Ankara’da eylemler 330. haftasında

Değerli basın mensupları, hak ve özgürlükler konusunda yanımızda yer alarak desteklerini esirgemeyen sevgili dostlarımız. Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına hepinize hoş geldiniz diyor, saygıyla selamlıyoruz.

Değerli basın mensupları, kıymetli katılımcılar! Üzülerek belirtelim ki, ülkemiz:- Kızının eğitim hakkını arayan annelerin 2 yıl, 10 ay hapse mahkum edildiği…

– Üniversitelerinde profesörlerin, Turist Ömer gibi elinde fotoğraf makinesiyle okul girişlerinde başörtülü öğrencilerin resmini çekerek fişlediği…

– İktidarda olan bir partinin Kadın Kolları’nca, sivil anayasa çalışmalarına katkıda bulunmak üzere başörtüsüne kamusal alanda özgürlük sağlanması için Meclis Başkanlığı’na sunduğu raporda: “başörtüsünün simge teşkil ettiği… Bu sebeple de yargıçlık, öğretmenlik ve emniyet görevlisi gibi meslekler istisna tutularak başörtüsü sorunu aşılabilir…” gibi, garip ve mantık dışı tekliflerin yapılabildiği…

– Yine Anayasal söylem içine, “Eşcinseller… “ ifadesinin mutlaka konulması gerektiğinin (toplumun genel – geçer ahlak normları bilindiği halde) ısrarla savunulduğu…

– Cezaevinde kaldığı sırada “Tekbir” getirdiği için, insanlara bir yıl hapis cezasının verildiği…

– Dünyanın muhafazakar hiçbir ülkesinde görülmeyen ve Milli Bayram statüsü çerçevesinde, genç bir erkekle genç bir kızın alt alta, üst üste kadın erkek eşitliği (!?) ne yaraşır bir şekilde karakucak güreştirildiği…

– Nesebin ve neslin bozulmasına sebep olacak, İslâm’a göre haram olan “sütkardeşlerin (bilmeden) evlenmelerine sebep olabilecek, “ anne sütü olanlar olmayanları bulsunlar” sloganıyla Müslüman mahallesinde salyangoz satıcılarının tekrar ortaya çıktığı…

– Karakolların basıldığı, asker ve polislerin teröristlerce kurşunlandığı; bunun böyle olmasının ise en makul hak arama yolu olduğunun siyasi bir dille savunulabildiği gariplikler ülkesine dönmüştür.

Artık tüm çarpıklıklara bir son verme zamanı gelmedi mi? Bu ülkenin âkil insanları ne zaman harekete geçecek? Sorunlara ne zaman makul çözümler üretip insanımızın fikir, inanç ve ifade özgürlüğüne kavuşmasına zemin hazırlayacaklar?

Yıllardır, “Hoşgörü”, “Ötekine Saygı”, “Demokratik Açılım”, “Kürt Açılımı” gibi sloganlarla insanımız meşguledilmiş, gelinen noktada bu sloganların bir işe yaramadığı görülmüştür. Bu gün “Daha Çok Demokrasi” diye ortaya çıkanların amaçlarının VESAYET SİSTEMİNİ KALICI HALE GETİRMEK olduğunu görüyoruz. Dünkü muhtıra ve darbeleri destekleyen, çeşitli olaylar çıkartarak halkı bölmek isteyenlerin bugün de aynı şeyleri yaptıklarını müşâhede etmekteyiz.Bugün, Türkiye’de birçok şeyler değişmeye başladı, pek çok şey tartışmaya açıldı. Fakat, ne yazıktır ki gerçek bir Sivil Anayasa’nın hazırlanması önündeki bir takım engeller hâla değişmedi ve tartışmaya açılamadı.

Mevcut Anayasa’daki, “Değiştirilemez, Değiştirilmesi Teklif Dahi Edilemez” maddeleri hâla yerini korumaktadır. Bu handikaplar aşılmadıkça gerçek bir Sivil Anayasa yapılması düşünülemez. Her zaman olduğu gibi yine tekrar ediyoruz ki, özgürlüklerin önündeki en büyük engel DARBE ANAYASALARI’dır. Tüm darbeler halka ve onların talep ettikleri FİKİR, İNANÇ ve İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ’ne karşı yapılmıştır.

Artık, sanırız; kurtuluşumuz için Vesayet Anayasalarından/ Darbe Anayasalarından kurtulmanın zamanı gelmiştir.

Âkil insanları, bu konular üzerinde ciddiyetle düşünmeye davet eder, idrak etmeye başladığımız mübarek üç ayların ülkemize, İslâm âlemine ve tüm dünyaya barış ve huzurun gelmesine vesile olmasını diler, bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU ADINA

Zeki YILDIZ

VAHDET VAKFI

 

Bir cevap yazın