktedir.

Başbakanın yaptığı açıklamanın hemen akabinde, bir tv programında konuşan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ise, “bu olayın TSK’nin tecrübe hanesine yazıldığı” şeklindeki ifadesi, katledilen insanları deneme tahtası olarak gördüğünün bir ifadesi olup, aynı zamanda “PKKnın figüranı” nitelemesi ve kendisine “özür” le ilgili sorulan bir soruya “özür dilenecek bir olay yoktur” şeklinde karşılık vermesi katledilen insanları ne kadar değersiz gördüğünün bir ifadesidir.

Yine geçtiğimiz günlerde, Wal Street Journal Gazetesinin istihbarat bilgilerinin ABD tarafından verildiği bilgisine karşılık, hükümetin beş aydan beridir istihbarat bilgilerinin milli kaynaklardan elde edildiği şeklindeki bilgilendirmenin birbiriyle çelişmesi karşısında Başbakan bu haberi ABD de seçim öncesinde Obama’yı zor durumda bırakmak için yapılan bir haber olduğunu söylemiş, ancak ABD Savunma Bakanı’nın, Wall Street Journal gazetesinin haberini, doğrulayıcı beyanları karşısında bir açıklama yapmamıştır.

Son günlerde yaşan bu gelişmeler, olayın faillerinin açığa çıkarılıp cezalandırılacağına dair umutlarımızı yitirmemize neden olmuştur.

Başbakan ve İçişleri Bakanının son yaptıkları açıklamalar faillerin kasten bulunmadığı soruşturmanın zamana yayılarak unutturulmaya çalışılacağı kanaatini kamuoyunda oluşturacak niteliktedir. Birkaç sene öncesinin kudretli generallerinin bugün yargılandığı bir ortamda, hükümet yetkililerinden, kendilerini sual olunmaz, hesap vermez bir konumda görme yanılgısına düşmemelerini, mazlumun ahının arşı titreteceğinin hususunun bilinmesini isteriz.

MAZLUMDER olarak; toplumun yaralanmış adalet duygularını yeniden tesis edilmek üzere; emir komuta zinciri içerisinde işlenmiş olan bu katliamın faillerinin bir an önce açığa çıkarılıp yargı önün çıkarılmasını ve siyasi sorumluluğu elinde barındıran hükümetin Roboskili ailelerden geç kalınmış özrü dilemesini talep eder, ROBOSKİ İÇİN ADALET gerçekleşene kadar, bu sürecin takipçisi olacağımızı, kamuoyuna saygıyla bildiririz.

Ahmet Faruk Ünsal

MAZLUMDER Genel Başkanı

 

 

Bir cevap yazın