Ankara 329. hafta eylemi

Değerli basın mensupları ve değerli katılımcılar 329. Hafta basın açıklamamıza hoş geldiniz.

Geçtiğimiz günlerde Amerikan Wall Street Journal Gazetesi’nin ortaya attığı iddialar sonucunda artık unutulmaya yüz tutmuş Uludere gerçeği Türkiye’nin gündemine tekrar oturdu. Devletin çeşitli kademelerinden yapılan açıklamaların tatmin edici olmadığı kanaatindeyiz. Ayrıca Hükümet kanadından da zaman zaman yapılan bazı çelişkili açıklamaların da dikkat çekici olduğunu düşünmekteyiz. Yine bazı köşe yazarlarının da bu konuda yaptıkları insafsız açıklamaları da esefle karşılıyoruz

Hepimizin vicdanını rahatsız eden, her geçen gün kalbimizde ağırlığını daha fazla hissettiğimiz Uludere katliamı tartışmaları insani boyutlarını aşıp siyasi malzeme yapılmaya devam ediliyor. Muhalefet,” failleri bulun” derken insanlarımızın acılarına ortak olup hafifletmeyi değil, iktidarı nasıl köşeye sıkıştırırım, siyaseten nasıl puan kazanırım derdine düştüler. İktidar mensupları ise nerdeyse özür dilediklerine bile pişman olmuş görünüyorlar.” Onlar ölmeseydi zaten yargılanacaklardı”, sözü hiç söylenmemeliydi. İnsan hayatı her şeyden önemlidir ve kutsaldır. Yapılanlar ister kasıtlı, isterse yanlışlıkla olsun, meclis komisyonu bir an evvel soruşturmasını tamamlayıp raporunu yazmalıdır. Ucu nereye dokunursa dokunsun failler ve sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılırsa, toplumun vicdanı rahatlayacak ve gözü yaşlı anaların acıları kısmen de olsa hafifleyecektir.

Türkiye, karanlık geçmişini silmeye, aydınlık geleceğine adım atmaya çalıştığı bu günlerde darbeler ve darbeciler yargılanmaya devam ediyor. Askeri vesayetin her alanda kaldırılması istenirken, kısmi iyileştirmeler mağduriyetleri gideremez. Orduevlerinde ve askeri tesislerde düğün v.b organizasyonlarda yumuşatılan kıyafet yönetmeliği bir iyileşme gibi görünse de alanın geneline yayılmadığı sürece çözüm olamaz. Asker yakınları her türlü sosyal tesisten yararlanırken, kılık kıyafetinden dolayı bu tesislerin bahçesine bile giremeyen insanları potansiyel suçlu olarak gören zihniyet hala yürürlüktedir.

Yeni Anayasayı toplumun her kesimi heyecanla bekliyor. Devleti değil bireyi önceleyen, kişi hak ve özgürlüklerini temel alan, sadece eski darbe Anayasasında iyileştirici birkaç rötuş yapmak yerine yepyeni bir Anayasa yapılmalıdır. Ayrıca kâğıt üzerinde kalacak şekilde değil, uygulanabilirliği esas alınarak, kısa, öz, anlaşılır, net bir anayasa olmalıdır. Siyasiler, kendi kırmızıçizgilerine göre değil, halkın yararına olacak her türlü değişikliği göz önüne alarak adım atmalıdırlar.

Akdeniz Üniversitesi kampüsünde inşa edilen cami için” 7 bin kişinin Cuma namazından çıktığı bir yerde nasıl bilim olacak” diyen zihniyeti kınıyoruz. İslam dini hiçbir zaman bilimin önünde engelleyici değil, aksine bilimsel çalışmaları her zaman teşvik edici olmuştur. Bu tür zihniyet sahipleri sebebiyle, dini ve insani değerlerden uzaklaşılması sonucu toplumda şiddet giderek artmaktadır. Ailede, okulda, sağlık kuruluşlarında v.b yerlerde gördüğümüz şiddet olayları daha fazla yaygınlaşıp, toplum tarafından kanıksanmadan, gerekli önlemlerin alınması gerekir. Burada en büyük görev başta ebeveynler olmak üzere eğitimcilere düşmektedir. Geleceğimizi emanet ettiğimiz eğitimcilerin de bazı meslek gruplarında olduğu gibi zaman zaman psikolojik ve pedagojik takviye eğitimleri almaları gerekir.

Mübarek üç ayların girdiği bu günlerin zulmün ortadan kalkmasına, insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını diliyoruz. Bir sonraki hafta da buluşmak dileğiyle.

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına İLKDER Yön. Kur. Üye.

Emine Özçelik

 

 

Bir cevap yazın