Akyazı’da direniş 278. haftasında

IHH İnsani Yardım Vakfı’nın öncülüğünde çeşitli ülkelerden gönüllülerle birlikte oluşturulan Gazze yardım filosuna ait Mavi Marmara gemisine İsrail tarafından yapılan barbarca saldırının üzerinden iki yıl geçti. Bir cinayet şebekesi olan siyonist katillerin saldırısı sonucu Şehid düşen 9 kardeşimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz.

Şımarık siyonist rejim Türkiye’nin özür dileme ve mağdurlara tazminat ödeme çağrılarını reddetti ve Türk Hükümeti tarihi nitelikte bir karar vererek siyasi, askeri ve ekonomik ilişkileri askıya aldı. Böylece iki yıldan bu yana iki ülkenin diplomatik ilişkileri kesilmiş oldu. Her açıdan değerlendirildiğinde tam bir korsanlık eylemi olan İsrail saldırısında Şehid olan kardeşlerimizin yakınlarıyla birlikte IHH İnsani Yardım Vakfı, maddi-manevi tazminat davaları açarak hukuk mücadelelerine devam etmektedir. Öte yandan Türk Hükümeti de vatandaşlarının uğradığı zararların telafi edilmesi ve sorumluların cezalandırılması amacıyla son iki yıldır diplomatik çabalarını sürdürmektedir. Bu süre zarfında BM İnsan Hakları Konseyi’nin neredeyse saldırganı ödüllendiren tutarsız raporlarının yanı sıra İsrail yönetimine karşı hiçbir uluslararası yaptırımın uygulanmamış olması, hukukun egemen güçler tarafından nasıl pervasızca çiğnenebildiğini bir kez daha gösterdi.

Mevcut karamsar görüntüye rağmen Türk yargısı Mavi Marmara gemisinde işlenen insanlık suçlarıyla ilgili önemli bir adım atarak sorumluların yargılanmasının önünü açtı. İsrailli yöneticiler hakkında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianameyi inceleyen İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesinin oy birliğiyle iddianameyi kabul etmesinin ciddi anlamda hukuki ve siyasi sonuçları olacaktır.

Saldırının yaşandığı tarihte İsrail Genelkurmay Başkanı olan Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, ve İstihbarat Başkanı Amos Yadlin hakkında dokuz yardım gönüllüsünün öldürülmesine sebebiyet verdikleri gerekçesiyle “Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçuna azmettirmekten” dokuz kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmektedir. İsrail söz konusu olduğunda hukukun rafa kalktığı bir dünyada Türk mahkemesinin gösterdiği hukuki cesareti kutlamak gerekmektedir. Siyonist rejim bu gelişme karşısında paniğe kapılarak acil önlemler alınmasını kararlaştırmıştır.

Dava kapsamında yargılanması beklenen İsrail subayları hakkında tutuklama kararı çıkması güçlü bir olasılıktır ve böyle bir durumda Türkiye’nin Interpol aracılığı ile sanıkların yakalanmasını istemesi gayet doğaldır. Bu durumda Interpol üyesi tüm devletlerin İsrailli sanıklara yönelik tutuklama işlemi başlatabileceğinden kaygı duyan İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Meir Rosen, İsrail 7. kanalındaki açıklamasında dört üst düzey askeri yetkili hakkında olası tutuklama kararına karşı Netanyahu hükümetinin dünya ülkelerinden yardım istemesi gerektiğini ifade etmiştir.

Mavi Marmara iddianamesinin kabul edilmesiyle Türk yargısı, bugüne kadar cezasızlığa alış(tırıl)mış siyonist katillere karşı son derece önemli bir hukuki süreç başlatmıştır. Bu sınavın başarıyla verilmesi bakımından mahkemenin elinde oldukça güçlü hukuki argümanlar bulunmaktadır. İnşallah Şehid düşen, yaralanan ve eşyaları yağmalanan kardeşlerimizin ahı yerde kalmayacak ve adalet er ya da geç tecelli edecektir.

Filistinli mazlum kardeşlerine yardım etmek amacıyla Gazze’ye doğru yola çıkan ve uluslararası sularda siyonist çete tarafından saldırıya uğrayan Mavi Marmara gemisinde Şehid düşen kardeşlerimizi bir kez daha yad ediyor, Müslüman halkımızın Filistin davasına karşı duyarlılığının sürmesini temenni ediyoruz.

Öte yandan Suriye’de akan kan devam ediyor. Zalim esed rejimi hergün kan emmeye devam ediyor. Eli kanlı çocuk katili esedi kınıyoruz. Zulümler sona erene kadar zalimlerle mücadelemiz devam edecektir. Gelecek hafta cumartesi saat 12:30’da buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.

Akyazı Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına

Mazlumder sözcüsü

İrfan ALEMDAR

 

Bir cevap yazın