Konya 245.hafta eylemi

Kısmi çözüm problemin genelinin kabulü değil midir? Sorunun bir bölümünü çözmek sorunun geriye kalan bölümlerini onaylamak, çözümsüz bırakmak anlamına gelmez mi? Zulmün bir parçasını gidermek diğer parçalarının zalimi olmak anlamına gelmez mi? Kısmi çözümler, sorunun sürekliliğine ve devamlılığına bir katkı sağlamaz mı? Soruna bu türden yaklaşmak sorunun kabulünü ve içselleştirilmesini sağlamaz mı?

Başörtüsü meselesi bir problem olarak uzadıkça problemin niteliği ve sınırları açısından da daha çetrefilli hale gelmektedir. Çözüm talebinde bulunanlar, sorunun kaynakları ve zulme maruz kalanlar her birisi bu sorun hakkında çok farklı yerlerde durmaktadırlar. Sorunun kaynağı kim ve ne, neye ve kime karşı bir mücadele verilmeli, bu bir partinin veya ideolojik bir yönelimin sorunu mu? Yoksa bir devlet politikası veya bir devlet sorunu mu? Yasak sadece üniversitelerde ve bazı kamu kurum ve kuruluşlarında mı? Buralarda yasak çözülünce başörtüsü problemi diye bir problem bitmiş mi olacak? Ak parti kadınlar komisyonun bazı özel alanlarda yasağın kaldırılması ve geriye kalan yerlerde yasağın devamına yönelik düşüncesi ve teklifi siyasal bir yöneliş midir? Yoksa bu baskıcı yasakçı atmosferi kabullenme ve içselleştirme refleksi olarak algılanmalı mıdır?

Başörtülüler artık resepsiyonlara, ordu evlerine, kokteyllere bilumum protokollere örtüleriyle katılabilecekler. Yani vitrinde başörtülüler var olacak. Başörtüsü bundan böyle magazinsel bir içerik kazanacak. Protokolün eşleri yeni kreasyonlarla arzı endam eyleyecekler. Ve meselenin özü magazinleştirilerek kaybolmuş olacak. Binlerce mazlumun gözyaşından makyaj malzemeleri üretilecek, binlerce ah-u figanlardan resepsiyon müzikleri elde edilecek.

Üniversiteler de başörtüsü meselesi kısmi bir çözüme kavuşmuşken ideolojik kaygıları ve sapık izlenimleri olan bir takım zevat hala dayatma ve baskılarını sürdürmeye devam etmekteler. Üniversitelerdeki ideolojik eğitim ve öğretim devam ettiği müddetçe bu ideolojik dayatmaların sahipleri de zulümlerine devam edeceklerdir.

4+4+4 zorunlu eğitim dayatması başörtüsü sorununu katmerli bir hale getirecektir. Üniversiteler insanların kendi istekleriyle yöneldikleri birer eğitim kurumu iken zorunlu eğitim adı üzerinde zorunludur. Ve bu eğitime katılmamak özgürlüğü ve hakkı da yoktur. Fakat diploması 18 yaşında alınacak olan bu dayatmanın içerisinde bulunan kızlarımızın başörtüsü ne olacak? Üniversitede sorunu çözdük diyenler orta ve liseleri zorunlu hale getirerek başörtüsü yasağını daha geniş kitlelere yaymış olmuyorlar mı? Yoksa orta ve lisede sadece erkekler mi okuyacak? Üniversite bir eğitim kurumu da orta ve liseler eğitim kurumu değil mi? Ya da sizi anlayınışınızda mükellefiyet üniversitede mi başlıyor?

Resepsiyonlarınız, protokolleriniz vs. sizin olsun! Siz halkın inançlarından kaynaklanan mağduriyetlerini giderin. Getirmiş olduğunuz zorunlu eğitimdeki yasakçı tutumunuzdan vazgeçin. Orta ve lise öğretiminde başörtüsünü serbest bırakın. Tüm alanlarda kılık kıyafete yönelik baskılarınızı kaldırın.

Özgürlüklerin alanlarının kısıtlanmadığı inançların magazinleştirmediği bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 246. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

28 CEMAZİYEL AHİR 1433

19/ 05 / 2012

 

Bir cevap yazın