Keşmir’de insanlık dramı devam ediyor

Azad Keşmir Cemaat-i İslami Başkanı Abdul Raşit Turabi, yardımcılarından Av. Müştak Ahmet ve Av. Şeyh Akilürrahman ile Azad Keşmir Cemaat-i İslami Gençlik Kolları Başkanı Nazakat Ali Han MAZLUMDER İstanbul Şubesi’nde Keşmir sorunu ile ilgili bir basın toplantısı düzenlediler.

Toplantıda açılış konuşmasını yapan MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar şunları söyledi: “Kendi topraklarında yaşam haklarını müdafa eden ve bağımsızlık mücadelesi veren Keşmirliler topraklarının bir kısmında elde ettikleri başarı ile Azad Keşmir’i kurmuşlarsa da topraklarının büyük bölümü Hindistan’ın işgali altındadır. BM’de Keşmir’le ilgili kararlar alınması devam ettiği halde bölgenin silahsızlandırılması ve referandum yapılması Hindistan tarafından engellenmiştir ve Hindistan işgali Keşmir’de kalıcı hale gelmiştir. Keşmir’de kan akmaya devam ediyor fakat dünya medyası Keşmir’i göremiyor”.

Daha sonra basın açıklaması metnini okuyan Sarıyaşar Keşmir’in 1952 yılından bu yana binlerce sivilin hayatını kaybettiği, açlık, yoksulluk ve dünyadan tecrit edilmiş bir yaşamın sürüldüğü dünyanın kanayan yaralarından biri olduğunu söyledi.

Daha sonra konuşan Azad Keşmir Cemaat-i İslami Başkanı Abdul Raşit Turabi “Keşmir özgür olmayan bir Müslüman bölgesidir. Bir yerde Müslümanlara zulüm varsa, onların canı, namusu tehlikedeyse dinimizde diğer Müslümanlara onlara yardım etmek farzdır. Eğer sadece İslam İşbirliği Teşkilatı’ndaki ülkeler bile Hindistan’a Keşmir konusunda baskı yapsalar bu sorun çok kısa bir zamanda çözülür. Türkiye hükümetinden de diğer ülkelerde yaşanan ihlallere hassasiyet gösterdiği gibi Keşmir konusunda da destek bekliyoruz” dedi. Turabi, Hindistan tarafından işkence ile öldürülen birçok tanıdığı olduğunu, Cemaat-i İslami liderlerinden arkadaşı Prof. Nezir’in metal sandalyeye oturtulup altında gaz ocağı yakılarak işkence ile öldürüldüğünü, insanların zehirli gıdalar ve iğnelerle katledildiğini söyledi. Keşmir sorununu UCM’ye götüremediklerini ifade eden Turabi “Bunun için Hindistan ile bir komisyon kurulması gerekiyor ancak Hindistan buna yanaşmıyor” dedi.

Turabi’nin ardından Keşmir Cemaat-i İslami Başkan yardımcılarından Av. Şeyh Akilürrahman konuştu. Akilürrahman konuşmasında zulme karşı tüm Müslümanların birlikte ses çıkarmaları gerektiğini söyleyerek Hindistan’ın zulmü ile Keşmir’de 500 tane yeni mezarlığın açıldığını ve dolduğunu belirtti.

Azad Keşmir Cemaat-i İslami Başkan yardımcılarından Av. Müştak Ahmet ise seslerini duyurmakta zorlandıkları böyle bir dönemde kendilerine böyle bir fırsat verildiği için MAZLUMDER’e ve Türkiye basınına teşekkür etti. Kendisinin de Keşmir’de öldürülen çok fazla akrabası olduğunu söyleyen Müştak Ahmet, bu işkence ve ölüm hikayelerini anlatmanın mümkün olmadığını, kalplerin bu acıları kolay kaldıramayacağını söyledi.

Son olarak konuşan Azad Keşmir Cemaat-i İslami Gençlik Kolları Başkanı Nazakat Ali Han ise Keşmir’de genç nüfusun fazla olduğunu, Hindistan’ın bir takım projelerle gençleri yollarından çıkartmaya, beyinlerini yıkamaya, İslam ile olan bağlarını kopartmaya çalıştığını söyleyerek “Uluslararası medyaya da Keşmir’de çalışma yapma izni verilmediği için sesimizi duyuramıyoruz. Ama inanıyoruz ki Keşmir Özgürleşecek” dedi.

Toplantının ardından misafirler basın mensuplarının sorularını cevapladılar ve MAZLUMDER’e seslerini Türkiye ve dünyaya duyurulması noktasında yardımcı olduğu için teşekkürlerini sundular.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu

BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

KEŞMİR’DE İNSANLIK DRAMI DEVAM EDİYOR!

1947’de Pakistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla beraber Keşmir halkı da kendi bağımsızlığı için Hindistan’a karşı mücadele etmiş ve bugün Azad Keşmir olarak bilinen bölgede hükümranlığını ilan etmiştir. Keşmir halkı, Hindistan işgali altındaki topraklarının bağımsızlığı mücadelesine devam ederken BM’nin olaya müdahalesini ve hakemliğini kabul etmiştir. Ancak, 1948’den beri defalarca da teyit edildiği gibi 1952’de BM gözeti minde Hindistan’la Pakistan arasında imzala nan barış anlaşmasıyla Keşmir halkı arasında Pakistan veya Hindistan’dan hangisini tercih ettikleri konu sunda bir referandum yapılması kararlaştırılmış-tır. Bu referandum öncesi BM’nin Keşmir konusundaki karar tasarısı, Jammu ve Keşmir Devletçiliğinin nihai çözümünün BM himayesi altında demokratik bir yöntem olan özgür ve tarafsız bir halkoylaması yoluyla insanların özgür iradeleri gereğince yapılacağını yönündeydi. Fakat Hint yönetimi bu anlaşmanın gereğini yerine getirmeyerek herhangi bir referandum yapma mıştır. Bilakis bölgede 700 bin asker konuşlandırarak 2. Dünya Savaşından bu yana tüm dünyada askeri gücün en yoğun olduğu bir bölge haline getirmiştir.

Keşmir 1952 yılından bu yana bin lerce sivilin hayatını kaybettiği, açlık, yoksulluk ve dünyadan tecrit edilmiş bir yaşamın sürüldüğü, dünyanın ka nayan yaralarından biridir. Hindis tan’ın saldırgan politikalarına maruz kalan Keşmir’de, saldırılar ve devlet terörizmi, baskınlar, bomba lamalar, işkence, sokağa çıkma ya sakları, din ve eğitim haklarının ihlali devam etmektedir. Bunların yanı sıra Hindistan tarafından özellikle Jammu bölgesinde ısrarlı bir şekilde Hindu nüfusun yerleştirilmesi ile Jammu Keşmir’de demografik yapının değiştirilmesi kaygı vericidir. Bu güne kadar yaklaşık 700 bin Hintli bu topraklara yerleştirilmiştir.

Keşmir’de 1947’den beri yaklaşık 500 bin insan katledilmiş ve 2 milyon insan göç etmek zorunda kalmıştır. Çatışmaların başladığı 1989 yılından bu yana yaklaşık 100 bin kişinin öldüğü ve 10 bin kişinin kaybolduğu kaydedilmektedir. Sadece 2011 yılında açılan bir toplu mezarda 3000 cesedin ortaya çıkması, Hindistan’ın Keşmir’de sistematik olarak soykırım yaptığını göstermektedir. Sadece Azad Keşmir’e sığınan mülteciler 50 bin civarında olup kamplarda zor şartlarda hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadır.

Hapishanelerdeki işkence ve baskı uygulamaları, haksız gözaltılar ve gözaltındaki kayıplar Keşmir’deki insan hakları ihlallerinin başında gelmektedir. Keşmir’de gözaltına alınanların mahkemeye çıkarılmasına izin verilmemektedir. Hint askerleri tarafından gözaltına alınan zanlılar, cezaevi yönetiminin engellemeleri sonucu mahkemeye çıkarılmadan cezaevinde tutulmaktadır. Bu sebeple mahkûmlar herhangi bir hukuki sürece tabi olmaksızın yasal sürelerin üzerinde hapiste kalmaktadır. Keşmirli avukatlar, gözaltındaki müvekkillerine mahkeme tarihlerinin bildirilmediğini ve avukatlarıyla görüşme izni verilmediğini belirtmektedir. Savunma haklarından mahrum bırakılan Keşmirlilerin cezaevinde kalış sürelerini uzatmak için Hintli yetkililer her türlü yola başvurmaktadır.

Arap devrimlerini takip eden günlerde canlanan Keşmir intifadası, 100 binlerle ifade edilen barışçıl gösterileri gerçekleştirirken Hint askeri birliklerince açılan ateşler sonucu her gün 10 kişi hayatını kaybetmektedir. Son olaylarda kanaat önderlerinden Şeyh Abdulaziz gösteriler sırasında ölen liderlerden biridir.

Keşmir’de 11 yıllık intifada şunu açıkça ortaya koymuştur ki; bu sorunun askeri bir çözümü yoktur. Hintli yetkililer de sorunun askeri değil siyasi yöntemlerle çözülmesi gerektiğini kabul etmişlerdir.

Hindistan Keşmir’in kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ileri sürerek konunun çözümüne yönelik herhangi bir görüşme yapmayacaklarını belirtmiş, Pakistan’ın kontrolündeki Keşmir bölgesinin de boşaltılmasını istemektedir. Pakistan ise 1948 ve 1949’da alınan ve 1957’de teyit edilen BM’nin Keşmir ile ilgili kararlarının tam olarak uygulanmasını ve bölgede BM gözetiminde referandum yapılmasını istemektedir. İşgal altındaki Keşmir topraklarında Hindistan adeta bir açık cezaevi meydana getirmiştir. Turistlerin, basın mensuplarının ve STK’ların bölgeye girmesine izin vermemektedir.

Biz MAZLUMDER olarak, Keşmir’deki dramın son bulması için, BM’nin Keşmir konusundaki sorumluluklarını yerine getirmesini ve uluslararası insan hakları kurumları ile kamuoyunun da BM’ye sorunun adil çözümüne yönelik baskı yapmaları gerektiğine inanıyor, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Keşmir sorununu gündeme alması için çağrıda bulunuyoruz. Türkiye Dışişleri yetkililerinin de bu soruna kayıtsız kalmamalarını talep ediyor, sorumluluklarını hatırlatıyoruz.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi

 

Bir cevap yazın